21 Kasım 2018 03:46

Halka yol gösteren özgürlük, hâlâ özgürlüğe koşuyor...

Dünyanın neresinde benzer bir toplumsal direniş olsa “Halka Yol Gösteren Özgürlük” koşar adımlarla Louvre Müzesinden çıkarak sokaktaki yerini alır.

Ressam Eugene Delacroix

Paylaş

“…Yaratmaya olanak var mıdır, devrime olanak var mıdır? Bir tek sorudur, bir uygarlığın yeniden doğuşuyla ilgilidir”

(Albert Camus, Başkaldıran İnsan..)

Merve GÜVEN

Eugene Delacroix’nın 1830 devrimini anlatan “Halka Yol Gösteren Özgürlük” adlı  tablosu 19. yüzyıldan günümüze resim sanatının en özgün ve önemli eserlerinden biri olmuştur. Eser oluşturulduğundan bu yana dünyanın birçok yerinde pek çok resme, heykele, afişe ilham kaynağı olarak sanatçılar tarafından yeniden yorumlanmıştır.  Peki “Halka Yol Gösteren Özgürlük” resmini bu denli önemli kılan şey nedir?

Delacroix bu çalışma için üç faklı tuvali birleştirerek,  2.62 cm yüksekliğinde ve 3.25 cm uzunluğunda büyük bir zemin elde etmiştir. Sanatçı, yağlı boya tekniği ile oluşturduğu  eseri hararetli fırça tuşları ile hızlıca (ortalama üç ay içinde) tamamlamıştır. Delacroix içinde bulunduğu toplumsal olayları ve bu olayların kendisinde yarattığı duygusal dönüşümleri, mümkün olduğunca hızlı bir şekilde, kendi imge dünyasında yorumlayarak izleyici ile paylaşmak istemiştir.

“Halka Yol Gösteren Özgürlük” yalnızca içerik değil, biçim olarak da başkaldırının resmidir. Eserde bir yandan Klasisizmin ideallerini yıkarak onun sembollerine yeni anlamlar yüklerken, diğer yandan konu olarak bütünleşmesi beklenen toplumsal gerçekçi üslubun kalıplarına sığmayarak ondan belirgin bir şekilde ayrılır.

 Delacroix, günlüğünde Shakespeare’in Hamleti’ni izlemek üzere Odeon Tiyatrosuna gittiğini, oradan Victor Hugo ve Alexandre Dumas’yla tanıştığını yazmıştır (Marien ve Fleming, 2004). Romantik akım, 1830 Temmuz Devrimiyle birlikte, giderek artan siyasal ayaklanma ve huzursuzluk dalgalarına karışmış ve 1848 Şubat Devrimine kadar baskın bir Fransız stili olmuştur. Bu sanat stilinde özellikle romantizmin tarihinde, Delacroix’nın  yaşamı ve eserleri arasındaki ilişkisel bütünlüğe vurgu yapılır. Resim romantizmin etkisinde dönemin toplumsal koşullarında korku, cesaret ve dönüşümün ifadesine odaklanmıştır. Biçimsel özelliklerinin yanı sıra içerik ile ilgili detaylar ve tarihsel süreçte üstlendiği misyon bu resmi günümüzde hâlâ tartışılır kılan nedenlerdendir.

Bugün hâlâ dünyanın neresinde benzer bir toplumsal direniş olsa “Halka Yol Gösteren Özgürlük” koşar adımlarla Louvre Müzesinden çıkarak sokaktaki yerini alır. Tıpkı Foto Muhabir Mustafa Hassona tarafından yakalanan bu karede üstü çıplak bir Filistinli, Gazze’de bir elinde bayrak tutup diğer elinde de sapanla taş atarken görüldüğü gibi...
 

‘ÖZGÜRLÜK’ GÜÇLÜ, LİDER BİR KADIN OLARAK
RESMİN TAM MERKEZİNDE YER ALIR

Delacroix’nın klasik bir kompozisyonla oluşturduğu eserde dev bir üçgen kurgusu dikkat çeker. Eserin ismini aldığı “Özgürlük” güçlü, lider bir kadın olarak resmin tam merkezinde yer alır. Yapıt politik mesajını özgürlüğün alegorik figürleriyle verir. Devrim ideallerinin anlatımı özgürlük figürü içinde anlam bulur. Akdeniz tanrıçası görünümünde olan özgürlük; ışıklar içinde gökten inen ilahi bir varlık gibi idealleştirilmemiş, eski kıyafetleri, açıkta kalan göğüsleri ve kıllı koltuk altı ile halkın arasına karışmış, onlara yol gösteren bir biçimde imgeleştirilmiştir. Klasik betimlemelerdeki tanrıçanın kendini salıvermiş duruşu yerine, figür, devrimin enerjik reaksiyonu içinde betimlenmiştir. Arkasına doğru bakan özgürlük, o güne kadar görülmemiş bir şekilde bir elinde üç renkli bayrak ile süngülü tüfeği rahatça taşıyabilen bir anatomiye sahiptir. Figürün taşıdığı bayrak Fransız Devrimi’nin de simgesi olan, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik kavramlarını sembolize eder, diğer elinde tuttuğu süngülü takılmış tüfek ise direnişi ve başkaldırıyı simgeler. Yarı çıplak göğüsleriyle, narin bir sensüaliteye sadık kalan figür güçlü adımlarla ilerler. Çağdaşları gibi devrimi yücelten, Roma ihtişamına benzer bir etki yaratmak yerine, Delacroix, bu öncü kadın figürünü, klasik tanrıça profili ve özgürlüğe işaret olarak eden Frigya başlığı ile otantik bir kişilik olarak göstermiştir. Figür devrimci insanlara, yol gösteren, barikatları aşan ve ayakları yere basan aktüel bir tanrıçadır (Genç, 2014:36). Delacroix bu resminde trajik ve kahramanlara özgü bir kalıp ile tutkulu bir heyecanı anlatan ifadelere yer verir. Delacroix aynı zamanda öykücü bir ressam olarak da tanımlanabilir ve resmin, her şeyden önce gözler için bir ziyafet olması gerektiğini ileri sürer (Hauser, 1995,196).  

TAŞ, MOLOZ VE CESETLERDEN OLUŞAN BARİKAT

Özgürlüğün üzerinde yükseldiği barikat da bilindiği gibi devrimin sembollerinden biridir. Ancak bu barikat diğer örneklerinden oldukça farklıdır. Taş, moloz ve cesetlerden oluşan barikat bir tiyatro sahnesini andırmaktadır. Sağ kenardaki ölü asker yenik düşen despot  hükümdarlığı temsil ederken, soldaki yarı çıplak figür özgürlük ve sosyal adaleti sağlamak için feda edilenleri anlatır. Soldaki beyaz gömlekli figür dönemin fabrika işçisini, onun hemen solundaki silindir şapkalı figür burjuvaziyi (Bu figürün Delacroix’nın kendisi olduğu da söylenir) temsil eder. Victor Hugo’nun sefillerinden esinlenerek oluşturulmuş kadife şapkalı çocuk figürü ise resmin sağ tarafında yer alır ve öğrencileri simgeler. Burada Delacroix, devrimde çocukların ve öğrencilerin önemini vurgular. Arka planda ise çatışan farklı gruplar ile duman ve karmaşanın içinde flu bir şekilde Notre Dame Katedrali yer alır. Katedralin tepesinde yine üç renkli Fransız Bayrağı vardır. Resimde toplumun farklı sınıflarından insanlar aynı amaç uğruna savaşmaktadır. Sanatçı halkın büyük bir kesiminin devrimi desteklediğini göstermektedir. Bu anlatı devrimden sonra hükümetin görmekten ve göstermekten kaçındığı önemli bir realiteyi ortaya koyar.

Delacroix hayatı boyunca resmi otorite ve müzeler tarafından olumsuz bir tepki ile karşılaşacağını bilerek akla karşı duyguyu, nesnelliğe karşı öznelliği hedeflemiş, romantik bireyin oryantalizmi içinde devrim ideallerinden vazgeçmemiştir.

Eugene Delacroix’nın “Halka Yol Gösteren Özgürlük” adlı  tablosu devrimin çelişkili doğasını yansıttığından uzun yıllar eleştirmenler tarafından da kabul görmedi. Delacroix’nın bu eseri  devrimden sonra defalarca sansüre uğramıştır.Tablo 1831’de devlet tarafından satın alınmış, 1833’te mahzene kaldırılmış,  1849’da kısa bir süre için dışarı çıkarıldıktan sonra Louis Napoleon’un iktidarı ele geçirmesinin ardından bir kez daha yasaklanmıştır. Tablonun, dönemin izleyicilerinden bazılarının zihninde, 1792’de Kral XVI. Louis’nin idamının ardından kurulmuş olan cumhuriyeti canlandırması sorun yaratmış, bu yüzden de  kraliyet rejimleri için bir utanç kaynağı haline gelmişti (Burke, 2009, 204).  1874’te Delacroix’nın ölümünden  11 yıl sonra resim Louvre Müzesi’ne alınmıştır.

KOŞAR ADIMLARLA LOUVRE MÜZESİ’NDEN ÇIKARAK
SOKAKTAKİ YERİNİ ALIR

Delacroix’nın ölümünden sonra Zeki Faik İzer, Gerard Rancinan, Ludwing Meidner, Yue Minjun, Albert Uderzo, Reshada Crouse gibi çok sayıda ressam bu eseri tekrar yorumladı. Eserin yapımından 50 yıl sonra ise Fransızlar tarafından Amerika Birleşik Devletlerine hediye edilen Özgürlük Anıtı ”Statue of Liberty” başta olmak üzere çok sayıda anıtsal heykelde, Jeremi Deller’ın  siyasi pantomim performanslarında, Steve Bellin’in politik hiciv içeren karikatürlerinde, Mayıs 1968 Paris isyanında Caroline de Bendern’in sembolleşen imajında, Haziran 2013’teki gezi parkı eylemlerindeki yaratıcı görsellerde, dünyanın birçok yerinde  sanatçılar, gazeteciler, aktivistler toplumsal belleklerinde yer edinen bu güçlü imgeyi anımsayarak ona atıfta bulundu. Bugün hâlâ dünyanın neresinde benzer bir toplumsal direniş olsa “Halka Yol Gösteren Özgürlük” koşar adımlarla Louvre Müzesinden çıkarak sokaktaki yerini alır. Delacroix’nın Paris sokaklarında bulduğu özgürlük, üzerinden geçen yüzyıllara aldırmadan ve hatta kimi zaman üretildiği dönemin koşullarından da koparak resimde, fotoğrafta, heykelde, afişte ya da bir videoda yeniden görünür olur…

Kaynakça

Camus, A.(2012), Başkaldıran İnsan, İstanbul: Can Yayınları

Hauser, A. (1984). Sanatın Toplumsal Tarihi.( Çev.Yıldız Gölönü ). İstanbul: Remzi Kitap Evi Yayınları

Burke, P. (2009).  Afişten Heykele Minyatürden Fotoğrafa Tarihin Görgü Tanıkları, Kitap Yayınevi,  İstanbul.

Fleming, W. Marien, M.W. (2004). Arts and Ideas, Wardsworth Publishing.

Genç, A. (2014). Figüratif Resimde Temsilin İdeolojik Göstergeleri, İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dergisi,Yedi: Sanat,Tasarım ve Bilim Dergisi, sayı:12.

Hauser, A. (1995). Sanatın Toplumsal Tarihi, Deniz Kitapevi, İstanbul.

ÖNCEKİ HABER

TBB'den avukatı darp eden polis için idari soruşturma talebi

SONRAKİ HABER

Pakistan'da zamlar ve IMF anlaşması protesto edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa