İki kilo alınan bir ürün yarım kiloya kadar düştü

Fotoğraf: Evrensel

İki kilo alınan bir ürün yarım kiloya kadar düştü

Malatya'da semt pazarındaki yurttaşlara enflasyon rakamlarını ve bu rakamların kendilerine nasıl yansıdığını sorduk.

Kıvılcım EFTELYA
Hivda TAŞ
Malatya

Kriz halinin olduğu yurtta geçtiğimiz günlerde açıklanan yıllık enflasyon rakamlarına göre bir kaç puanlık düşüşün yaşandığı görülüyor. Ortaya çıkan rakamların yurttaşlara nasıl yansıdığını görmek için Malatya’da semt pazarının yolunu tutuyoruz. Önceden 2 kilograma  aldıkları bir ürünün yarım kilograma kadar düştüğünü söyleyen yurttaşlar, kriz dolardan kaynaklı ise dolar düşünce neden fiyatların düşmediğini soruyor. Eskiden 100 TL’ye bir sürü şey alındığı ifade edilen pazarda, esnaf da dertli; “Artık zarar ediyoruz.”

Hava soğuktu, yarım kilo mandalina alıp pazar yerinde yürüyüşe geçiyoruz. İşsiz ve evli 30 yaşındaki Semra Çelik, “Temel ihtiyaçlarımı karşılayabiliyorum ama şöyle ki her şeyden eskisinden daha az alarak karşılayabiliyorum” diyor ve durumunu şöyle örneklendiriyor:  “Eskiden herhangi bir meyveden 2 kilo alabiliyorsam şimdi yarım kilo alabiliyorum.” Alım gücünün çok fazla düştüğünü ifade eden Çelik, “Bu krizin doların artışından kaynaklandığı söyleniyor ama doların artışının neye bağlı olduğuna bakmak lazım. Bu artışın sebebini bilemiyorum. Ama kendi açımdan şunu söyleyebilirim, alım gücüm çok fazla düştü” diyor.

‘DÖVİZ DÜŞÜNCE NEDEN FİYATLAR DÜŞMÜYOR?’

Pazar yerinde ilerlemeye devam ettik. Soğan tezgahında soğan seçen Mehmet Bulam’ın yanına yaklaşıyoruz. Önce röportaj vermekte çekimser davranan Bulam, soğan aldığı pazar esnafının da ısrarıyla konuşmaya başlıyor. “Geçmiş yıllara göre hayat pahalılığı artıyor, bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Fiyatlarda epey yükseliş var” diyen Bulam, “Norveç’ten gelen bir balık türü var. Önceden 7-10 TL falandı, şimdi sordum 20 TL. ‘Esnafa döviz düşünce fiyat neden düşmüyor?’ diye sordum. ‘Yüksek fiyata alıyoruz, yüksek fiyata da satmak zorunda kalıyoruz’ dedi. Onlar da haklı yoksa nasıl kâr elde edecekler?” diyor. Biraz soluklanan Bulam, “Geçen yıl 30 TL ile pazara çıkılırken şimdi 60-70 TL ile çıkılıyor. Büyük bir farklılık var. Geçen seneki bütçemizle aynı ürünleri alamıyoruz” diyor.

‘ESKİDEN 100 TL İLE BİR SÜRÜ ŞEY ALINIYORDU’

Fotoğraf: Evrensel

Pazar yerinde ilerlerken türkü söyleyerek ve gülümseyerek mandalina satan bir pazar esnafı dikkatimizi çekiyor. 25 yaşında olan ve 14 senedir bu mesleği yapan Hasan Hüseyin’e temel ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamadığını soruyoruz. Bir yandan satış yapıp bir yandan sorularımıza cevap vermeye çalışan Hüseyin, “Temel ihtiyaçlarımızı karşılayamıyoruz, yetişmiyor” diyor. Müşteri için poşete mandalina koyan Hüseyin, “Doların artışı da satışları etkiledi tabi. Müşteriler pazara geliyor, alışveriş yapamıyor. Eskiden insanlar 100 TL ile geliyordu, pazardan bir sürü şey alabiliyordu ama şu an alamıyorlar” diyor.

ESNAF: GEÇİN KÂR ETMEYİ, ZARAR EDİYORUZ

“Gelin domates alın, alamazsanız çalın!” diye esprili bir dille domates satmaya çalışan bir başka pazar esnafı dikkatimizi çekiyor bu sefer.  Yanına vardığımızda o da röportaj isteğimizi geri çevirmedi, beraber domates tezgahının arkasına geçtik. Temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığından yakınan Ufuk Doğan, “Temel ihtiyaçlarımı karşılayabiliyor olsaydım şu an burada domates satmazdım” diyor. Satışların ve zamların dolarla alakalı olmadığını düşünen Doğan, “Dolar düştü fakat yiyeceklere gelen zamlar düşmedi. Tüm bunlar iktidarın yaptıklarıyla alakalı” diyor. Doğan, “Günde 30 TL kazanıyorsak 50 TL harcamak zorunda kalıyoruz, nasıl geçinelim? Her hafta fiyatlar yükseliyor, insanların alım gücü düştüğü için bizi de etkiliyor. Hal fiyatları da yüksek, domatesi 2.5 TL’ye alıp 2 TL’ye satıyoruz. Geçin kâr etmeyi zarar ediyoruz” diyerek gidişattan yakınıyor.

‘KRİZİN SEBEBİ ÜRETİM OLMAMASI’

Röportaj yapmak istediğimizi söylediğimiz bir kadın ise, “Ben size sorayım kimin sayesinde bu ekonomik kriz? İktidardakiler sayesinde, onlar utansın!” diye tepki göstererek yanımızdan ayrılıyor. Bu sırada yanımızdan geçmekte olan genç bir kadın ricamızı kırmıyor ve bizimle konuşmaya başlıyor. Bankacılık ve sigortacılık bölümünden mezun ancak her 5 üniversite mezunundan 1’i u gibi işsiz olan Özlem Özcan, “İşsiz olduğum için ailemin yardımıyla temel ihtiyaçlarımı karşılamaya çalışıyorum. Meyve, et-balık türü şeyleri epey kısıtlı alabiliyorum. Mecburen kısıtlı çünkü işsizim” diyor. Krizin sebeplerinin üretimin olmamasının olduğunu düşünen Özcan, “Türkiye olarak üretmiyoruz. Yani hep dışarıdan alıyoruz. Üretmeyince, şeker fabrikalarımız satıldıkça böyle oluyor” diyor.

www.evrensel.net