20 Kasım 2018 11:04

Şairin ölümü

Şeyhmus Diken, öldürülmesinin üzerinden 26 yıl geçen Namık Tarancı için yazdı.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Şeyhmus Diken

Soyadı Tarancı’ydı. Kendisinden neredeyse yarım asır evvel öte yakaya göçmüş ve kendisinin de şehri olan şehrin ruhunda dizeleriyle ben buradayım diyen şairin sadece hemşehrisi değil akrabasıydı da.

Birinin adı Cahit, diğerinin Namık’tı.

Biri “yaş otuz beş / yolun yarısı eder / dante gibi ortasındayız ömrün” demiş. Ve yaşı daha yolun yarısını on yıl geçmiş, henüz kırk altısında iken normal ölüm yani kaderi ile hastalıktan öte yakaya göçmüştü.

Diğeri, akrabası şairin kendisinden sonra slogan olan dizelerindeki yarı yol tarihini dolduruşunun ikinci yılında otuz yedisinde faili meçhul (sonradan menkul) cinayete kurban gitmişti.

Ardında; “ne ilk kavgadaki ürkekliğin / son kavgaya bezginliği / hele bir de tutsaklığın  / ne sandın ya.../ kolay mı  / yaşamak adına layık / yaşamak ölümsüzce yaşamak” şairce dizelerini bırakarak...

İşte oydu.

Hüllelerin gölgesinde sere serpe yatandı gah!

Ya da gece ay tepsi gibi düşende kadim Dicle nehrine, gökkuşağını şavklatırken ışıl ışıl çimendi.

Hewsel bahçelerinde urum dutundan dudakları kan çanağıdır, yese bela yemese belanın yedi türlüsüdür sanki bahtına düşen.

Yağmurlar döverken güz vakti demir tavında bazalt taş evlerin toprak damlarını nennileyen loğ gıcırtısı misalidir mor gecelerde gurgurbaba’nın gümbürdeyen çakışı.

Şimdi hoyrat ellerce dümdüz edilip her gün binlerce insanın “ne güzel manzara” dediği  mekânlarda dıngılhava havuzunda yüzendir o.

Sıkılınca ma, çağırırken lo diyendir o Diyarbekir usülü.

Belki de kim bilir; xırçikli ziyaret misali şalvarıynan mehleyê qotika’da toy’da halaybaşıdır.

Çapulcudur, serftir, kölelerin soyundan gelip Sibirya çölünde inadına boy veren kardelen misali adına modern denen zamanenin Neandertal adamı işte!

Gitti işte öte yakaya kendi rızası hilafına. Şairdi, namı kaptandı. Neruda demişti ya “Kaptanın Dizeleri”nde “neredeyse anlamıyorum gökyüzünün en büyük gözlerini, / ve eğiliyorum ağzıyla öpmek için toprağı...”

Haberdar mıydı Neruda’dan? Bilinmez.

Soyadı kendisi ile aynı akrabası şair hayli yıllar evvel kendi ölümünü beklerken yine hayli yıllar sonra canice katledilecek akrabası şairin serencamı için demişti ki; öldük ölümden bir şeyler umarak... Halbuki alıştığımız bir şeydi yaşamak...

Ah Seyfi Demir ah, nasıl yazdın ve kodun bi kenara o dizeleri: “Zalım bir mevsimin cehennem ayakları yangınlara dönüştürürken kenti / Şair; kıl çadırındaki rüyasından hiç uyanmadı...” öte yakaya göçmüştü yıllar, yıllar evvel nergis ve kekik kokuları basmışken kenti kan revan mevsimlerde...

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Kılıçdaroğlu: Gezi olayları bu ülkenin demokrasi ve özgürlük sesidir

SONRAKİ HABER

CHP'li Özgür Özel: Erken seçim çağrısı gelirse davulla zurnayla gideriz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa