24 Kasım 2018 05:05

‘MEB’in mevsimlik işçileri gibiyiz’

Ücretli öğretmenler asgari ücretten az ücret alıyor, on binlerce öğretmen ise KHK’larla mesleklerini yapamıyor.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Eylem NAZLIER
İstanbul

24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle resmi makamlar öğretmenlere övgüler dizerken, ülkemizde öğretmenlerin durumu hiç de iç açıcı değil. Türkiye’de öğretmenler sözleşmeli, güvencesiz çalışmayla, ihraçlarla ve güvenlik soruşturmaları nedeniyle mesleklerini yapamaz durumda. KHK’li öğretmenler kendilerine yaşatılanlar nedeniyle ‘sosyal ölü’ gibi olduklarını belirtirken, ücretli öğretmenler asgari ücretten az bir ücret aldıklarını anlatarak kendilerini MEB’in mevsimlik işçileri olarak tanımlıyor. Mesleklerini yapabilme ‘şansı’na sahip öğretmenler ise ihraçlar nedeniyle gelecek kaygısının arttığını ifade ediyor. Eğitim sendikalarının verilerine göre öğretmenlerin yüzde 70’inden fazlası ise kredi kartlarıyla geçimini sağlamaya çalışıp borç batağında yaşıyor.

‘YAZLARI TARLADA ÇALIŞIYORUM’

10 yıldır ücretli öğretmenlik yapan İlkay Öğretmen ise ücretli öğretmen olarak aldığı maaşın asgari ücretten daha az olduğunu ifade ediyor. Üniversitede okurken aldığı kredi borcunu yapılandırdığını, aldığı düşük maaşla hem bu kredi borcunu geri ödemeye çalıştığını hem de hayatta kalmaya çalıştığını anlatan İlkay Öğretmen “Tek başıma ailemden uzakta yaşıyorum. Yazın ev kirasını ödemek için fabrikada, tarlalarda gündelik işlerde çalıştım. Bir sürü ekonomik zorlukla baş etmeye çalışıyorum. Sigortan yarım yatar, kar tatili oldu mu ücret yatmaz, iş güvencesi yok ve aldığımız ücretle ev geçindirmek çok zor” diyerek anlatıyor ücretli öğretmenlerin sorunlarını.

‘GELECEK UMUDUM YOK’

Atamaların adaletli yapılmadığını belirten İlkay Öğretmen, MEB’in 2023 hedeflerinde ücretli öğretmenlerin maaşlarının düzeltileceğinin vadedildiğini söyleyerek şunları söyledi: “Öğretmenin ücretlisi, kadrolusu mu olur? Biz taşeron bile değiliz. Milli eğitimin, mevsimlik işçileriyiz. Biz milli eğitim bünyesinde ücretli köle olarak çalışırken bu çocuklara nasıl bir eğitim verebiliriz? Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocukları bu adaletsizlik içinde geleceğe hazırlıyoruz” dedi. 24 Kasım’ın kendisi için bir şey ifade etmediğini söyleyen İlkay Öğretmen “Öğretmenler gününü kutlayamıyoruz. 40 yaşındayım, bekarım, gelecekten umudum yok. Kendi yaşadıklarımı görünce okuttuğum çocukların geleceği için daha fazla kaygı duyuyorum” diye konuştu.

‘EV TEMİZLİĞİNE GİDECEĞİM’

15 YILDIR ücretli öğretmen olarak çalışan Suzan Öğretmen ise eşinden ayrı olduğunu, iki çocuğuyla kirada oturduğunu ve bu ay sadece aldığı 1400 TL maaşla geçinmeye çalıştığını söylüyor. Yol parası vermemek için okula yürüyerek gittiğini anlatan Suzan Öğretmen yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:  “İnanır mısınız doğal gaz kombisi bozuldu ve tamir ettirecek param yok. Bu hafta okul çıkışı mecburen ev temizliğine gideceğim. Tek korkum ya eski bir öğrencime, velime rastlarsam ne olacağı. Gururum çok incinecek ama mecburum. Çocuklarım için yapmalıyım.”


‘SOSYAL ÖLÜ GİBİYİZ’

İlhan Koyu, 15 Temmuz darbe girişiminden  3 gün sonra KHK ile öğretmenlik mesleğinden ihraç edilen on binlerce öğretmenden biri. Koyu, tam 3 yıldır öğrencilerinden ayrı karşılıyor öğretmenler gününü. İhraç edilmesinin ardından özelde de çalışmalarının engellendiğini anlatan Koyu, girdiği bütün işlerden KHK’li olduğu için çıkarıldığını, sigortalı bir işe girmesinin ise olanaksız olduğunu belirterek  “Artık hastanede paralı tedavi oluyoruz. Yurt dışına çıkmamız yasak. Sosyal ölü olarak 3 yılı geride bırakmış durumdayım. En kötüsü de öğrencilerimizden ayrı olmak. Bu alışılacak bir durum değil. Bu ayrılığın özlemini her gün yaşıyoruz ama öğretmenler günü gibi özel bir günde öğrencilerimizle birlikte olamamak daha kötü hissettiriyor doğrusu” diye anlatıyor yaşadıklarını. İhracının üzerinden 2 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen ne bir soruşturma ne bir mahkeme ne de herhangi bir tebligat almadığını söyleyen Koyu, “Bizim evimiz okullarımızdır, çocuklarımızın yanıdır. Biz öğretmenleri terörist ilan edemezler. Biz çocuklarımıza ve okullarımıza geri döneceğiz. Bu haksızlık ve hukuksuzluk elbet bitecek” diye konuştu.

KHK ZULMÜ VE KAZIM ÖĞRETMEN

KHK ile ihraç edilen Eğitim Sen Tekirdağ Şube Sekreteri Kazım Ünlü, 23 Kasım 2017’de geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Eğitim Sen Dersim Şube Başkanlığı da yapan Ünlü,  yürüttüğü sendikal mücadeleden dolayı 2001 yılında Bartın’a sürgün edildi. Ünlü, Eğitim Sen Bartın Şube Başkanlığı görevini de yaptı. AİHM’de görülen sürgün davasını kazanan Ünlü, 2010’da kendi isteğiyle Çorlu’ya tayin olarak mücadelesine Eğitim Sen Tekirdağ Şube’de devam etti. Ünlü, ihraç edilmesinin ardından “Bizi kamudan ihraç edebilirler ama mücadelemizden asla ihraç edemezler” demişti. Ünlü’nün mücadele arkadaşları, “Ölümünü yalnızca kalp krizi olarak değerlendirmek doğru olmaz. KHK zulmü ve ihraçlar bu ölümün tetikleyicisidir” açıklamasını yapmıştı.

GÜNLÜK ÖĞRETMENLİK

Güvenlik soruşturması nedeniyle göreve başlatılmayan İbrahim Öğretmen, okuluna gittiği ilk gün güvenlik soruşturması gerekçesiyle görevden alınmış. Kendisine yaşatılanları ‘AKP’li yıllarda öğretmen olamamak’ diye tanımlayan İbrahim Öğretmen, “KPSS’ye girdim, yeterli puanı aldım, mülakata girdim, atandım. Bu arada sınavla atamanın yapılması arasında bir buçuk sene geçti. Üzerine iki ay da güvenlik soruşturması süresi geçti. Sonra telefonla ‘Güvenlik soruşturmanız olumlu sonuçlandı, işe başlayabilirsiniz’ dediler. Gittim başladım. Sadece bir gün işe gittim ve o gün güvenlik soruşturması gerekçe gösterilerek bakanlık tarafından görevden alındım. Bu sene de öğretmen olamadım ama yine de öğretmenler günümüz kutlu olsun” dedi.

İHRAÇLAR GELECEK KAYGISINI ARTTIRDI

Kadrolu olarak bir devlet okulunda çalışan ‘şanslı’lardan Onur Öğretmen. 6 yıldır mesleğini yapan Onur Öğretmen, eğitim müfredatının sürekli değişmesi nedeniyle belirsizliklerin, öğretmenlerin motivasyonunun düşmesine neden olduğuna değiniyor. Özellikle ihraçlar nedeniyle iş güvencesinin fiili olarak ortadan kalktığını, gelecek kaygısının artık öğretmenlerin yüzlerinden okunduğunu ifade eden Onur Öğretmen “Öğretmenlik mesleği artık itibarsızlaştırıldı. Öğretmenlik sadece para kazanma alanına dönüştü ve şevkle işini yapmanın giderek gerilediği bir dönemi yaşıyoruz” dedi. Okullarda birçok proje ve uygulamanın hükümetin dini hassasiyetleri üzerinden belirlendiğini belirten Onur Öğretmen “Dini cemaat ve tarikatların okullara el atması da öğretmenleri rahatsız ediyor” dedi. Hükümetin performans sistemi üzerinden eğitim emekçilerini sürekli sıkıştırdığına da dikkat çeken Onur Öğretmen, “İhraçlar üzerinden pasifize edilmeye çalışılan sendikal mücadele öğretmenlerin sendikalara karşı yaklaşımını olumsuz etkiliyor. Öğretmenler odasında yandaş ve muhalif çatışması ayrışma yaratıyor” dedi.

ÖNCEKİ HABER

BM önünde oturma eylemi yapıyordu: Derya'dan haber alınamıyor

SONRAKİ HABER

Ceren Damar'ı öldüren öğrencisine ağırlaştırılmış müebbet istemi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa