07 Aralık 2018 13:23
Son Düzenlenme Tarihi: 07 Aralık 2018 13:35

Bursa H Tipi Cezaevi’ndeki 15 mahpus, süreli açlık grevine başladı

Bursa H Tipi Cezaevi’ndeki 15 mahpus, siyasi mahpuslara uygulanan tecrit ve izolasyonun bir an önce sona ermesi talebiyle açlık grevine başladı.

Bursa H Tipi Cezaevi’ndeki 15 mahpus, süreli açlık grevine başladı

Fotoğraf: Flickr

Paylaş

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Bursa H Tipi Cezaevi’ndeki 15 mahpus, hapishanelerde siyasi mahpuslara uygulanan tecrit ve izolasyon politikalarından bir an önce vazgeçilmesi için süreli açlık grevine başladı. Evrensel'e mektup gönderen mahpuslar, 30 Kasım’da başlayan ve 9 Aralık’a kadar sürecek olan açlık grevinin, hukuksuz uygulamaların devam etmesi halinde süreceğini belirttiler.

Darbe girişiminin ardından iki yıl yürürlükte kaldıktan sonra kaldırılan OHAL koşulları hapishanelerde devam ediyor. Bursa H Tipi Kapalı Cezaevi‘nde tutulmakta olan İdris Başaran isimli mahpus, Evrensel'e gönderdiği mektupta, hapishanede keyfi ve hukuki olmayan yaklaşımlarla karşı karşıya kaldıklarını anlattı. Hapishane idaresinin, hastanelerin vermiş olduğu raporları dikkate almadığını aktaran Başaran, yaşadıkları ihlalleri şu şekilde özetledi:

“İstediğimiz gazeteyi alamıyoruz. Gelen kitaplar 5 adet ile sınırlandırıldı. Dışarıda toplatma kararı olmamasına rağmen bize gelen kitaplar keyfi bir şekilde sudan gerekçelerle verilmemektedir. Yıllardır kullandığımız radyolarımız keyfi bir şekilde alınmıştır. Kürtçeye dönük özellikle bir yasağın olduğu görülmektedir. Kendi yazdığımız Türkçe ve Kürtçe kitaplarımız dışarıda bilgisayarda düzeltilip tekrar bize gönderildi ancak hala bize verilmedi. Tüm haklarımız elimizden alındı, hiçbir sosyal aktivitemiz yok. Direkt tecrit yaşıyoruz. Kimliğimizden vazgeçmemiz dayatılıyor. Bazı memurlar ve askerler Kürt olmamızdan kaynaklı, kimliğimize dönük hakaret içeren yaklaşımlar sergiliyor. İki yıldır diş hastanesi vb. sağlık konularında hastaneye götürülen arkadaşlarımız kelepçeleri açılmadığı için tedavi olmadan geri götürülüyor.”

NELSON MANDELA’NIN HAYATI ‘SAKINCALI’ GÖRÜLDÜ

Başaran, Güney Afrika'nın ilk siyahi cumhurbaşkanı olan Nelson Mandela’nın hayatını anlatan kitabın, hapishane idaresi tarafından ‘sakıncalı’ olarak görüldüğü için verilmediğini söyledi. Başaran yazar Mehmet Uzun’un kitabının da Kürtçe olması sebebiyle verilmediğini belirtti. Yaptıkları tüm başvurulara rağmen söz konusu ihlallere ilişkin bir sonuç alamadıklarını belirten Başaran, hapishanelerde siyasi mahpuslara uygulanan tecrit ve izolasyon politikalarından bir an önce vazgeçilmesi için Bursa H Tipi Cezaevi’ndeki 15 mahpusun süreli açlık grevine başladığı bilgisini verdi. Başaran, “Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, sayın Leyla Güven’e olan hukuksuzca yaklaşıma son verilmesi, bulunduğumuz cezaevi de dahil olmak üzere biz siyasi tutsaklara uygulanan tecrit, izolasyon politikalarından bir an önce vazgeçilmesi için bulunduğumuz cezaevinde 30 Kasım ile 9 Aralık tarihleri arasında 15 arkadaşımız açlık grevine başlamıştır” dedi.

Başaran, hukuksuz uygulamaların devam etmesi halinde açlık grevi eylemlerine devam edeceklerini belirtti.

‘CEZAEVLERİ YAŞANMAZ HALE GELDİ’

Tokat T Tipi Cezaevi’nde tutulmakta olan Haldun Yalçın isimli mahpus da gazetemize gönderdiği mektupta, OHAL uygulamalarının hapishanelerde devam ettiğini anlattı. Siyasi ve muhalif kimliklerinden dolayı haklarının gasp edildiğini ifade eden Yalçın, “12 Eylül faşist zihniyetinin ürünü olan kimi dayatmalarla karşı karşıyayız. Sayım, arama, revir, görüş vb. gidiş gelişlerde; ‘Sıraya geç, ayağa kalk, elini cebinden çıkart, külahını çıkar vb. faşist kurallar dayatılıp; arama adı altında eşyalarımız dağıtılmakta, tüm koğuşlarımız talan edilmekte, kimi eşyalarımız kırılıp el konulmakta, elbiselere renk sınırlaması adı altında fiilen tek tipleştirme dayatılmakta; kitap ve dergilerimiz verilmemekte; radyolarımıza el konulup, dilekçelerimize cevap verilmemekte; mektuplarımız geç gönderilip, geç verilip ve çoğunlukla kaybedilmekte, oda değişimleri isteklerine göre veya hiç yapılmamakta, sohbet ve atölye gibi çeşitli sosyal-kültürel haklarımız da gasp edilmiş bulunmaktadır” dedi.

Yalçın, mahpusların gardiyanların fiziki saldırısına maruz kaldıklarını iddia etti:

“Kimi gardiyan ve başgardiyanlar siyasi, ideolojik kinlerini, nefretlerini 14 Kasım’da sabah saatlerinde A-2-2 koğuşumuzda bulunan arkadaşlarımıza fiziki saldırı biçiminde dışa vurmuşlardır. Gardiyanlar, soğuk havalara rağmen, ‘elini cebine koyma’ bahanesiyle arkadaşlarımıza saldırdı. 7 arkadaşlarımızı darp eden gardiyanlar, daha sonra bu arkadaşımızı ters kelepçe yaparak koğuştan çıkardılar. Darp edilen 7 arkadaşımız farklı odalara götürülüp orada da psikolojik baskı, sözlü hakaret ve tekrar fiziki saldırıya uğradı. Arkadaşlarımızdan biri hücreye atıldı. Saldırıya uğrayan arkadaşlarımıza manevi destek sunan diğer odalardaki arkadaşlarımıza da disiplin soruşturması açıldı. Bu vb çağdışı, faşizan ve insanlık onurunun mahkum ettiği çeşitli uygulamalarla adeta diken üstündeyiz. Saldırılar öyle bir boyut kazanmıştır ki artık cezaevleri yaşanmaz hale gelmiştir.”

ÖNCEKİ HABER

CHP’li Tanal: Vatandaşı limon gibi sıktınız!

SONRAKİ HABER

Ersur Tekstil işçileri işsiz kalma kaygısı yaşıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa