İşçi mücadele etmezse anayasada yer alamaz

İşçi mücadele etmezse anayasada yer alamaz

Gebze İşçi Kurultayının çağrısıyla “İşçiler nasıl bir anayasa istiyor” başlıklı forumda bir araya gelen farklı iş kollarından işçiler, işyeri temsilcileri ve sendikacılar taleplerini dile getirdi. Mücadele etmedikleri takdirde taleplerinin Anayasaya yansımayacağına dikkat çeken işçiler, ilk olarak taleplerini i&cc

Muhammet Uludağ

HDK İstanbul Milletvekili Levent Tüzel ve Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu’nun da konuşmacı olarak katıldığı foruma yaklaşık 300 işçi katıldı.

Kurultayın açılış konuşmasını İşçi Kurultay Komitesi Yürütme Üyesi Engin Kulu yaptı. İşçiler olarak anayasa tartışmalarının içinde olmak istediklerini dile getiren Kulu, “Anayasa hazırlanırken kimse işçilere nasıl bir anayasa istiyorsunuz diye sormuyor. Biz işçiler olarak müdahil olmazsak, anayasada bizim lehimize hiçbir madde çıkmayacaktır. Bunu daha önce de gördük” diye konuştu. Kıdem tazminatına göz diken bir iktidarın, işçilerin lehine yasa çıkaracağını düşünmenin aldanmaktan başka bir anlama gelmeyeceğine dikkat çeken Kulu, bu süreçte nelerin yapılacağını konuşmak üzene forumda bir araya geldiklerini bildirdi.

Kroman Çelik işçisi olduğunu ve fabrikalarında en önemli taleplerinin çalışma saatlerinin kısaltılması olduğunu dile getiren Kulu, şöyle devam etti: “Dinlenmek ve ailemize zaman ayırabilmek istiyoruz. Bunun yanı sıra 6 aylık bir toplusözleşme süreci geçirdik. İnsaf bu kadar uzun bir toplusözleşme mi olur? Talebimiz toplusözleşmelerin kısa sürede sonuçlanması. Bizler öyle bir anayasa istiyoruz ki insanlar iş kazalarında ölmesin.” Her işyerinden işçilerin çalışma koşullarını yazıp Meclise göndermesi gerektiğini ifade eden Kulu, bir yandan da taleplerini içeren bir imza kampanyası başlatacaklarını duyurdu. Kulu, bunların yapılmaması durumunda işçileri şimdikinden daha beter bir anayasanın bekleyeceğini vurguladı.

Unilever İşyeri Temsilcisi ve Gebze İşçi Kurultayı Yürütme Kurulu Üyesi Mehmet Ünal sözlerine “Farklı kimlikleri, farklı dinleri, farklı renkleri bir arada bulunduran işçi sınıfının Anayasa Komisyonunda temsilcileri var mıdır?” sorusuyla başladı. Antidemokratik koşullarda süren anayasa yazma sürecinden demokratik yasaların beklenemeyeceğini söyleyen Ünal, “Kurulan anayasa komisyonu, bütün farklı kesimlerin temsilcilerinin bulunduğu bir komisyon olmalıdır. Burada işçisinin, memurun, emeklinin, ev kadınlarının, öğrencilerin yer alması halinde anayasanın da halktan yana olmasından söz edilebilir. Şu an yapımı düşünülen anayasa toplumun düşünce ve beklentilerine itibar edilmeden yapılan bir anayasadır” diye konuştu. Bu süreçte değişik kesimlerden seslerin çıktığını ancak işçilerin sessiz kaldığını anlatan Ünal, şöyle devam etti: “Oysa işçilerin her konuda olduğu gibi yeni Anayasa için de söyleyeceği sözü, sunacağı katkıları ve beklentileri vardır. İşçileri yok sayanlar yakın zamanda işçilerin demir yumruğunun altından kurtulamayacaktır.”

Belediye İşçisi Yusuf Akar da, yeni anayasanın ancak verilecek mücadeleyle işçi lehine şekillenebileceğini söyledi. Türkiye’de ve komşu ülkelerde süren savaşlara karşı da mücadelenin yükseltilmesini isteyen Akar, işçilerin mücadele edip müdahale etmemesi halinde sorunların devam edeceğini bildirdi.

BARINMA HAKKINI İÇERMELİ

Cumhuriyet Mahallesi’nde oturan bir kamu emekçisi, mahallelerinin kentsel dönüşüm tehdidiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Kentsel dönüşüm adı altında talanların yapıldığını ve kendisi de dahil bir çok kişinin evinden barkından edileceğini anlatan kamu emekçisi, yeni Anayasanın barınma hakkını içermesi gerektiğini belirtti.

PARASIZ EĞİTİM PARASIZ SAĞLIK

Eğitim Emekçisi Orhan Kaya şunları söyledi: “4+4+4 eğitim süreciyle parasız eğitim tarihe karışmış oldu. Bugün 4+4+4 ile eğitim tamamen gericileştirildi. Değişik seçmeli dersler getirilerek dini eğitimi dayatır oldular. Parasız sağlık ve eğitim bir yaşam hakkıdır. Yeni anayasada bunun güvence altına alınması için çalışma yapmalıyız.”

Emplast İşyeri Temsilcisi Erdem Bolat, talepleri şöyle sıraladı: “Anayasada işçilerin istedikleri sendikaya üye olma hakları bulunmaktadır. Bizlerde bu hakkımıza dayanarak aynı işyerlerinden arkadaşlarla bir araya gelip sendikaya üye oluyoruz. Ancak sonucuna bakıyoruz, işten çıkarılıyoruz. Suçumuz ne oluyor anayasal hakkımızı kullanmak. Gebze’de birçok arkadaşımızın sendikalaşmaktan dolayı işten atıldığını biliyoruz. O zaman soruyorum sendikalaşmak anayasal hakkımızsa biz neden işten atılıyoruz? Dolayısıyla bizim yapılacak yeni anayasadan ilk talebimiz sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılması olmalıdır.”

SANAYİ SİTESİNDEKİ HER İŞYERİNDE 2 ÇOCUK İŞÇİ VAR

Foruma Hasköy Sanayi Sitesinden katılan Akif Yıldırım, sanayi sitesinde çocuk işçiliğinin yoğun olduğunu belirtti. Her işyerinde an az 2 çocuk işçi bulunduğunu söyleyen Yıldırım, “Bu çocuklar 200 TL’ye çalıştırıyor. Bir çok işçi sigortasız olarak çalıştırılıyor ve sigortanın olmadığı bir yerde sendikalardan bahsetmek anlamsız olur. Bize işveren ve ustabaşına nasıl davranacağımız konusunda nezaket öğretenler, konu iş elbiselerine gelince sessiz kalmaktadırlar. İşverenler kendi yasalarına güveniyorlar ve bizim güçsüzlüğümüzden destek alıyorlar. Sanayi sitelerinde iş kazalarına karşı önlem alınmıyor. Site içinde 2 tane cami var ancak herhangi bir sağlık kuruluşu yok” diye konuştu. Yıldırım, taleplerin gerçekleşmesi için bu süreçte ciddi eylemlerde bulunulması gerektiğini bildirdi.

İş kazalarından ölümlere neden olanların engellenmesine dönük bir yaptırım bulunmadığını dile getiren Legrand İşçisi Gülay Sap, yeni anayasada meslek hastalıklarına ve iş kazalarına dair işçilerin taleplerinin yer almasını istedi. Aynı durumun meslek hastalıkları için de geçerli olduğunu anlatan Gülay Sap, “Mevcut çalışma sistemi özellikle bilek ağrılarına, boyun ve bel fıtığına neden olmaktadır. Biz bu hastalıkların meslek hastalığı statüsüne alınmasını talep ediyoruz” dedi. Ölümlerin ve hastalıkların önlem alınmaması nedeniyle yaşandığına dikkat çeken Sap, önlemlerin ancak işçilerin zorlamasıyla hayata geçeceğine vurgu yaptı.

BİRLİK BERABERLİK İÇİNDE HAREKET ETMELİYİZ

Akkardan İşçisi Mustafa Ekinci, işçilerin haklarının darbeyle ellerinden alındığını ve 12 Eylül Anayasasının böyle oluşturulduğunu söyledi. Bununla da yetinilmediğini ve sonrasında patronların isteğine göre Anayasaya yeni şekil verildiğini dile getiren Ekinci, yeni anayasada işçilerin söz sahibi olması gerektiğini ifade etti. Yaşanan krizlerin faturasının hep işçilere ödetildiğini, işten atılan işçilerin daha sonra düşük ücretle geri alındığını anlatan Ekinci, Başbakanın “Kriz teğet geçti” sözünü hatırlatarak “Kriz işçileri değil patronları teğet geçmiştir” dedi. Anayasa ile işçilerin haklarının güvenceye alınması gerektiğini dile getiren Ekinci şöyle devam etti: “Akkardan işçileri olarak yeni anayasada; işten çıkarılmaların yasaklanması, işe iade davalarında dava sonuçlanıncaya kadar işçilerin çalışmaya devam etmesi, issizlik maaşlarının bir ailenin geçinebileceği miktarlara çıkarılması, işsizlerin tekrar iş buluncaya kadar sağlık haklarının güvence altına alınması ve fonlarda biriken paraların patronlara değil gerçek sahibi biz işçilere verilmesini içeren maddelerin yer almasını istiyoruz.” Sadece geçen yıl Gebze’de 50’ye yakın direniş yaşandığı bilgisini veren Ekinci, “Ancak bu direnişlere yeteri kadar sahip çıkılmamıştır. Bu bir özeleştiridir. Bizler işçiysek, sorunlarımız bir ise, birlik ve beraberlik içinde hareket etmeliyiz” dedi.

SENDİKALAR ANAYASA İÇİN BİR ARAYA GELMELİ

Yücel Boru İşyeri Temsilcisi Dilek Başıbüyük, çalışma sürelerinin kısaltılması, kıdem tazminatının fona değil işçilere verilmesi, örgütlenme özgürlüğünün ve sendika seçme hakkının anayasal güvenceye alınması gerektiğini söyledi. Başıbüyük, sendikaları bu talepler için bir araya gelmeye çağırdı.

HDK İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, anayasa ile ilgili 4 partinin katılımıyla komisyon oluşturulduğunu ve lüks salonlarda yapılan toplantılar düzenlendiğini aktararak “Bu toplantıları göstererek ‘Değişik kesimlerin taleplerini göz önünde bulunduruyoruz’ diyorlar. Ancak sizlere, işçilere bu toplantılarda yer verilmedi. Dolayısıyla bugün yapılan bu forum çok daha anlamlı bir çalışmadır” diye konuştu. Tüzel, Türkiye gündeminde pek çok konunun tartışıldığını ancak işçi hakları, işçi sağlığı ve iş güvenliği, barınma, eğitim hakkı gibi konuların ise daha geriden tartışıldığını ifade etti.

Süren savaşa ve ölümlere de değinen Tüzel şunları söyledi: “AKP bir açılımla ortaya atıldı ancak ülkede ölümler devam ediyor. Bu açılım hiçbir derde deva olmadı. Neden? Çünkü tekçi bir kafa var. Savaş dediğimiz şey gelip taleplerin karşılanmamasına dayanıyor. Demokratik esaslarla, halkı dinleyerek çözümler üretilebilir. Ancak bu yapılmıyor. Bütün bunlara bizlerin müdahil olması gerekiyor.”

İşçilerin ancak mücadeleyle anayasaya taleplerini yerleştirebileceğine dikkat çeken Tüzel, “Grevler, mitingler, eylemlerle bu taleplerimizi dile getirmeliyiz. Gebze’de ve ülkenin bir çok yerinde grevler ve eylemler farklı taleplerle oluyor. Ancak bunlar bazen lokal kalıyor. Gebze İşçi Kurultayı işte bunlarda bir ses getirmek amacıyla ortaya çıktı ve misyonunu da yerine getirmeli. Bu anayasa sürecine dair işçilerin daha fazla seslerini yükseltmeleri gerekiyor. Önümüzdeki yeni dönemde çalışmalarımız daha da hızlanmalı. Ülkenin değişik bölgelerinden işçilerle de bu çalışmaları ortaklaştırmanız gerekli” diye konuştu. Mecliste her hafta farklı bölgelerden gelen işçilerle anayasa taleplerine ilişkin basın toplantısı düzenleme önerisini getiren Tüzel, “Burasını pilot bölge seçerek başlatalım” çağrısında bulundu.

HANGİ SINIF GÜÇLÜYSE ANAYASA O SINIFIN ÇIKARI DOĞRULTUSUNDA HAZIRLANIR

AKP Hükümetinin sermaye sınıfına hizmet ettiğini ve Anayasa tartışmasını da bunun için gündeme getirdiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu, AKP Hükümetinin çıkardığı yasalarla kölelik koşullarını daha da artırdığını kaydetti. 4+4+4 yasasının da sermaye sınıfının çıkarları için getirildiğini anlatan Müftüoğlu, “Dershaneye gidenin bile üniversiteyi kazanamadığı günümüzde, özel okullar getiriliyor. Böylece özel okula gitmeyen üniversiteye gidemeyecek. Türkiye'de çalışma yaşı 15 ve yeni yasalarla bu yaş 13’e çekiliyor. Siz çocuğunuzu okula gönderdiğinizi sanıyorsunuz ama o aslında çalışmaya gidecek. Yeni yasa ile çocuklar ağır ve tehlikeli işlerde çalışabilecek. Çocuklar için böyle yasalar çıkartanlar işçiler için nasıl iyi yasalar çıkartabilir?” diye konuştu. Gebze’nin sanayinin çevreyi kirletmesi konusunda da bir numara olduğuna dikkat çeken Müftüoğlu, patronların bunu bildiği için Gebze’de oturmadıklarını, hükümetin de çevre kirliliğini önleyecek yasalar çıkartmadığını belirtti.

Bir yandan da halkların birbirine düşman edildiğini anlatan Müftüoğlu, şöyle devam etti: “Ve buna emekçiler alet ediliyor. Her savaşta, özellikle emekçiler üzerinde ciddi oyunlar oynanır. Çünkü onlar asker olacaklardır. Bu tablonun derinleşmesini sağlayan AKP Hükümetidir. Bu AKP mi işçiler lehine bir anayasa çıkaracak?”

Hangi sınıf güçlü ise o sınıfın çıkarlarını içeren bir anayasa yapılacağını vurgulayan Müftüoğlu “İşte bu noktada işçi sınıfının daha güçlü bir şekilde harekete geçirilmesi gereklidir. Sözünü ettiğimiz bütün talepler için mücadele etmemiz gerekli. Sendikaların bu gündemde sesi çıkmamaktadır” diye konuştu. Siyasallaşmanın önemine de değinen Müftüoğlu “Gebze’den çıkan milletvekillerinin kaçı işçi haklarını düşünüyor?” diye sorduktan sonra, işçilerin işçi sınıfına dair konuşan vekillerle siyaset yapması gerektiğini anlattı. (Gebze/EVRENSEL)

www.evrensel.net