25 Kasım 2018 12:10

‘Meslek hastalıklarını inkar bir Türk mucizesidir’

2. Uluslararası İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Konferansı bugün de sunumlarla devam etti.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

DİSK’in düzenlediği Uluslararası İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Konferansının ikincisi Taksim’deki Elite World Oteli konferans salonunda devam etti.

İlk sunumu yapan Dr. Ahmet Tellioğlu uzun çalışma saatlerinin kalp hastalığı inme felç gibi hastalıkları tetiklediğini ifade ederek, “İş sağlığındaki durum sadece meslek hastalıkları değil bütün hastalıklara etki edebilir” dedi. Durum böyle olduğu halde kanunda ve denetimde sadece ‘işe bağlı hastalıklar’ denerek birçok hastalığın da bizzat denetleyici kurumlar tarafından pas geçildiğini ifade eden Tellioğlu, “Önümüze gelen 10 kanser hastasından en az biri işyerindeki çalışma koşullarından dolayı kanserdir” dedi.

Tellioğlu, Avrupa’da meslek hastalıkları kapsamının her yıl artarak genişlediğini ama Türkiye’de tersine bir kapsam daralması olduğunu ifade ederek “Bir ülkede meslek hastalıkları doğru düzgün teşhis edilemiyorsa o ülkede işçi sağlığı ve iş güvenliği kalitesi düşük demektir” dedi. Tellioğlu ayrıca SGK’nin iş kazalarında ölümlere dair kayıtlar tuttuğu halde meslek hastalıklarına dair tek kayıt tutmadığını söyledi.

Dr. Ahmet Tellioğlu Dr. Arif Müezzinoğlu ile yaptıkları ortak çalışmada Türkiye'de meslek hastalıklarını sayısal olarak düşürme çabasını ‘Türk Mucizesi’ olarak tanımladıklarını da ifade ederek “Türk mucizesi büyük bir ‘beceri' ile meslek hastalıklarını sıfırlamaya, kabul etmemeye doğru gidiyor” dedi. Tellioğlu “Bu mucizenin asıl sebebi, Türkiye’deki sendikalaşma oranındaki düşme, taşeronlaştırma ve toplu sözleşme sisteminin ortadan kaldırılması, iş mahkemelerinde yaşanan işçi aleyhine düzenlemelerdir. İşyerleri işveren zorbalığının tahakküm alanı oldu ve Türkiye’de işçiler hastalıklarından bahsedemez hale geldiler” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de iş sağlığı ile ilgili meselenin hekimlerin eğitimi değil, güvencesiz çalışma olduğunu vurgulayan Müezzinoğlu, “İşyeri hekimi işyerindeki meslek hastalıklarını tespit ettiği için işten çıkarıldı” diye konuştu.

NEON KAFESLERDE ESTETİK VE DUYGUSAL SÖMÜRÜ

Konferansın ikinci ikinci oturumunda “AVM mağazalarında çalışma koşulları” konusu ele alındı. Bu bölümde sunum yapan Prof. Dr. Nurcan Özkaplan, sektörde 500 bin çalışanın olduğunu tahmin ettiklerini belirterek; “AVM çalışanları büyük oranda sigortalı ve asgari ücrete yakın ücret alıyor, primlerde yüklenince durum görece iyi hale geliyor ama sirkülasyona bakınca ağır çalışma temposu nedeniyle iş değiştirdiklerini görüyoruz” dedi.  Özkaplan diğer işkollarından biraz farklı olarak AVM mağazalarında işçilerin estetik ve duygusal sömürüye de tabi tutulduğunu ifade etti. Çalışanların daha çok lise mezunu ve bekar olduğunu belirten Özkaplan, aşırı ışık, sürekli ayakta durma zorunluluğu ve iş olmasa bile bir iş yapıyormuş gibi görünme baskısının işçileri yabancılaşmaya sürüklediğini söyledi. AVM’leri çalışanlar bakımından ‘neon kafesler'e benzeten Prof. Özkaplan işçilerin sendikaları tanımadığını ya da yanlış tanıdığını ifade ederek sendikal örgütlenmenin önemine değindi.

'MÜLTECİ İŞÇİLER İŞÇİ SINIFININ BİR PARÇASIDIR'

Konferans kapsamında bir sunum da “Mültecilerin ve göçmenlerin çalışma koşulları” başlığı ile sunuldu. Gazeteci Yazar Ercüment Akdeniz, saha notlarını fotoğraflar eşliğinde sunarak “Suriye savaşı ve göçün ardından Türkiye’de işçi sınıfının profili değişti. Suriyeli ve diğer mülteci ya da göçmen işçiler Türkiye işçi sınıfının bir parçasıdır” dedi.

“Yabancılar için çalışma yasası”na da değinen Akdeniz, “Kadük de olsa bu uygulama sendikaların örgütlenmesi için alan açıyor. Sendikalar mülteci komisyonları kurmalı ve mülteci işçileri üye yapmayı önlerine koymalılar” diye konuştu. Sendikaların farklı dillerde yayınlar çıkarması gereğine de işaret eden Akdeniz, mülteci işçilerin örgütlenmesi sorununun, sadece ulusal değil uluslarararsı alanda sendikların strateji geliştirmesi gereken bir sorun olduğunu ifade etti. Akdeniz hükümetin uyguladığı mülteci politikasının aslında bir sermaye programı olduğuna da dikkat çekerek 7 yıldır kayıt dışı çalıştırılan mülteci işçilerin geriye dönük kazanılmış haklarının da sendikalar açısından bir dava konusu olduğunu söyledi.

(İstanbul/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

Dersimli kadınlar: Daha çok yan yana gelmeliyiz

SONRAKİ HABER

Düzce'de sağanak nedeniyle dereler taştı, D-100 karayolunda ulaşım aksadı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa