19 Kasım 2018 04:13

Sorun Suriyelileri hedef göstermekle çözülmez

Krizin yansımalarının bir sonucu olarak İkitelli Organize Sanayi Bölgesi'nde Suriyeli işçiler hedefe konuluyor.

Sayacılar İstanbul’da geçen sene zam talebiyle eylem yapmıştı. Fotoğraf: Fırat Turgut/Evrensel

Paylaş

Tarık KAYA
İstanbul

Ekonomideki kötü gidişat, işsizliğin artması, işçi ve emekçilerin içinde bulunduğu sıkışma, İkitelli Sanayi’de Suriye'li işçilerin hedefe konmasına neden oluyor. Hem AKP, MHP tabanından, hem CHP tabanından sık sık “Suriyeliler mahvetti buraları” cümlesini duyar olduk. Bu tepkinin örgütlenmeye çalışıldığına da şahit oluyoruz bugünlerde.

“Sayada Suriyeli istemiyoruz” çağrısı yapıyor bir grup sayacı, sayacıların daha çok iş bulmak için kullandıkları ama dönem dönem saya eylemlerinde haberleşmelerini de sağlayan facebook sayfasından. Sabah saatlerinde Aymakoop Sanayi Sitesi’ne gittiğimizde, çağırıcı sayacıların canlarının biraz sıkkın olduklarını görüyoruz. Sosyal medyadaki tepkiler, sanayi sitesine yansımamıştı. Bir araya gelmiş 10 sayacı “Herkesin rahatsız olduğunu ama eylem yapmaya korktuklarını” söyleyerek, içinde bulundukları durumu tartışmaya başladılar böylece.

Genç bir sayacı Suriyelilerin her koşulda çalıştığını, en düşük ücreti kabul ettiklerini ve kendi ekmekleriyle oynadıklarını söylüyor. Bir başka sayacı ise önceliğin Türk sayacılara verilmesi gerektiğini, “kendi vatanından kaçıp gelenlere” iş verildiği ama kendilerine verilmediğinden yakınıyor. Medyanın da etkisiyle tırmandırılan, Suriyeliler bedava yaşıyor, bedava okuyor, bedava sağlık hizmeti alıyor yalanı, sayacılar içinde epey rağbet görüyor. Ağzını açan her sayacı Suriyeliler bedava yaşıyor, tabi ucuza çalışırlar diyerek, devletin Suriyelilere haksız yardım ettiğini, belediyelerin bedava alışveriş kartları dağıttığını, kendilerinin nasıl rekabet edeceklerini soruyorlar. Devlet bir yardım yapmışsa, on yardım da kendileri ekleyerek sayıyorlar sayacılar.

Bu arada yeni sayacılar geliyor, 10, 15, 20 oluyor sayacıların sohbet ettiği yuvarlak. Kalabalığın daha fazla artması pek kolay gözükmüyor, çünkü yanında Suriyeli çalıştırmayan bir saya ustası yok. Saya ustalarının, ayakkabı tekellerinin verdikleri fiyata ayakkabıyı mal etmeye çalıştıkları için, ucu ucuna ayakta kaldıkları biliniyor. Yani saya ustası, saya işçisinden biraz daha fazla kazansa da esas pay ayakkabı tekellerinde kalıyor. Ayakkabı tekelleri fiyat arttırmadan, sayacıların ve işçilerin daha fazla kazanma şansı da pek yok. Saya ustalarının düşük ücretli Suriyeli işçilerle ayakta kaldığını organize sanayide bilmeyen yoktur bu yüzden. Türkiyeli sayacıların ayakkabı tekellerinin devasa kârlarını değil de, Suriyeli işçileri hedefe koyması, ayakkabı sanayiceleri odasının da işine geliyor elbette.

Neyse biz sayacıların sohbetine dönelim. Geçtiğimiz yıl gerçekleşen eylemlerde öne çıkan sayacılar odasının yöneticileri de geliyor, Aymakoop'un eylem bahçesine. Daha aklı selim bir üslupla, sayada denetimin olmadığını, saya fiyatlarının ve çalışma koşullarının denetlenmediğini, sayada bir standart olmadığını, bu yüzden odada örgütlenerek, sayacılığın bir standarda, bir ortak saya fiyatına kavuşması gerektiğini anlatıyorlar. Oda işi üyeliğe, odanın geliştirilmesine bağlayarak bitiriyor ama sayacılardan bazıları hızlı çözüm istiyor. Atölye atölye dolaşılmasından tutalım da, sanayiceler odasının ziyaret edilmesine bir dizi öneri sunuluyor. Sayacılardan biri kitlesel bir eylem önerirken, bir diğeri devletin 4 yıldır hiç kimseye eylem izni vermediğini, bunun zor olacağını söylüyor. Muhabbet “herkes istediğini çalıştırır, serbest ticaret kanunu var”a kadar geliyor. Sayacılar devlete bir şey demekle, dememek arasında bocalıyorlar. Yaşam koşullarıyla, siyaseten durdukları yer arasında bir karmaşa yaşıyorlar belli. Çalışma koşullarının nasıl düzeleceği, ücretlerin nasıl iyileşeceği, bir taban fiyatın nasıl oluşturulacağı meselesinde ise sayacıların kafası bir hayli karışık. Sohbet uzadıkça, sıkılan kaçıyor. Nasıl değişecek sorusuna saya odası başkanı “Odada örgütlenmek” diye karşılık verse de sayacılar böyle çözüleceğine kuşkuyla bakıyorlar. Tek tek sayacılar dağılırken, sayacının attığı bir soru ortada kalıyor: “Yani çözüm ne?”

“Çözüm ne?” sorusunu oradaki sayacılardan biri değil ama daha sonra görüştüğümüz bir sayacı yanıtlıyor. Geçen sene yaptıkları eylemleri hatırlatan sayacı, sorunun Suriyelileri hedef göstererek çözülmeyeceğini anlatıyor: “Geçen sene yola çıktığımızda Türk-Suriyeli ayırt etmiyoruz demiştik. Şimdi kriz var işler azaldı. Zora girince Suriyelilere suç atıyoruz. Kriz sadece bize yok ki, onlara da var. O da geçim derdinde biz de geçim derdindeyiz. Bizim bize iş veren patronlara tepki göstermemiz lazım. Hatta Suriyelilere daha az paraya yaptırdıkları için de patronlara tepki göstermemiz lazım” diyor.

ÖNCEKİ HABER

Saya atölyeleri bir bir kapanıyor: Açlıkla savaşıyoruz

SONRAKİ HABER

AB Komisyonunun yeni başkanı Ursula von der Leyen oldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa