15 Kasım 2018 15:09

Dünya Hapisteki Yazarlar Günü: Yazmak özgür düşünceyi gerektirmektedir

Yazar, basın ve yayıncı örgütleri, 15 Kasım Dünya Hapisteki Yazarlar Günü dolayısıyla bir araya geldi.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

PEN Türkiye Merkezi, Türkiye Yazarlar Sendikası(TYS), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti(TGC) ve Türkiye Yayıncılar Birliği(TYB), 15 Kasım Dünya Hapisteki Yazarlar Günü dolayısıyla Cezayir Toplantı Salonu’nda basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına PEN Türkiye Merkezi 2. Başkanı Halil İbrahim Özcan, Türkiye Yazarlar Sendikası adına Tahir Şilkan ve Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk konuşmacı olarak katıldı.

‘123 GAZETECİ VE YAZARIN DURUMU KABUL EDİLEMEZ’

PEN Türkiye Merkezi 2. Başkanı Halil İbrahim Özcan, Türkiye'de yazarlığa giden yolun hapishaneden geçtiğini ifade etti. Özcan “Bizler yıllardır her 15 Kasım Hapisteki Yazarlar Günü toplantılarımızın son sözlerimizi “umarız gelecek yılki toplantımızda içeride kimse olmaz” temennisiyle bitiririz. Ama hiçbir zaman bu temennimiz gerçekleşmediği gibi giderek de artan bir şiddeti yaşıyoruz.  Ayrıca, çeşitli anti-demokratik uygulamaların bir parçası olarak ülkemizde düşüncelerinden ve yazdıklarından dolayı tutuklu bulunan 123 gazeteci ve yazarın durumunu kabul edilemez buluyoruz” diye konuştu.

‘YAZAR KUŞKUSUZ İÇİNDE BULUNDUĞU COĞRAFYADAN ETKİLENENDİR’

“PEN yazarlar derneği olarak yazarların yazarlık durumuyla ilgileneceğimiz yerde, ülkenin içinde bulunduğu durumdan dolayı çabamız, emeğimiz düşünce ve ifade özgürlükleri üstüne yoğunlaşıyor” diyen Özcan, “Biz Düşünce ve İfade Özgürlüğü temelindeki bütün davalara ayrım yapmadan izliyor ve düşüncelerimizi de basında paylaşıyoruz. Özgür yaratım sürecinde hiç de iç açıcı bir yılı ardımızda bırakmadık. Yazar kuşkusuz içinde bulunduğu coğrafyadan etkilenendir. Yaşadığı dünyanın içinden yeniden üretime katılırken çevresinde olup bitenleri zihninde yeniden şekillendirirken özgür alana ihtiyaç duymaktadır. Kuşkusuz ki yazmak ya da herhangi bir sanat dalıyla uğraşmak özgür düşünceyi gerektirmektedir. Ülkemizde yaşanılanlardan yola çıkılarak ne yazık ki yazarların, yaratıcıların özgür olmadığı görülüyor” dedi.

‘YURT DIŞINDAKİ YAZARLAR ÜZERİNDE BASKILAR SÜRÜYOR’

Baskıların sadece cezaevindeki gazeteci ve yazarlar üzerinde olmadığına değinen Özcan, “Yurtdışına giden yazar Ragıp Zarakolu gittiği yerde kırmızı bültenle arandı. Kırmızı bültenle Ragıp Zarakolu’nun aranması hukuk adına da şaşırtıcı bir şey. Nöbetçi yayın yönetmenliği yaptığı için bir yazarın kırmızı bültenle aranmasına anlam veremiyoruz. Yurt dışına gidenler yazar ve gazeteciler üzerinde baskı sürdürülüyor” değerlendirmesinde bulundu.

‘DÜŞÜNCESİNİ AÇIKLAYAN GAZETECİ, YAZARLAR HAPİSE ATILMAKTADIR’

Ardından konuşan Türkiye Yazarlar Sendikası Yönetim Kurulu üyesi Tahir Şilkan, “Hapisteki yazar ve düşüncelerinden dolayı cezaevinde yatan yazar kavramını kabul etmediğimizi söylemek isterim. Düşünce özgürlüğü düşünceyi açıklama özgürlüğüdür. Özgürlüklerin bulunmadığı yerde demokrasi de yoktur. Basın özgürlüğü, düşünceyi açıklama özgürlüğünü tamamlayan ve onun kullanılmasını sağlayan özgürlüktür. Herkes düşünce ve kanaatlerini her yoldan açıklama ve yayma özgürlüğünü kullanma hakkına sahiptir. Düşünce ve ifade açıklama ve yayma özgürlüğü savaş, sıkıyönetim ve  OHAL dönemlerinde kısıtlanmayacak bir özgürlüktür.  Faşizm ve ırkçlığı düşünce özgürlüğü olarak değerlendirmek yanlıştır. Yasalarda suç olarak tanımlanmış fiillerdir. Ülkemizde ırkçılık ve faşizm nerdeyse alenen her gün basın yoluyla yapılmaktadır. Barış isteyen akademisyenlerin ‘oluk oluk kanını akıtacağız’ diyen insanın sözü ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilip yargı yolu kapatılmıştır. Buna karşı düşüncesini açıklayan gazeteci, yazarlar hapise atılmaktadır. Irkçılık ve faşizm dışında bütün düşüncelerin, yazıların yayılmasını destekliyoruz. Cezaevinde düşüncelerinden dolayı yazar ve gazeteci kalmadığı düşünü sizlerle paylaşıyoruz" şeklinde konuştu.

‘TOPLATMA VE YASAKLAMA KARARLARININ OLMAMASINI TALEP EDİYORUZ’

Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk, 2018 yılının Birleşmiş Milletler (BM)  tarafından ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 70'inci yılı olduğunu  hatırlatarak şunları söyledi: "Türkiye de bu bildirgeye imza atmıştır. Yayıncılığın iki temel kuralı vardır. Biri düşünce ve ifade özgürlüğünün yayma özgürlüğü, diğeri de telif hakkıdır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi yayıncılık sektörünün en temel örnek aldığı beyannamedir. İçerde şiddet içermeyen, şiddeti övmeyen bütün ifadeleri yayma hakkımız var. Geçmişte 12 Eylül döneminde olduğu gibi şu an da yerel mahkemeler tarafından toplatılan kitaplar, yasaklanan kitaplar var. Bu durum yasaya aykırıdır. Toplatma ve yasaklama kararlarının olmamasını talep ediyoruz. Umarım yasaklamanın ve kısıtlamanın hiç olmadığı demokratik bir ülke oluruz.”

TÜRKİYE’DE YAYINCILARA, GAZETECİLERE ENGEL OLAN NEDİR, YASALAR MI?

Türkiye’de yayıncılara, gazetecilere engel olan nedir, yasalar mı? Yoksa iktidarın baskısı mı? sorusuna yanıt veren Kocatürk “Yasalarda sorun yok, uygulamalarda sorun var. Uygulamalar döneme göre bazen de yerel mahkemelerin tavrına göre uygulanıyor” dedi.

Hükümetin yurtdışındaki basın toplantılarında da sürekli tekrarladığı bir durum var. Hapistekiler gazeteciliğinden ötürü değil başka suçlardan dolayı içerdeler. Bu söylemin karşısına nasıl bir söylem konulabilir? sorusuna Halil İbrahim Özcan “Her yerde sorulduğunda bu söyleniyor. Terörle ilişkilendiriliyor. Ahmet Şık 3 terör örgütüyle ilişkilendirildi gazetecilikten değil ama o gazetecilik yaptığı için içerideydi bunu defalarca söylediler ve şimdi milletvekili” şeklinde yanıt verdi. (İstanbul/EVRENSEL)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Devrimci Parti Genel Merkezine polis baskını

SONRAKİ HABER

Yerine kayyum atanan Ahmet Türk’ün 'yürütmeyi durdurma' başvurusuna ret

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa