21 Kasım 2018 14:42

Ekonomik krizde önce kadınlar işsiz kalıyor

'Kriz ve Kadın Emeği' konulu panelde konuşan Dr. Melda Yaman, kriz dönemlerinde ilk olarak kadınların işsiz kaldığını belirtti.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Mülkiye Emek Araştırmaları Merkezi, Kriz ve Emek Panellerinin ikincisini 25 Kasım öncesi “Kriz ve Kadın Emeği” başlığında yaptı. Mülkiyeliler Birliği'nde yapılan etkinlikte, kriz koşullarının başta ücretli çalışan kadınlar olmak üzere emekçilerin hayatları üzerindeki etkilerine yer verildi. Ankara Üniversitesi’nden Doç. Dr. Emel Memiş ve 19 Mayıs Üniversitesi'nden Dr. Melda Yaman’ın katkılarıyla gerçekleşen panelde, kriz ortamında eşitsizliğin derinleştiğine dikkat çekildi. Kadın emeğinin kriz koşullarından farklı biçimlerde etkilendiğini söyleyen Dr. Melda Yaman, erkek emek gücünün günümüz koşullarında norm olarak belirlendiğinin altını çizerek, “İşçi denilince aklımıza ilk önce erkek işçi geliyor. Kadın emeğinin kapitalist ortamda özgül biçimlerde sömürülüyor olması, hane içerisindeki işlerin hâlâ kadın işi olarak görülmesi, erkek şiddeti karşımıza çıkıyor ve ataerkiyi burada eşitsiz ilişkiler biçimine dahil etmek gerekiyor” dedi. Krizlere bakarken ataerki ile kapitalizm ve sermaye arasındaki ilişkiye değinen Yaman, “Ataerki kapitalizm öncesinde de varken kadınların bedeninden, emeğinden, cinselliğinden yararlanıyordu. Bugün de sermayenin her türlü işleyişine baktığımızda kadın erkek eşitsizliğini sağlıyor ve ataerkiyi yeniden üretiyor” dedi.

'EMEK GÜCÜ SÜREKLİ OLARAK CİNSİYETÇİLEŞTİRİLİYOR'

Kriz ortamında ilk olarak kadınların işsiz kaldığını belirten Yaman, ayrıca kadınların ucuz iş gücü olarak kullanıldığını belirtti. Yaman yaptıkları bir araştırmadan örnek vererek “Karı koca çalışan kadın ve erkekler aynı bankada çalışsalar ve aynı anda işten çıkartılsalar bile erkekler kadınlardan daha erken iş buluyor” dedi. İşsiz kalmaların arttığı kriz dönemlerinde ise başka açıdan kadınların çok düşük ücretle güvencesiz koşullarda çalıştığını söyleyen Yaman, “Bu süreçte çocuk işçiliği, güvencesiz işçilik, fahişeliğin arttığı görülüyor, güvencesiz çalışma hayatta kalma stratejisi olarak görülüyor” şeklinde konuştu.

TÜRKİYE İKTİSADİ YAŞAM AÇISINDAN 0.5'İN DE ALTINDA!

Doç. Dr. Emel Memiş, önceki krizlerde yaptığı çalışmalardan öngörüler sunacağına ancak kriz dönemlerindeki politikaların çok da değişmediğine değindi. Memiş, bu krizde özel belirtilerin olduğunu ifade ederek, dünya genelinde otoriter rejimlerin yaygınlaştığını söyledi. Türkiye’deki üretim dönüşüm cephesinde iç açıcı bir fotoğraf olmadığını belirten Memiş, “En zengin yüzde 1'lik kesimin servet payının 2005'ten 2014'e geldiğimizde yüzde 13 puan arttığını görüyoruz. Bu, Türkiye ile benzer politika uygulayan ülkelere oranla çok yüksek bir oran.”dedi. 2017 rakamlarına göre de geçim güçlüğü çeken hane halkının yüzde 62 ve 64 oranlarında seyrettiğini ifade eden Memiş, bu noktada kadına yönelik politikaların tamamen aile odaklı hale getirilmesine Kadın Bakanlığı'nın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na en son da Çalışma Bakanlığı'na bağlanmasını örnek verdi.

Memiş, OECD'nin 2018 cinsiyet eşitsizliği raporuna göre Türkiye'nin iktisadi yaşam açısından 0.5 seviyesinin de altında olduğunu, bunun da Türkiye’nin bu alanda Polonya, Portekiz, Çek Cumhuriyeti gibi iktisadi açıdan kendisine yakın pozisyonda olan ülkelerin çok gerisinde olduğu anlamına geldiğini söyledi. (Ankara/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

‘İşkence’ ile gündeme gelen cezaevi yetkilileri hakkında suç duyurusu

SONRAKİ HABER

Sağlık emekçilerinin öncelikli TİS talebi güvenceli çalışma

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa