20 Kasım 2018 10:14

14 yıl geçti: Ne o günü ne sonrasını unuttuk

Babasıyla birlikte 12 yaşındayken öldürülen Uğur Kaymaz'ın failleri 14 yıldır dışarıda. Anne Makbule Kaymaz: Failler kahraman ilan edildi

Fotoğraf: MA

Paylaş

Eşi ve henüz 12 yaşında olan oğlu Uğur’un 13 kurşunla evlerinin hemen önünde öldürülmesinin üzerinden geçen 14 yıl için anne Makbule Kaymaz, “Ne o günü ne de sonrasında yapılanları unutmadık” dedi.

Mardin'in Kızıltepe ilçesindeki evlerinin önünde 21 Kasım 2004 günü polisler tarafından açılan yaylım ateşle vurulan kamyon şoförü olan baba Ahmet Kaymaz ve 12 yaşındaki oğlu Uğur Kaymaz’ın ölümünün üzerinden tam 14 yıl geçti. Babasının vücudundan 8, Uğur’un küçük bedeninden ise 13 kurşun çıkarıldı.
 
İşlenen bu cinayetler sonrası yanı başlarına kalaşnikof marka bir silah bırakılan baba ve oğula dair Mardin Valiliği’nden yapılan açıklamada, “iki teröristin çatışma sırasında öldürüldüğü” söylendi. Daha ilk andan itibaren “terörist” ilan edilen Uğur ve babasının faillerinden aradan geçen onca zamana rağmen hesap sorulmadı.

UĞUR KAYMAZ'A DAİR NE VARSA HEDEF OLDU

Uğur Kaymaz anısına yapılan anıtlar ise, kayyımlar eliyle bir bir yıkıldı. 11 Haziran 2016 tarihinde Kaymaz’ın anısına dikilen heykel, Kızıltepe Belediyesi atanan kayyım tarafından kaldırılarak, yerine saat kulesi dikildi. Derik Belediyesi’ne atanan kayyım da Kaymaz’ın adının verildiği parkı yıktırdı. 

Yine Kızıltepe Belediyesi’ne bağlı Eğitim Destek Evi’nde 12 yıl temizlik işçisi olarak çalışan Kaymaz’ın annesi Makbule Kaymaz, oğlu ve eşinin öldürülmesinin yıldönümünde Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işinden ihraç edildi.

Anne Makbule Kaymaz, eşi ve çocuğunun öldürülmesinin üzerinden geçen 14 yılı Mezopotamya Ajansı’ndan Ahmet Kanbal'a (MA) anlattı. 14 yılın kendisi ve diğer çocukları için çok zorlu geçtiğini söyleyen Kaymaz, “Biz sadece adalet istiyoruz. Barış istiyoruz. Ancak bu taleplerimiz karşısında zulüm ve baskı dışında hiçbir şey göremiyoruz” dedi. Kaymaz, “Adaletin geleceğine inancımız kalmadı. Ama bunun hakkını bu dünyada olmasa da ahirette elbet soracağız” diye konuştu.

‘FAİLLER KAHRAMAN İLAN EDİLDİ’

Olayda sanık olan polislerin amirleri tarafından “kahraman” ilan edildiklerine dikkat çeken Kaymaz, “Davada verilen kararla ikinci defa ‘kahraman’ ilan edildiler. Bununla da yetinmediler. Oğlumu öldüren polis Serdar Gökbayrak, 15 Temmuz’da yaşamını yitirdi. Hesap vermedi. Ama devlet onun Uğur’u öldürmesini görmemezlikten geldi. Sırf 15 Temmuz’da yaşamını yitirdi diye bir kez daha ‘kahraman’ ilan etti. Adını Kocaeli’nde bir köprüye vererek, bir kez daha ödüllendirildi. Diğer polis de hala görevinin başında. O da beraat etti” diyerek, faillerin cezalandırılmamasına tepki gösterdi. 

‘TEK İSTEĞİMİZ BAŞKA ÇOCUKLAR ÖLMESİN’

Oğlunun anısına yapılan heykel ve adının verildiği parkın yıkılmasına tepki gösteren Anne Kaymaz “Adını her yerden silmeye çalıştılar. Sadece unutturmak istiyorlar. Tahammül edemiyorlar. Bundan kaynaklı olayın bir yıldönümünde beni işten attılar. ‘Örgüte yardım’ ettiğimi iddia ettiler. Tıpkı oğlum ve eşimin öldürülmesinin ardından yaptıkları gibi. Ama bunların yalan olduğunu artık dünya biliyor. Tek istediğimiz artık başka çocuklar yaşamını yitirmesin. Artık başka analar çocukları için ağlamasın. Barış olsun” dedi.

DAVANIN GEÇMİŞİ

Uğur Kaymaz ve babasının öldürülmesinin ardından 4 polis hakkında Mardin Ağır Ceza Mahkemesi’ne açılan dava, “güvenlik” gerekçesiyle Eskişehir'e taşındı. 

Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi "meşru müdafaada bulundukları" iddiası ile tüm polislerin beraatına karar verdi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin oy birliğiyle onadığı karara karşı iç hukuk yollarının tükenmesinin ardından dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşındı. AİHM, 2014 yılının Şubat ayında Uğur Kaymaz ve babasının öldürülmesine ilişkin “yaşam haklarının ihlal edildiği” yönünde karar vererek Türkiye’yi toplam 70 bin avro maddi, 70 bin avro manevi tazminat ödemeye mahkum etti. 
 
AİHM’nin kararının ardından İnsan Hakları Derneği (İHD) Mardin Şubesi, yargılanmanın yenilenmesi talebiyle Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulundu.  
 
Mahkeme başvuruyu herhangi bir gerekçe göstermeden reddederken, avukatlar, 2015 yılında Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu. Ancak, AYM’ye taşınan dosya konusunda henüz karar verilmedi. (HABER MERKEZİ)

  

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Av. Moroğlu: Çocuk hakları konusunda yasalar var ama uygulanmıyor

SONRAKİ HABER

Derneklere, üyelerini mülki amirlere bildirme zorunluluğu geliyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa