‘Diziler adeta şiddetin taşıyıcısı’

Fotoğraf: MA

‘Diziler adeta şiddetin taşıyıcısı’

Ana akım medyanın kadın cinayetlerini meşrulaştırdığını ifade eden Psikolog Şilan Sürmeli, “Türkiye’de diziler şiddetin aracı haline geldi” dedi.

Ergin ÇAĞLAR

Türkiye’de televizyonlarda yayımlanan dizilerin, “askerlik ve şehitliği” kutsarken kadına yönelik şiddeti de olağan bir durummuş gibi vermesi dikkat çekiyor.

Psikolog Şilan Sürmeli, kriz ve kaoslu dönemlerde bu tarz dizilerin topluma yansımasını değerlendirdi.

Son dönemlerde televizyon kanallarında milliyetçilikle ilgili dizilerin artmasının tarihsel bir alt yapısının olduğunu belirten Sürmeli’ye göre, iktidarlar sıkıştıkları yerlerde belli argümanlarıyla toplumu şekillendirmeyi amaçlıyor. Türkiye’de bu argümanın milliyetçilik olduğunu dile getiren Sürmeli, “Milliyetçiliğin artmasıyla birlikte şiddet artıyor ve tahammül sınırı azalıyor. Milliyetçilik argümanı, bir savaş konsepti üzerinden yükseltiliyor” dedi. Sürmeli, AKP’nin film ve dizileri kullanarak toplumu dizayn etmeye çalıştığını savunarak şunları söyledi: “Toplumla en çok temas eden teknolojik aletlerden ve en önemli kitle iletişim aracı olan televizyonlar, aslında birçok mesajın verildiği yerlerden biridir. İletici ve alıcı arasında üçüncü görünen bir şahıs yok. Bu yüzden medya, hem iletişim hem de mesaj açısından psikoloji üzerinde çok etkili. Doğalında diziler üzerinden izleyicilere biri sürü mesaj yollanıyor. Bu da izleyicilerin psikolojilerinde önemli bir etken ve iz bırakıyor. Şiddetle birçok sorun bastırılabilir. İktidarların en önemli karakterlerinden biridir şiddet. Siz şiddet uyguladığınızda karşıdaki ya siner ya da o da sizin gibi şiddet kullanmaya başlar. Eğer bu şiddet, var olan iktidar tarafından meşrulaştırılırsa yönettiği kitle de şiddeti günlük yaşamında meşru görür. İktidarlar, bilinçli olarak, iktidarlarını sağlama almak için şiddeti  kullanırlar. Bu durumda kendine yakın kitleyi de bu meşruluk üzerinden motive eder. Toplumlar ve bireyler herhangi günlük yaşamındaki bir olayda sorunlarını şiddetle çözmeye başlar. Bu hem şiddeti uygulayanın hem de şiddete maruz kalanın ruh halini etkiler. Bu ruh hali ya itaati doğurur ya da isyanı.”

Türkiye’de şiddetin en fazla mağduru olarak kadınları gösteren Sürmeli, “Muhafazakarlaşmanın artmasıyla kadınlar ikinci sınıf olarak görülür. Dolayısıyla, kadına yönelik şiddet de artar. Son dönemlerde çıkan dizilerde kadınların yaşamın her alanında şiddete maruz kaldığını görürüz. Bu da, şiddetin ciddi oranda artmasına neden olur. Diziler, adeta şiddetin aracı haline geldi” diye konuştu.

‘TEPKİLERİMİZİ HAYKIRMALIYIZ’

Ana akım medya aracılığıyla kadın cinayetlerinin meşrulaştırıldığını iddia eden Sürmeli, şöyle devam etti: “Mesela ‘bir kadın öldürüldü’ haberinin arkasından ‘aşığı, sevgilisi, eşi tarafından ya da kıskanıldığı için öldürüldü’ gelir. Bu kavramlar öldürmeyi meşrulaştırır. Hegemonyanın ana akım medya gücü olabilir; fakat sosyal medya ve tepkilerimizi haykırarak birçok şey yapabiliriz. Bunun tarihte örnekleri vardır” diye konuştu. Dizilerin topluma yön verebildiğini dile getiren Sürmeli, toplumu şiddete sevk eden diziler yerine, daha ileriye götüren dizilerin yapılması gerektiğine vurgu yaptı. (MA)

www.evrensel.net