26 Kasım 2018 02:25

Kadınlar sosyal medyada ne yapıyor?

Prof. Dr. Aslı Tunç: Kadınların dayanışma yoluyla güçlerini yeniden keşfetmelerinde sosyal medya çok etkili oldu.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Özgür Eren YILMAZ
İstanbul

Kadınlar hayatın her alanında olduğu gibi sosyal medyada da şiddet, ayrımcılık ve zorbalıkla karşı karşıya kalıyor. Öte yandan baskılara karşı birlikte tepkiyi yine sosyal medyadan veriyorlar ve gündelik hayattaki basit konulardan yaşadıkları büyük ayrımcılığa kadar pek çok konuda dayanışma da sosyal medyada örülüyor. Bilgi Üniversitesinden iletişim bilimci Prof. Dr. Aslı Tunç, sosyal medyadaki yatay iletişim ağının, kullanıcıları “saldırgan ve fütursuz” yapabileceğine dikkat çekerken, kadınların Facebook’u Twitter’dan daha çok tercih ettiğini hatırlatarak, “Twitter çok daha açık ve çok daha vahşi bir alan hepimizin bildiği gibi. Çok daha anlıksal bir alan. İnsanların birbirine saldırabildiği bir alan. Facebook ise daha kapalı, daha güvenli belki daha hakimiyeti elinizde olabilecek bir alan” değerlendirmesi yapıyor.

KADINLAR SOSYAL MEDYADA DA DEZAVANTAJLI

Türkiye’de kadınlar sosyal medyada en çok nasıl görünüyorlar?
Sosyal medyada kadının görünürlülüğü dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çok çeşitli. Öncelikle kadın sosyal medyada tüketici olarak yani bir anlamda tüketim toplumunun öznesi olarak görülüyor. Bu kafalardaki klişe imajı da yeniden üretiyor. Makyaj malzemesi, ayakkabı alan kadın gibi. Bir diğer boyut ise sosyal medyanın kadınlar için mücadele alanı olarak görülmesi. Bu eğilim dünyada da böyle. Bir aktivizm boyutu var bu işin. Özellikle son on yılda çok daha bilinçlenmiş bir kadın kullanıcı profili olduğunu görüyoruz.

Bilinçlenme derken neyi kastediyoruz?
Öncelikle sosyal medya kadınların bir anlamda kendi dertlerini kendi sorunlarını paylaşacakları, benzerliklerini bulabilecekleri, kadınlarla buluşup dayanışabilecekleri bir ortam sunmaya başladı.

Bu platformun avantajları ve dezavantajlarını beraber değerlendirmek lazım kuşkusuz. Teknoloji hayranı olmak ya da onu yerden yere vurmak yerine sosyal medyayı analiz edip özellikle kadınların bu mecrayı nasıl etkin kullanabileceklerine kafa yormak gerekiyor. Günlük hayatımızda ve dünyada kadınları ilgilendiren her sorunun sosyal medyada bir yansıması var çünkü.

Sosyal medya bir kamusal alan olarak kadınlara farklı imkanlar sunuyor mu?
Hem evet hem hayır. Çünkü biliyorsunuz toplumda çok ciddi bir kadın sorunu yaşıyoruz. Şiddet olsun, tacizler olsun, cinsiyetçi dil olsun... Sosyal medya bu sorunların hepsini hatta daha büyütülmüş şekliyle görünür kılıyor. Bu, işin dezavantajlı ve kötümser bakacağımız yönü. Kamusal alan tartışması ise bizi çok daha farklı bir noktaya taşıyor. Yani 1990’ların ortasında başlayan internetin bir kamusal alan yaratması tartışmasının artık yavaş yavaş  söndüğünü görüyoruz. Çünkü nefret dili çok fazla etkin olmaya başladı sosyal medyada ve mecra çok fazla kirlendi. Kadınlar da tarihsel olarak ezilmiş bir grup olarak sosyal medya da mağdur edilmeye devam ediyor ne yazık ki.

'BİZDE #METOO GİBİ TOPLUMU SALLAYACAK BİR ŞEY OLMADI'

Sosyal medyada tacizlerin ve cinsiyetçi dilin daha görünür olduğundan bahsettiniz. Ancak #metoo hareketi gibi bir örnek de var. Tacizin bu anlamda görünür olması kötü bir şey olmayabilir belki.
O anlamda erkek tacizini görünür kıldığı için sosyal medya büyük bir etkinlik kazandı, haklısınız. #metoo hareketi ABD’de ve başka yerlerde feminizmin kırılma noktası olarak değerlendiriliyor. Türkiye bunu bir anlamda yakaladı. #sendeanlat hashtag’i ile çıkan şeyler oldu ama #metoo gibi bizde toplumu sallayacak bir şey olmadı. Son dönemde Sıla gibi şöhretlerin başlarına geleni cesurca anlatması sosyal medyada önceki hareketlerden daha fazla karşılık buldu. Sosyal medya ürkek bir şekilde fısıltıyla konuşulan taciz olaylarını afişe etti, kadınlar dayanışma yoluyla güçlerini yeniden keşfetmelerinde sosyal medya çok etkili oldu kanımca.

Türkiye’de kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet olaylarında sosyal medyanın yargı sürecini doğrudan etkilediği örnekler var.
Toplumsal bir tepkinin sosyal medyada aniden büyüdüğünü görebiliyoruz. Çünkü mecranın getirdiği anlıksallık toplumun öfkesini hızla yansıtabiliyor.

Elbette bu toplumun nabzını tuttuğu için müthiş bir baskı yaratıyor. “Neden katiller bulunmuyor?” “Nasıl böyle bir vahşet olabilir?” diye insanlar haklı olarak veryansın ediyor. Bunun sosyal medyada görünür olması bu anlamda anlamlı bir gelişme.

Ancak bu sanal tepki çok zaman gerçek bir adalet arayışına veya demokratik bir talebe dönüşmüyor. Fakat yine de insanların, özellikle kadınların çığlığını ve isyanını toplumun geniş kesimlerine iletmekte sosyal medyanın çok başarılı olduğunu düşünüyorum.

'BİLİNMEZLİĞE SIĞINDIĞINI ZANNEDEN ERKEKLER ŞİDDETİ SANAL ORTAMDA DA ÜRETİYOR'

Sosyal medyada cinsiyetçi ve ayrımcı dilin yaygın olduğu tespiti yaptınız. Kadınlar bunun neresinde? Nasıl etkileniyorlar?
Toplumda, her alanda hissedilen şey ne yazık ki sosyal medyada çok daha vahşi hale geliyor çünkü anonimliğe, bilinmezliğe sığındığını zanneden erkekler şiddeti bu kez sanal ortamda üretiyor. Kişi isminin, kimliğinin bilinmediğini düşünerek saldırıyor.  Sosyal medyanın sunduğu hiyerarşiden uzak yatay iletişim, bu kişileri daha da  saldırgan ve fütursuz yapıyor. Bu bakımdan sosyal medya çok kaygan ve tehlikelere çok açık bir alan. O anlamda sindirici ve yıldırıcı etkisi de olabiliyor. Biz buna “chilling effect” diyoruz. Kadınlar sokakta her an karşılaşmıyorlar bellki ama sosyal medyada her an bunlarla karşılaşmak yıldırıcı olabiliyor.

Kendileri bu dili yeniden mi üretiyorlar yoksa bu dile karşı mücadele mi ediyorlar? Kendi katılımlarında bunu nasıl görüyoruz? Özellikle de kadınlara özelleşmiş sosyal medya alanlarında. Örneğin farklı Facebook gruplarında...
Bu tartışma, televizyon için de yapıldı. Özellikle sabah kuşağı programlarında kadınların bir anlamda kutsal aile kavramını tekrar ürettiği, tekrar muhafazakar değerlere sarıldığı ve bunları görünür kıldığı tartışmaları oldu. Bu paradoks sosyal medyada da var. Sonuçta kadınlarımız gökten zembille inmiyor. Hepimiz bu coğrafyanın kadınlarıyız. Dolayısıyla ’kadınlar çok ilerici de erkekler vahşi’ demek basite kaçmak olur. Kadınlar da kimi zaman hatalı bir dili tekrar üretebiliyorlar. Bu anlamda haklısınız. Sonuçta sadece erkekleri suçlamak burada biraz haksızlık olur diye düşünüyorum. Öte yandan, şöyle bir şey de var: Burada dayanışma için kurulan Facebook grupları da var. Mesela yeni anne olacaklar için diyelim, inanılmaz bir kadın dayanışmasının sürdüğü gruplar da var. Bunlar ille de mağdur olması da gerekmiyor. Hayatın her evresinden, her sınıftan kadın birbiriyle dayanışabiliyor. Sosyal medya böyle küçük ve anlamlı alanlar da yarattı. Facebook bu konuda daha iyi aslında. Twitter çok daha kaotik ve vahşi bir alan hepimizin bildiği gibi. İnsanların birbirine kolayca saldırabildiği bir alan. Facebook ise daha kapalı, daha güvenli belki daha kadınların hakimiyeti daha elinde tutabildiği bir alan.

ÖNCEKİ HABER

Tuz nasıl bırakılır?

SONRAKİ HABER

Gemide kimyasal tank temizletilen 19 yaşındaki stajyer yaşamını yitirdi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa