'Bağırıp haykırmazsan kimse sana bir şey vermez'

Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünde çalışan bin işçinin 230'u icralık durumda. İşçiler, harekete geçmeden sorunların çözülmeyeceğini söylüyor.

16 Kasım 2018 04:12
Paylaş

Vedat YALVAÇ
İstanbul

Hükümetten gelen “Ekonomik kriz yok” açıklamaları, Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nde çalışan işçiler için hiçbir anlam ifade etmiyor. Zira Belediye-İş İstanbul 2 No’lu Şubenin örgütlü olduğu işyerinde bin işçinin 230’u icralık durumda. Ücretlerin giderek eridiğini anlatan işçiler, “Bağırmasan, çağırmasan, haykırmasan kimse sana bir şey vermez, hiçbir şey yoluna girmez, daha da kötüye gider” diyor.

3 çocuk babası Fetih Çimenli, icralık işçilerden. 3 yıl önce 20 bin lira olan kredi borcu, 64 bin liraya yükselmiş. Ücretinin dörtte birinin icraya gittiğini, kalan 1600 lira para kaldığını ifade eden Çimenli, “Avukat 64 bin lira kredi borcunun 50 bin lirasını kapat diyor. Değil 50 bin lira şu an 5 bin lira istesen veremem ki. Geçimimi sağlayamıyorum. Elektriğimin kesildiği günler oldu. 10 lira su harcıyorsun, 50 liralık fatura geliyor. 300 lira doğalgaz faturası geliyor kışın. 100 liralık doğalgaz yakıyorsun vergidir, başka şeylerdir 300 lira fatura geliyor. Bunların hepsi vatandaşların sırtından çıkıyor” dedi.

KUCAĞINDA ÇOCUĞUYLA ÇÖPTEN EKMEK ARIYOR!

Gün geçtikçe daha da kötüye gittiğini anlatan Çimenli devam etti: “Daha önce bir tüpü 45-50 liraya alıyorduk ancak şu anda bir tüp olmuş 105 lira. Bir teneke yağ olmuş 50 lira. Kiralar olmuş bin lira. Adam alıyor 1600 lira, bilemedin 1700 lira para alıyor. Bunun bin lirasını kiraya verse elektriğidir, doğalgazıdır, suyudur... Bu adam ne yiyecek? Mesela bu sene okul kıyafeti istediler. Kız çocuğum için bir etek bir üst 120 lira. Ayakkabısı hariç. Gidip bir defter alıyorsun 5-10 liradan aşağı değil. Eskiden 50 liraya ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyorduk şimdi 200 lira yetmiyor. Bir çocuğum seneye liseye gidecek. Bu şartlarda nasıl okutacağım, bilmiyorum, çok şaşkınım.”

“Başkanlık sistemi gelecek her şey güzel olacak” dendiğini ama her şeyin daha da kötüleştiğini vurgulayan Çimenli, “5 yıl önce ben 1000 lira maaş alıyordum, gül gibi geçiniyordum. Şu an maaşım 2500 lira alıyorum. Bizden daha beterleri de var. Görüyoruz. Kadınlar kucağında çocukları, çöp konteynırlarında ekmek arıyor, yemek arıyor” diye konuştu. Çimenli “Türkiye’de bağırmasan, çağırmasan, haykırmasan bir şey yoluna girmez, daha da kötüye gider” çağrısını yaptı.

BUNLAR DAHA İYİ GÜNLERİMİZ

“Kriz yok” söylemlerine tepki gösteren Nihat Aksoy şöyle konuştu: “Cumhurbaşkanımız kriz yok diyor ama var. Marketteki fiyatlar 2-3 kat arttı, ekmeğimizin gramajı düştü, fiyatı yükseldi. Yani fiyatlar o kadar yükselmiş ki her şey ikiye, üçe katlanmış. 1 kilo domates 6-7 lira olur mu? Patates 2 buçuk-3 lira. Yani her şey pahalandı. Bir kere aldığınız maaş yetmiyorsa, o maaşı da bir iki ay geç aldığınız zaman bunun nasıl etkilediği ortada. Ben bunların daha iyi günlerimiz olduğunu düşünüyorum. İlerde daha büyük bir krizin bizi beklediğini düşünüyorum.”

230 ARKADAŞIMIZA İCRA TAKİBİ BAŞLATILMIŞ DURUMDA

Belediye işçisi ve aynı zamanda Belediye-İş İstanbul 2 No’lu Şube Yöneticisi Savaş Doğan da açıklanan enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığını ifade ederek şunları söyledi: “Enflasyonun yüzde 25’in üzerinde olduğunu düşünüyorum. Tabi enflasyon böyle artarken çalışan arkadaşlarımız ceplerine yansıyan bir ekonomik kriz yaşıyorlar. Biz burada 300 arkadaşımızla birlikte çalışıyoruz. Genel olarak Avcılar’da 1000 arkadaşımızla periyodik olarak görüşüyorum, sohbetler ediyorum. Şiddetli olumsuzluklar yaşıyoruz. Geçinebilmek için öğlen yemek yemeyen arkadaşlarımız var. Bir markete gidip 100 lira ile alışveriş yapıp ihtiyaçlarımızın üçte birini karşılayamaz duruma geldik. Türk-İş bölge başkanları toplantısında da artık bunlar sokağa yansıtılmalı diye yüksek bir baskı var. Biz işçiler artık bunların altından gerçekten kalkamaz duruma geldik. Ülkede her şey toz pembeymiş gibi doların bir süre yükselişini hep beraber gördük. Tabi orada o yükselişin birkaç puan geri düşmesini iyi bir şey olmuş gibi yansıtmaya çalışıyorlar. İşin gerçeği hiç de öyle değil. 2016 yılında işçiler 500 dolar ile çalışıyorken şuan 300 dolar alamaz durumda. Ama bakıyorsunuz ekonomik şartlarda her şey tavan yaptı ama asgari ücret 1600 lira. İnsanlar gerçekten açlığa terk edilmiş durumda. Şuan elimde mevcut evrak var. 230 arkadaşımıza icra takibi başlatılmış durumda. Asgari ücretle geçinen bir arkadaşımızın bir de maaşının dörtte birinin kesildiğini  düşünün. Bu bize nasıl bir acı tablo olduğunu ortaya koyuyor. İkinci ya da üçüncü çocuğunu okula gönderemeyen aileler var. Onlardan biri de benim. Biz senelerce yurt dışında babamla, kardeşlerimle çalıştık. Biz ekonomimizi toparlayalım derken ben bile ikinci çocuğumu okula gönderemez durumdayım. Bununla ilgili yüzlerce örnek var.”

SOKAĞA DÖKÜLME TALEBİ HER GEÇEN GÜN ARTIYOR

Bu sorunlar yönetenler de dahil herkesin bildiğine dikkat çeken Doğan, “Ancak etki-tepki meselesi ile çözülecek. İnsanlar artık bu yükün altından kalkamaz durumda. İnsanların cebine yansıdığı için artık herkes yüksek sesle dillendiriyor, sokakta bunu konuşabiliyor. Bunun artık ancak sokağa dökülerek çözüleceğini biliyor, bunu farkında. Böyle bir talebin her geçen gün artığını da görüyoruz. Bu ülkede işçiler, bu sorunları bu kadar hissederken, herkes evinde bu krizi yaşarken sendika konfederasyonların genel merkezlerine de büyük iş düşüyor. Bundan önceki süreçte de biz işçiler hiç mutlu olmadık. Baktığımızda işverenlere, bankalara 11 milyar dolar destek sağlanırken işçiler her zaman geriye gitmiş durumda. İşsizlik artarken işverenlerin borçlarını erteliyorlar. Konfederasyonların işçilerin çıkarı söz konusuysa birleşip bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.

KIDEM TAZMİNATI YİNE GÜNDEMDE

Kıdem tazminatı yine gündemde olduğuna dikkat çeken Savaş Doğan şöyle devam etti: “Hükümetin ve patronların işçinin en büyük güvencesi olan kıdem tazminatını işçinin elinden almak gibi niyetleri var. Tekrar tekrar ısıtılıp işçinin önüne konuluyor kıdem tazminatları. Yani hak vermedikleri gibi üstüne üstlük nasıl daha fazla işçiyi mağdur ederiz gibi şeyler gündeme getiriyorlar. İşçinin her anlamıyla mağdur olduğu bir durum söz konusu. Hepimizin biran önce buna çözüm araması gerekiyor.”

ÖNCEKİ HABER

Yeni yılın sanatçılar takvimi hazır

SONRAKİ HABER

Gazeteci Adnan Bilen: Paylaşımım hakaret değil, eleştiridir

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa