'Başka biri gelip bizim  problemimizi çözemez'

Fotoğraf: Evrensel

'Başka biri gelip bizim problemimizi çözemez'

Petrol-İş Aliağa şubesi yöneticileri ve işyeri temsilcileri temsilciler genel kurulunu değerlendirdi.

Dilek OMAKLILAR
İzmir

Petrol-İş 28. Dönem Genel Temsilciler Kurulunda Flormar direnişi, kıdem tazminatının fona devri ve krizin faturasını emekçilere ödetilmek istenmesine ilişkin tespitler yapıldı. Ancak çıkan sonuç bildirgesi Aliağa’daki sendikacıları ve işçileri tatmin etmiş değil. “Teşhisi koyuyoruz ancak reçeteyi yazamıyoruz” diyen temsilciler ve sendikacılar harekete geçmek gerektiğine vurgu yapıp, kendi sorumluluklarına işaret ediyorlar: “Başka bir sendika ya da başka biri gelip bizim problemimizi çözemez. Çözüm biziz.”

Petrol-İş 28. Dönem Genel Temsilciler Kurulu 17-18 Kasım tarihlerinde toplandı. Bu toplantıyı ve sonrasında yapılan açıklamaları Sendikanın Aliağa Şube Başkanı, şube yöneticileri ve işyeri temsilcileriyle değerlendirdik. Toplantıda Flormar direnişi, kıdem tazminatının fona devri ve krizin faturasının emekçilere ödetilmek istenmesi başlıklarının öne çıktığını aktaran Şube Başkanı Ahmet Oktay, “Bu üç ana başlıkta konfederasyonlara atıfta bulunuldu ama konfederasyonlardan ziyade bizlerin yani konfederasyonlara bağlı sendikaların muhakkak bu konularda hazırlıklı olması lazım. Sendikaların sivil toplum kuruluşu değil, demokratik kitle kuruluşları olduğu unutuldu. Daha doğrusu unutturulmak istendiğini gördük. Bu konuda bizler sınıfsal bakmak zorundayız” diye konuştu.

‘SÖYLEMDE KALMAMALI’

Petrol-İş’in “Asgari ücret 2 bin liraya çıkarılsın, 2019 yılında gerçekleşecek görüşmelerde de 2 bin lira üzerinden ücret zammı pazarlığı yapılsın” dediğini aktaran Oktay, bu tespitin söylemde kalmaması gerektiğini vurguladı. Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’ın açıklamalarının ve Türk-İş’e bağlı sendikaların mücadele vermemesinin işverenleri cesaretlendirdiğini dile getiren Oktay, kıdem tazminatına ilişkin tartışmalara dair de şunları söyledi: “Son iki Türk-İş Genel Kurulunda alınan karar gereği kıdem tazminatlarının fona devredilmesi gündeme geldiğinde genel grev ilan edilecekti. Temsilciler kurulunda da bu karar doğrultusunda konuşuldu. Bu konuda komisyonlara dahi gitmeden gündeme geldiği andan itibaren etkili bir genel grev örgütlenmesi gerekiyor. Hak-İş kıdem tazminatının fona devredilmesinden yana tavır sergiliyor. Burada görev Türk-İş ve DİSK’e düşüyor. Türk-İş’in harekete geçmesi için taban hareketinin alevlenmesi gerekiyor.” 

‘BEDEL ÖDEMEYİ GÖZE ALMALIYIZ’

Petrol-İş Aliağa Şube Yöneticisi Mevlüt Çınar, “Aliağa işçisinin diğer işçilerden farkı şudur, gelen arkadaş verilen her görevi yapabilecek kapasitede insanlardır, bu da sendikal birikimin aktarılması ile kazanılan bir şeydir. Başka bir sendika ya da başka biri gelip bizim problemimizi çözemez. Çözüm biziz. Kolayı seçmeyeceğiz, insanları bilinçlendirmek için yeniden uğraşacağız. Örgütlü mücadeleyi vermeliyiz. Bu da eğitimden geçiyor. Çözüm tek, çözüm eylem birlikteliği sağlamak. Hükümet aleni bir şekilde işçi sınıfı ile mücadele ediyor. Buna karşı biz sendikalar da bedel ödemeyi göze almak zorundayız” dedi.

‘İŞÇİ KOMİTELERİ TÜZÜĞE GİRMELİ’

Petrol-İş Aliağa Şube Yöneticisi Veysel Gündüz de,”TPO Türkiye’deki ana kuruluşlarımızdan biridir. Ana kuruluş olan tek şirketimiz burası kaldı. 4 şubemizi de ilgilendiren bir konu, ama bu şubelerimiz bu konuya yeterince değinmediler. Sınıfsal tavır ortadan kaybolmuş durumda. Nasıl oluşturabiliriz kısmına bakmamız lazım, sorunun ana kaynağı bu bence” dedi. Sendikanın tüzüğünde de değişikliğe ihtiyaç olduğunu dile getiren Gündüz, devam etti: “İşçi komiteleriyle ilgili bizim tüzükte herhangi bir şey yok biliyorsunuz ki. Bu işçi komiteleriyle ilgili, amacıyla ilgili yönetilme biçimiyle ilgili tartıştık. Bunu dayatmayla yapamazsın, ikna etmelisin. Tüzükle ilgili de çalışmalarımız olmalı. İşçi komiteleri sendikalar için olmazsa olmazdır.”

‘İŞ GÜVENLİĞİ KONUSUNA NEREDEYSE DEĞİNİLMEDİ’

PETKİM işyeri temsilcisi ise kurulda ne öz eleştirinin ne de geleceğe dair planlamanın yapıldığını söyledi. PETKİM’de, bakım sırasında üzerlerine elektrik panosu devrilmesi sonucu 43 yaşındaki Nihat Abaylı isimli işçinin yaşamını yitirdiği iş cinayetini hatırlatan temsilci, “Nihat’ın öldüğü zaman, o gün sabah vardiyasından çıkmıştım, iş kazasının yaşanacağı belliydi. Biz bunu önceden öngördük, taşeron firmanın baskısı, hadi hadi uygulaması. Bu kazadan sonra baskı biraz azaldı ama hâlâ var. Genişletilmiş kurulda da iş güvenliği konusuna değinilmedi bile” diye konuştu.

‘TEŞHİSİ KOYUYORUZ ANCAK REÇETEYİ YAZMIYORUZ’

TÜPRAŞ temsilcisi ise şunları söyledi: “Bugün siyasi iktidarın işçilere dönük 16 yıllık saldırılarına karşı biz kurulda sinevizyonda enerji bakanını gördük. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Kıdem tazminatının fona devredilmesini, iş cinayetlerini kısa bir şekilde geçtik. Fiili olarak bir şey görmeyen işçinin sendikalara olan güvensizliğinin artması normal. Teşhisi koyuyoruz ancak reçeteyi yazamıyoruz. Kıdem tazminatı gelecek ama eylem planımız ne? Genel grev dendi ama nasıl olacak, ne yapacağız yani?” diye konuştu.

TOPLUSÖZLEŞME DÖNEMİ YOĞUN GEÇECEK

BİR başka TÜPRAŞ temsilcisi TÜPRAŞ ve Ravago’da yapılacak toplu iş sözleşmesine değindi: “Bu süreçte özellikle TÜPRAŞ’ta dört bölge olarak ortak hareket etmeyi başarmamız lazım kaldı ki bunu başardığımızda hedeflediğimiz noktaya ulaşabiliriz. Ekonomik kayıpları telafi edecek bir toplusözleşme olması lazım. Orada var olan tüm maddeler bizim için çok önemli. Ravago ile TÜPRAŞ arasında toplu iş sözleşmenin farkları da var. Ravago’nun haftalık çalışma saati 45 saat, bir de vardiya primi yok. İki önceliğimiz var Ravago’da, bir çalışma saatini 40 saate çekmek, iki şu anda vardiya düzeninde çalışmalarına rağmen aldıkları ücret çok düşük. TÜPRAŞ’ta ise işe giriş ücretleri ile ilgili, yıllık izinlerle ilgili ve saat ücretlerinin yükselmesi ile ilgili toplusözleşme bunlar üzerinden yürüyecek” dedi.

www.evrensel.net