18 Kasım 2018 03:00

Hükümetin krize karşı emniyet supabı: Aile

Sayıştay raporlarında ortaya çıkan yolsuzluklarla gündeme gelen 2019 bütçe planları bir yandan da yeni dönem politikalarına dair ipuçları veriyor.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Sevda KARACA
Gizem ÖRNEK

2019 yılı için bakanlıklar ve merkezi yönetim bütçesine ilişkin görüşmeler Meclis Plan Bütçe Komisyonunda devam ediyor. 2019 bütçe planı, Sayıştay Raporlarında ortaya çıkan derin yolsuzluklarla kamuoyu gündemine gelirken bir yandan da hazırlanan bütçe planları yeni dönem politikalarına ilişkin önemli veriler sunuyor.

2019 yılı Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Bütçesi kadınları, çocukları, yaşlıları, engellileri, ayrımcılığa uğrayan tüm kesimleri, sosyal yardım ihtiyacı içinde olanları doğrudan ilgilendiriyor. Bakanlığın bütünü düşünüldüğünde ise tüm emekçilerin sorunlarını çözmekle yükümlü olduğu için bütün çalışanları ilgilendiriyor.

Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı önce Kadın ve Aile Bakanlığına dönüştürülmüş, ardından “kadın” ifadesi bakanlığın adından tamamen çıkarılmış ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 24 Haziran seçimlerinin ardından bir KHK ile birleştirilerek Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı haline dönüştürülmüştü. İktidarın bu birleşmeyle, kadın ve erkek tüm yurttaşlara güvenceli iş ve istihdama bağlı sosyal hakları sunmak yerine; yoksulluğun, kadının evdeki ücretsiz emeği ve sosyal yardımlarla sürdürülebilir kılınmasını amaçlayan neoliberal politikaları son sürat sürdürmeyi planladığı söylenmişti.

Bu hafta, birleştirilen bakanlığın bütçesi ilk kez görüşüldü. Ve eleştirilerin haklılığı bütçeden de belli oldu.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bütçesinin ayrıldığı kalemler ve bakanın yaptığı açıklamalar gösteriyor ki, krizle çalkalanan ülkede hükümet “aileyi” krize karşı emniyet sübabı yapmak istiyor, kadınları “aile adına sosyal yardımları alan ve bununla aileyi ayakta tutmaya çalışan görevliler” olarak atıyor!  

Bakanlığın bütçesinin önemli bir kısmı “sosyal yardımlara” ayrılırken, bütçe görüşmeleri sırasında ekonomik krizin yarattığı sorunlara ilişkin tartışmalarda “aile bütünlüğü”ne yapılan vurgular yoksulluk ve olası patlamaların “aileler” aracılığıyla yönetilebilir hale getirilmek istendiğini ortaya koyuyor.

Bakan Zehra Zümrüt Selçuk bütçeyi sunarken Bakanlığın “vizyonunu” şu sözlerle açıkladı: “Aile yapımızın güçlendirilmesi, fonksiyonlarının arttırılması, sosyal yardım ve hizmetlerde aile yanında çözüm odaklı destek politikalarının hayata geçirilmesi, çalışma hayatının iyileştirilmesi, mesleki eğitim ve işgücüne katılımın arttırılması Bakanlık olarak yeni vizyonumuzu ortaya koymakta.”

103 MİLYAR BÜTÇEDE KADINLAR İÇİN NE VAR?

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2019 yılı için toplam bütçesi 103 milyar 91 milyon 801 bin TL. Hükûmetin sunduğu bütçede kadınlar için yapılan harcamalar ayrı kalemler hâlinde sıralanmadığı için bütçeyi toplumsal cinsiyet yaklaşımıyla yorumlamak oldukça güç; bu bile bütçenin kadın ve erkeklerin harcamalardan ne düzeyde faydalandıkları, aralarında ne gibi eşitsizlikler olduğu değerlendirilmeden hazırlandığının göstergesi.

Bakan Selçuk’un açıklamasına göre, bu bütçeden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına 63 milyar 778 milyon 447 bin TL, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğüne 3 milyar 117 milyon 649 bin TL kaynak aktarılacak.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, bütçeye ayrılan pay bakımından bakanlıklar arasında 3’üncü sırada yer alıyor ama aslında bu rakam aldatıcı. Çünkü bu Bakanlığın bütçesinin büyük bir bölümünü sosyal yardımlar oluşturuyor.

Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü’nün bütçesi 2014 yılından itibaren yaklaşık yüzde 50 oranında arttı. 2019 yılı bütçesinde Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü için 21 milyar 58 milyon 796 bin lira ayrılmış.

Bakanın verdiği rakamlara göre son 16 yılda yaklaşık 283 milyar lira tutarında sosyal yardım yapıldı, 2018 yılı sonunda bu yılki rakamın 43,4 milyar lira olarak gerçekleşeceği öngörülüyor. Sadece 2017 yılında 3 milyonu aşkın kişi bu yardımlardan yararlandı.  

BÜYÜMEDEN HALKA DÜŞEN: SOSYAL YARDIM

Görüşmelerde bütçenin büyük kısmının sosyal yardımlara ayrılması, bu yardımların da yoksulluk sorununu çözmek için kalıcı politikalar uygulamadan sürdürülmesi, özellikle seçim dönemlerinde bir “oy tahviline” dönüştürülmesi, hak temelli değil “yandaşlık” gözeterek dağıtılması tartışılan konular oldu. Bakanın eleştirilere yanıtı ise “sosyal yardımın artması yoksulluğun artması anlamına gelmez, vatandaşlarımızın sosyal yardımlar hakkındaki farkındalığı arttı” şeklinde oldu. Bakan Selçuk’a göre “ekonomik büyüme ile elde edilen kaynaklar sosyal yardımlarla muhtaç vatandaşlara aktarılıyor.”

BAKAN ANNE, DEVLET BABA!

Bütçe görüşmeleri sırasında muhalefet milletvekillerinin “kadını birey olarak değil, yalnızca aile içindeki varlığıyla ve sadece annelik özellikleriyle ele alıyorsunuz, böyle bir anlayışla hazırlanan bütçe kadınları güçlendirmez” eleştirilerine Bakan Selçuk ilginç bir yanıt verdi:  

“Öncelikle ben belirteyim, ben anne değilim. Bir kere, doğurganlık ile anneliği biz aynı tutmuyoruz. Bizim anladığımız anne anlayışı, toplumda her çocuğa sahip çıkan, bir çocuğun tasasını çeken her kadın bir annedir. Bunu ben Aile Bakanı olarak ve çocuğu olmayan kadın Bakan olarak söylüyorum.”

Sosyal yardımların bir hak değil, bir lütuf olarak sunulduğu eleştirilerine ise AKP İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar “İslam dininde özellikle sadaka gibi, zekât gibi, kul hakkı, yetim hakkı gibi öğretiler bize hep emrediliyor. Bu anlayış hem hayatın tüm paydaşlarını mutlu etme anlayışıdır hem de toplam faydanın eşit bir şekilde paylaşılması gibi bir gerçeğin tespitidir. Bugün burada ‘devlet baba’ deyimiyle yaklaştığımız zaman tam da işte bu Bakanlığın işte bu devlet babanın görevini yerine getirme anlayışının olduğunu görüyoruz.”

İSTİHDAM DESTEĞİ YOK, PATRONA TEŞVİK VAR

Bütçe kadın politikası ve kadının güçlendirilmesine değil, sosyal yardımlara ayrılıyor. Kadınlar için ayrıldığı söylenen bütçe kalemleri ise aslında patronların desteklenmesine yönelik kalemler.

Bakan Selçuk patronlara verilen “kreş teşvikini” kadın istihdamına verilen destek olarak sundu. Bu kapsamda “İş’te Anne Projesi”, “Annemin İşi Benim Geleceğim Projesi” gibi projeleri sıralayıp, şartları taşıyan kadınlara aylık 400 lira verildiğini anlattı. Hükümetin kadın istihdamına yönelik temel hedefinin “iş ve aile yaşamının uzlaştırılması” olduğunu söyleyen bakan, yarım çalışma ödeneğinden 2016 yılından bu yana kadar 18 bin kişinin faydalandığını, bu kapsamda 35,5 milyon lira ödendiğini açıkladı. Ancak bu ödemeler işverene teşvike dönüşürken, kadın istihdamını artırmak yerine aslında kadınları işverenin insafına bırakmak anlamına geldi.

Bakanın açıklamasına göre 2007-2017 arasında kadın istihdamı 3 milyon 375 bin kişi arttı. Ancak yine bakanlığın verilerine göre 422 bin 898 kişi evde bakım aylığı alıyor ve bu sayılar da istihdam rakamlarına ekleniyor. Oysa bunlar güvenceli ve emeklilik vs. gibi haklar sağlayan çalışma biçimleri değil.

2008 öncesinde 150’den fazla kadın işçi çalıştıran -ki bu AKP döneminden önce 100’dü- işverenlerin işyerlerinde kreş açma sorumluluğunu dışarıdan hizmet alımı olarak düzenlendi ve piyasalaştırıldı. Kamu kreşleri kapatıldı.

KADINA YÖNELİK ŞİDDET 'AİLE BÜTÜNLÜĞÜ' SORUNUYMUŞ!

♦ Her gün en az 1 kadının kadın cinayetine kurban gittiği Türkiye’de kadınların yaşam haklarının güvenceye alma sorumluluğu olan Bakanlığın bütçe görüşmelerinde kadına yönelik şiddet konusunda bile ana vurgu “aile bütünlüğünün korunması” üzerine yapıldı.
♦ Bakan, “Aile olmanın, yuva kurmanın sorumluluklarını gençlere aktarmak, ailelerin sorun çözme kapasitesini artırmak amacıyla eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütmeye devam edeceğiz” dedi.
♦ Bakan, geçtiğimiz dönem şiddeti önlemek için yaptıklarını anlatırken de “farkındalık” ve “eğitim” dışında somut bir plan ya da hedef açıklamadı.
♦ Şiddet önleme mekanizmalarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması gibi hedefler bakanlığın bütçe planında ele alınmış ancak 2019 bütçesinde bu konuda herhangi bir araştırma planı bulunmuyor. 6284 sayılı Kanun uygulamaları üzerine bir çalışma ya da dört yılda bir yapılması öngörülen kadına yönelik şiddet araştırması 2019 yılı planlarına dâhil edilmemiş. Ancak “boşanmanın nedenleri” konulu araştırma, hedefler arasında saymış.
♦ Bakanlık bütçesinde kadınlara özgü hizmetler yalnızca sığınakların ve ŞÖNİM’lerin hizmetlerden ve istihdama yönelik kurslardan ibaret.
♦ 2019 hedeflerine bakıldığında, kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin somut hedefler oldukça az. Yeni sığınak ve ŞÖNİM açmak, deneyimli personel istihdamı gibi net hedefler ifade edilmiyor. Bakanın açıklamalarına göre, bugün Aile Bakanlığına bağlı 110, yerel yönetimlere bağlı 32, Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne bağlı 1, sivil toplum kuruluşlarına bağlı 1 kadın konukevi olmak üzere ülke genelinde toplam 3 bin 454 kapasiteli 144 kadın konukevi var. Oysa Türkiye’de sığınakların en az 8.081 kapasiteli olması gerekiyor, yani Türkiye’deki sığınakların kapasitesi olması gerekenden yüzde 54 daha az.
♦ Sosyal yardımlara ayrılan büyük payın yanında Türkiye’de kadın-erkek eşitliğinden sorumlu tek kurum olan ve AB uyum sürecinde kurulan Kadının Statüsü Genel Müdürlüğüne ne kadar bütçe ayrıldığı ise bütçe sunumunda yer almadı. Kurum, tamamen işlevsiz hâle getirilmiş durumda. Öyle ki Genel Müdürlük, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı 2008-2013 planından sonra, beş yıllık aranın ardından, ilk defa bu yıl Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2018-2023)’ü hazırlayabildi. Sosyal yardımlar bütçesi yaklaşık yüzde 50 oranında artmış ama KSGM bütçesi 2004’ten beri giderek düşüş gösteriyor.

ÇOCUK İSTİSMARINI ÖNLEMEK İÇİN BÜTÇE YOK
ÖZEL OKULLARI DESTEKLEMEK İÇİN VAR!

♦ Türkiye’de çocukların uğradığı ihmal ve istismar olaylarına her gün yenileri eklenirken, Bakanlık bütçesinde önleme mekanizmaları kurmak ve sorunun çözümü için etkili somut önlemlerden bahsedilmiyor, sıradan bir vatandaş temennisi gibi “çocukların her türlü ihmal ve istismardan korunması gerekliliği”nin ifade edilmesiyle yetiniliyor. Millî Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı yatılı kuruluşlarda çalışan 4.410 personele, çocuk kuruluşlarında görev yapan 10 bin personele mahremiyet ve değerler eğitimi verilmesi en önemli faaliyet olarak ifade ediliyor.
♦ Çocuk işçi sayısının 2 milyona ulaştığı ve çalışan her 10 çocuktan 8’inin kayıtdışı olduğu Türkiye’de bu konu da Çalışma Bakanlığı ve Aile Bakanlığının ortak gündemi olmasına rağmen 2019 Bakanlık bütçesinde çocuk işçiliğine dair hiçbir vurgu yok.
♦ Bütçede çocuk işçiliğinin önlenmesi, çocuklara ücretsiz okul öncesi eğitim sağlanmasına ilişkin somut hedefler yok ama “Çocuklarımızın akademik başarılarını önceleyip özel okullarda ücretsiz devam eden çocuk sayımızı da yükselttik” ifadesiyle özel okullara para aktarıldığı adeta itiraf edilmiş.

GÖRÜŞMEDEN NOTLAR...

Filiz Kerestecioğlu (HDP Milletvekili): Şiddetle mücadele mekanizmalarına ayrılan bu sınırlı alan dışında sosyal hizmetlerin ve yardımların büyük kısmı kadınları müstakbel eş, eski eş, anne olmaya zorluyor. Aile ve Toplum Hizmetlerinin programları ve çalışmaları bunu açıkça gösteriyor. Başlıklara baktığınızda, evlilik öncesi eğitim programı, aile eğitim programı, aile ve boşanma süreci danışmanlığı, aile ve sosyal destek programı, aile destek merkezleri, çeyiz hesabı. Astronot da olmak istiyor kadınlar, teknik ve teknolojik yerlerde de çalışmak istiyorlar, mühendislik yapmak istiyorlar, illa çocuklu olmak istemiyorlar.
Candan Yüceer (CHP Milletvekili): Meclis Başkanı Binali Yıldırım geçtiğimiz aylarda ‘Evlenemiyoruz, kadınlara yardımlar veriyorsunuz, o yüzden kimse yüzümüze bakmıyor. Sosyal devletin ölçüsünü, ayarını yerinde tutmakta fayda var’ dedi. Sayın Meclis Başkanının görevi birilerini evlendirmek, çöpçatanlık ya da sosyal devletin ölçüsünü ayarlamak değil. Hem kadın sorunlarından hem de sosyal yardımlardan sorumlu Bakanlığınızın bu konuda bir açıklaması oldu mu? Bakanlığın ilk icraatlarından biri ve ilk buluşma konusu nafaka sistemi üzerine oldu. Çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet, engellilerin bunca sorunu ortada varken, size de bağlı olan Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü bunca işsizlik, işsizliğin yarattığı sorunlarla eli kolu bağlı otururken nafaka sisteminin ele alınmasını da bir niyet beyanı olarak görüyorum.
Fatma Kaplan Hürriyet (CHP Milletvekili): Sunumuzda, bütçe sunumunuzda sürekli ŞÖNİM’lerden, kadın sığınevlerinden bahsediliyor, müthiş bir tablo çiziliyor açıkçası. Ama bizim yaptığımız saha çalışmalarında kadın sığınmaevlerinde, ŞÖNİM’lerin de ciddi yetersiz olduğunu gördük, ciddi bir bütçe eksikliği var. Buralara neden bu kadar az bütçe ayrılıyor? Peki, bunları nasıl etkinleştirmeyi düşünüyorsunuz?
Ravza Kavakçı (AKP Milletvekili): Annelik kurumuna karşı bir reaksiyon olduğunu düşünüyorum, annelik aşağılık bir şeymiş gibi, küçümser bir algıyla anneliğe yaklaşılmasını da anlamış değilim. Anne olmayı seçen, evinde çocuklarını büyütmeyi seçen kadınların da haklarının burada savunulması gerektiğini düşünüyorum. Bu manada, bundan yirmi küsur sene evvel anne olmuş bir insan olarak, o zaman esnek çalışma saati gibi bir şey olmadığı için, çocuğumu emanet edebileceğim birisi de olmadığı için iş hayatından ayrılmak zorunda kalmıştım. O dönem, tabii, başka sıkıntılar da vardı, ayrımcılıklar, baş örtüsü ayrımcılığı gibi. Ben Bakanlığımıza teşekkür ediyorum; hem kadınların anne olmayı seçip, aynı zamanda toplumda da bir şeyler üretip çalışan kadın olmayı da seçen kadınlar için farklı seçenekler ve destekler sunduğu için…

ÖNCEKİ HABER

Cumartesi Anneleri 712. kez buluştu

SONRAKİ HABER

AB Komisyonunun yeni başkanı Ursula von der Leyen oldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa