30 Kasım 2018 14:29
Son Düzenlenme Tarihi: 30 Kasım 2018 14:30

Sığınmaevine yerleştirildi ama tehditler bitmedi

Evli olduğu erkekten gördüğü sistematik şiddet sonrası sığınmaevine yerleştirilen M.Ç, eşinin tehditlerini sürdürdüğünü söyledi.

Sığınmaevine yerleştirildi ama tehditler bitmedi

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Türkiye’de resmi verilere göre, 144 kadın sığınmaevi bulunuyor. Kadın örgütleri tarafından yapısı itibariyle eleştirilen sığınmaevlerinde sorunlar da bitmiyor. M.Ç, şiddetten kaçıp sığınmaevine gitmek zorunda kalan kadınlardan. Evli olduğu erkekten gördüğü sistematik şiddet sonucunda önce emniyete başvuran ardından da sığınmaevine yerleştirilen M.Ç, eşinin tehditlerini sürdürdüğünü söyledi. Sığınmaevinde yaşamını idame ettiremediği için dışarıda başka işlerde çalışan M.Ç,  “Kadınların genelde ölüm haberlerini görüyorum, şimdi ben de haber olur muyum?”  sözleriyle yaşadığı korkuyu anlattı.

18 YAŞINDA ZORLA EVLENDİRİLDİ

MA'dan Nimet Ölmez'in haberine göre, Eskişehir’e bağlı bir köyde ailesinin baskısıyla 18 yaşında evlendirildiğini belirten M.Ç, “Daha ellerimdeki kına dururken eşim bana şiddet uygulamaya başladı” dedi. Başka bir seçeneği olmadığı için evlenmek zorunda kaldığını, ailesinin, "Aman kızımız evden çıkmasın, kimse hakkımızda konuşmasın" diyerek kendisini bu hayata mahkum ettiğini ifade eden M.Ç, evliliğinin ilk günlerinden itibaren şiddet görmeye başladığını söyledi. 

Yıllarca çeşitli işlerde çalışarak kazandığı tüm parayı eşinin aldığını söyleyen M.Ç, şöyle devam etti: “Kazandığım parayla bu adam kendine araba aldı. Onun bana uyguladığı baskılardan dolayı birçok işe girip çıktım. Bir işe başlardım, biraz çalıştıktan sonra gelip, patronların yanında ‘Sen niye böyle giyindin, niye geç kaldın?’ diyordu. Bağırıp çağırıp beni o işten de alırdı.” 6 yaşında bir oğlu olduğunu, yaşadığı şiddet nedeniyle hep ailesinin evine gittiğini ve  aylarca dönmediğini anlatan M.Ç, eşi çocuğunu elinden alır diye tekrar ona dönmek zorunda kaldığını belirtti.

‘ŞİDDETİ KABUL ETMEYECEĞİMİ ANLADIM’

Son yaşadığı şiddet olayının bardağı taşıran son damla olduğunu belirten M.Ç, o gün oğlumu alıp evden çıktıktan sonra aynanın karşısında yüzünü görünce bir daha bunu kabul etmeyeceğimi anladığını ve bir taksi çağırıp karakola gittiğini anlatarak, “Orda sığınmaevine gitmek istediğimi söyledim” dedi. 2 aydır sığınmaevinde kaldığını dile getiren M.Ç, tanıdık birinin kendisini gördüğünü ve eşine haber verdiğini söyledi. M.Ç, bu durumla ilgili kaygılarını, “Artık nerede olduğumu biliyor. Beni telefonla sık sık arayıp ‘gelip orayı yıkacağım, dağıtacağım’ diyor. Can güvenliğim yok, başka şehre gönderecekler. Bir umut yeni bir hayata başlayabilirim diye düşünüyorum” dedi. 

‘BİLİRKİŞİ ÇOCUĞUN BABADA KALMASINI İSTEDİ’

Boşanma davası açtıktan sonra eşinin mahkemeye yalan beyanlarla dolu 4 sayfalık bir dilekçe yazdığını söyleyen M.Ç, 6 yaşındaki çocuğunun da geçici vekaletinin babasına verildiğini ifade etti. Çocuğunu almak için yeni bir hayata başlamak istediğini anlatan M.Ç, “Eşim mahkemeye verdiği dilekçede, şiddete uğramadığımı, darp raporunun yalan olduğunu, beni ‘Çocuğumla ilgilenmeyen ahlakı yerinde olmayan bir kadın’ olarak yazmış. Bunlara mahkeme inanır mı, buna göre karar verir mi bilmiyorum” dedi.  Bilirkişinin hem kendisiyle hem de eşiyle ayrı görüşmeler yaptığını ve çocuğun babada kalmasını uygun bulduğunu anlatan M.Ç, şunları söyledi: “Bilirkişiye, ne yapmam gerektiğini, nasıl bir hayat kuracağım ki çocuğumu bana veresiniz diye sordum. Onlar da sürekli Eskişehir’e ailenin yanına gitmemi söylediler. Oysa biliyorum ailemin evinden bundan çok da farklı bir hayatım olmayacak.” 

‘KÖYDE BABA, EVDE KOCA’

BU tür durumlarda ailenin kadının arkasında durması gerektiğinin altını çizen M.Ç, “Köyde baba burada ise koca var. Ben iki hayat arasına sıkıştırılmışım. Giyimimden, makyajıma, çalıştığım iş yerine kadar her şeyin hesabını vermek zorunda bırakılıyorum. Eşim de sürekli çocuğu bana karşı kullanıyor ki, vazgeçip ona döneyim. Avukat, çocuğumu almak için, birilerin davada şahit olması gerektiğini söylüyor. Hangi arkadaşımın kapısını çaldıysam eşimin korkusundan şahit olmayı kabul etmedi. Sığınmaevi kadınlara sadece bir çatı veriyor. Ne yapacağımı bunlarla nasıl baş edebileceğimi kimse bana söylemiyor. Bir sürü iş yeriyle konuştum, kadın kurumunda kaldığımı öğrendiklerinde ‘Sen işimize yaramazsın gelme’ diyorlar. Gittiğim yerde sıfırdan bir düzen kursam bile, eşim çocuğumu görme bahanesiyle gelip yine hayatımı zehir edecek. Bunca kadının nasıl öldürüldüğünü şimdi daha iyi anlıyorum. Korkmuyorum kendime güveniyorum. Yeter ki daha fazla destek olsun. Kadınlar birbirinin elinden tutabilsinler” dedi. (İzmir/MA)

ÖNCEKİ HABER

Babalarının çite bağladığı 2 çocuk kurtarıldı, baba gözaltında

SONRAKİ HABER

Elektronik kitap, gazete ve dergide KDV oranı yüzde 18'e yükseltildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa