19 Kasım 2018 03:28

Patronun maşası müdür

Antep’ten bir gıda işçisi, fabrikada gördükleri baskıyı anlatıyor.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Gıda işçisi
Antep

İlk geldiği gün çok mülayim bir adamdı, hele görüntüsü... Ama öyle olmadığını anladık.

Eşi öğretmen olan müdürün en büyük atılımı fabrikayı hapishaneye dönüştürmek oldu. Hedefi sıfır masrafla üretim olsa gerek ki bu mümkün değil... En büyük övünç kaynağı makinelerde elaman azalması, makine devirlerini yüksek tutması, bu durumda fazla fire veren makinelerin ustalarına baskı yapıp hakarete varan sözler sarf etmesi... O mülayim adamın içinde yaşayan acımasız canavarı gören işçilerin pek korktuklarını söyleyemem, ama makine hatlarının devrini yükseltip işçileri azaltmasını başardığını söyleyebilirim.

Saat sekizde işbaşı yapılan fabrikada müdür işçilerle beraber yani yedi buçukta işe başlar. Bütün fabrikayı köşe bucak dolaşır sonra odasına gelir çayını içtiği yerde kameralara bakar gece vardiyasının raporlarını incelerken iki konu ilgisini çeker, birinci konu mevcut üretim eksilmiş mi? İkincisi de fire oranı fazla mı? Bunlara bakar paylanacak makine hat sorumlusu kişilerin raporlarını ayırır, on iki saatten çıkmış uykusuzluk gözlerinde akan cenaze gibi olan işçilere bağırır küfür eder, morallerini bozup uykularını kaçırır. Bu merasim saat dokuza kadar sürer.  Servis hareket edip şehre vardığında bazen saat 10’u aşar, işçiler tekrar 18.30’da durakta olacaklar, bu cefa hergün hergün aynı şekilde tekrarlanır.

Hat ustasına “Neden çok fire veriyorsun senin yaptığın işin.... koyarım” diye bağıran müdür, kendisine cevap veren ustaya kızıp beraber çalıştığı işçilerin yanında aşağılayıcı kelimler kullanınca ustanın dayanacak gücü kalmamıştı. “Benim! Yapacağım iş bu, sürekli devri yükseltin diyorsun iki makineye bir elaman yetişmiyor, bu makinelerle ancak bu kadar olur, biz robot muyuz yeter artık çıkışımızı verin gidelim!”

Hiç tereddüt etmeden “s...tir git” dedi. İşçi işi bırakıp muhasebeye gitti. Muhasebe durumu patrona bildirdi. İsmi hacı olan patron işçinin koluna girip işine bakmasını, müdürün işten atma yetkisinin olmadığını söyledi. Yapılan küfür ve hakaretlerin göz ardı edilmeyeceğini söyleyen işçiyi ikna edemeyen patron, müdürü çağırdı. Patronun yanında müdür yine gayet mülayim bir tavırla inkar eder, kesinle “s...tir git” demedim dedi.

Şimdi diyeceksiniz işçiyi muhatap alıyorlar, evet mesela çıkar olunca oluyor, çikolata sezonun başlangıcı yani işlerin yoğun olduğu dönem. İşten anlayan birini bulmanın olanaksız olduğu bu dönemde elaman yetiştirmek de çok zor. Bu fabrikada tazminat vermemek için her yola başvurulur. Hakarette uğrayan işçi bir kaç gün çalışır ama müdürün tavrı değişmez işten ayrılıp hakları için mahkemeye başvurur talebi tazminatının verilmesi, gerekçe olarak sözlü kovulması ve hakaret küfür. İşçinin elinde küfür ses kayıtları da bulunmakta. İşyerinde kadrolu patron şahitleri ayarlanır. İşin ilginç yanı bu işyerine açılan bütün davalarda aynı yalaka tayfasının kullanılması. Hakim hiç mi hiç sormaz yüzlerce kişinin çalıştığı fabrikada başka işçi yok mu?

Üstelik çalışanlarla aynı makine hattında çalışmayan işlerinin birbiriyle hiç alakalı olmayan bölümlerde çalışmaları ilginç bir durum. Onlarca işçinin davalı olduğu işyerinde yapılan baskılar hergün artıyor. Hakaret küfürler şiddet uygulamaları ve geç verilen ücretler kanunların hükümsüz kaldığı bir fabrika...

ÖNCEKİ HABER

Kapitalizmde kriz olur, sosyalizmde kriz olmaz

SONRAKİ HABER

Ordu Çevre Derneği: Taş ocağı tarafından oyulan Kurul Kalesi'ne sahip çıkalım

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa