Apê Musa’ya misafir olmak

Apê Musa’ya misafir olmak

“Aydınlar sabah güneşi gibidir. İlk şafakta azdır, ama tam doğarsa tüm pisliği ortaya çıkarır.” Bu sözler Kürt aydınlanmasının koca çınarı Musa Anter’in katledilmeden bir gün önce yazdığı, son satırlar arasında yer alıyor. Anter’in kendi el yazısı ile yazdığı bu satırlar 19.09.1992 tarihini taşıyor.

Fatih Polat

HRANT’IN AYAKKABISI, ANTER’İN ÇORABI

Rakel Dink, Osman Baydemir ve Musa Anter’in kızı Rahşan Anter’in kurdelesini birlikte keserek açılışını yaptığı Musa Anter Müzesi’nde rastlıyoruz bu satırlara. Kürt basınının ve düşünce hayatının bilgesi Apê Musa’nın müzeye dönüştürülen evinde ona ait daha önce rastlayamadığımız fotoğraflardan, katledildiğinde üzerinde olan son eşyalara kadar, bize onu anlatacak, hatırlatacak bir dizi şey. Musa Anter’in katledildiği gün giydiği çorap da bu müzede yer alıyor ve Rahşan Anter, o çorabı Rakel Dink’e gösterirken “Hrant katledildiğinde giydiği o ayakkabı var ya, bizim için de bu çorap öyle bir şey” diyor. Rahşan Anter bize müzeyi gezdirirken, elinde Musa Anter’e ait fotoğraf ve onu hatırlatacak şeyler olanlardan, bunları sergilenmek üzere bu müzeye ulaştırmalarını istiyor.

BAYDEMİR’İN ANTER’E MESAJI

20 Eylül 1992 yılında katledilen Musa Anter’in katledilişinin 20. yılında müzeye çevrilen evinin açılışı yapılırken, evinin bahçesinde bulunan Anıt Mezarı önünde de bir anma töreni düzenlendi. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, bu törende yaptığı konuşmada, Musa Anter’in anıt mezarında Kürtçe olarak yazan “Zulüm kader değildir” sözüne vurgu yapıyor ve ona şu mesajı gönderiyor: “Şükür ki artık dört parçada çocukların var. Belki ben göremeyebilirim ama, torunların, küçük generallerin günün birinde mutlaka sana barışın o müjdeli haberini getireceklerdir.”

ANTER ANTER: ARTIK ÖLÜM OLMASIN!

Doğup büyüdüğü bu evin bahçesinde sohbet ederken Musa Anter’in, uzun yılları yurt dışında geçmiş olan oğlu Anter Anter, Kürt sorununun çözülmemiş olmasından ve sürekli gelen ölüm haberlerinden dert yanıyor. Ölümün, inkarın, çatışmanın çözüm olamayacağına vurgu yapan Anter Anter, bunu Mecliste görüştüğü AKP’li milletvekillerine de anlattığını söylüyor. Bize bu gezimiz süresince adeta mihmandarlık da yapan Musa Anter’in diğer oğlu Dicle Anter, bugün açılan müzeye ek olarak, burada bir de kütüphane oluşturulduğunu ve kitap yazmak için bir süre şehir gürültüsünden uzaklaşmak isteyenlerin gelip burada yoğunlaşarak kitap yazabilmelerine de imkan tanımak istediklerini söylüyor. Burası doğanın kucağında çok güzel bir bahçe. Musa Anter’lerin Mardin’in eski mimarisine uygun biçimde yapılmış taş evini çevreleyen bahçede çok sayıda nar ağacı var. Bunun yanında ayva ağacı, hurma ağacı, üzüm bağı göze çarpan bahçenin ortasında Ape Musa’nın anıt mezarı bulunuyor.

CENNETTEN BİR BAHÇE

Mezarı başındaki anmada Toplumsal Bellek Platformu adına konuşan Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok, “Ülkemiz yakın tarihinin belki de en karanlık günlerinden geçiyor. En karanlık, çünkü yakın tarihimiz darbeler, zulümler, faili meçhullerle dolu olmasına karşı, belki hiç bu kadar tepkisiz, yıldırılmış ve yalnızlaştırılmamıştı. Çünkü her şeye rağmen devrimci geleneğin, sendikal hareketin güçlü olduğu, direniş ve dayanışmanın yok edilemediği günlerdi. Oysa bu ülke üzerinde kara emelleri olan güçler son derece sistematik bir yaklaşımla toplumu sindirmeyi başardılar. Aydınlanma geleneğinin önde gelen aydınlarını, gazetecilerini, yani toplum önderlerini bir bir devlet eliyle öldürdüler, eğitimi, hukuku ele geçirdiler. Aydınlarımız suçlarını bile bilmeden, çökmüş, asılsız iddialarla hapishanelerde tutsak. Öldürmeden, zulmederek susturdukları için teşekkür bekliyorlar” dedi. Zeynep Altıok’a Nusaybin’den ayrıldığımızda bu gezinin kendisinde bıraktığı izlenimi soruyoruz ve şunları söylüyor: “Rahşan hanımın o eşyaları tek tek anlatırkenki duygulu heyecanı çok etkileyiciydi. Mütevazı bir yer olması hoşuma gitti. Apê Musa’nın gösterişsiz gerçek hayatını bize gösterdiğini düşündüm. Çok sıcak ve yalın bir yer olması hoşuma gitti. O bahçe belli ki, Ape Musa’nın barış duygusunu gösteren cennet bahçesi gibi bir yerdi. Barış ve huzur bir arada bahçede, güzel bir ikili.”

RAKEL DİNK: ONLAR ÖLÜMSÜZDÜRLER!

Diyarbkır’dan Ape Musa’nın Nusaybin’deki evine giderken ve dönerken Rakel Dink ile aynı araçta birlikteydik. Rakel Dink, ‘Bu ülkenin topraklarının kanla sulanmasına’ tepkisini dile getiriyor ve konuşurken yer yer gözleri doluyor. Diyarbakır Seyrantepe’de katledildiği anın yıl dönümünde düzenlenen törenden, Musa Anter Müzesi’nin açılışına, oradan 20’ncisi düzenlenen Musa Anter ödül törenine kadar birçok şey, bize Apê Musa’nın öldürülemediğini bir kez daha anlatıyor. Tıpkı Rakel Dink’in ödül verirken yaptığı konuşmada olduğu gibi: “Musa Anter sağ olsun. Zaten sağdır, onların koyduğu taşlardan yürüyenler de ölümsüzdürler.”

www.evrensel.net