20 Eylül 2012 08:20

Esnaf da işçi de çözüm istiyor

Mersin Sanayi Sitesi içerisinde önce bir dolaşıyoruz. Sağlı sollu dükkânların birçoğunun kepenkleri kapalı durumda, açık olan dükkanların önlerinde ise iş yokluğundan sohbetler koyu. Konuştuğumuz insanların hepsi aynı şeyi söylüyor: "10 yıl önce buralarda yürümek bile zordu. İşler o kadar yoğundu ki

Esnaf da işçi de çözüm istiyor
Paylaş
Erdoğan Alayumat / Hasret Gültekin Kozan

'KENDİMİZE ZAMAN AYIRAMIYORUZ'

Önce çalışmak zorunda olduğu için lise birinci sınıfta okulu bırakmak zorunda kaldığını belirten Adıyamanlı işçi Kazım İzci'ye soruyoruz hangi koşullarda çalıştığını. 12-13 saat çok ağır bir şekilde çalıştıklarını ifade eden İzci, "Akşam eve kendimizi zor atıyoruz, hiçbir sosyal hayatımız kalmamış" diyor. Oto tamir işinin kendilerini çok yorduğunu, bir tek Pazar günlerinin olduğunu söylüyor. "O günü de dinlenerek geçirince başka hiçbir şey yapamıyoruz" diyor. Kendi sorunlarını içtenlikle cevaplayan 24 yaşında ki İzci'ye biraz da ülkenin içinde bulunduğu durumu sorduğumuzda yeni anayasa yazımından haberdar olmadığı anlaşılıyor. "Anayasanın değiştirileceğinden haberim bile yok ama eminim ki başımızdakiler kendilerine göre yasalar hazırlayacaklardır. 'Hedef 2023' deniliyor. Cumhuriyetin 100. yılında ne yapacaklar? Tabii ki komple ülkeyi isteklerine göre baştan aşağı değiştirecekler" diye de sitem ediyor.
Sercan Akdemir de, 11 yıldır oto tamir işi ile uğraştığını söylüyor. 25 yaşındaki Akdemir, "Ailemde babam ile birlikte çalışıyorum. Bu yüzden ortaokulu okuduktan sonra okuldan ayrılmak zorunda kaldım" diyor. İş saatlerinin çok fazla olduğunu ifade eden Akdemir, "Biz 12-13 saat çalışıyoruz; ailemize, evimize, yaşamımıza zaman ayıramıyoruz. Resmen robot gibi çalışıyoruz. Bu sağlığımızı da olumsuz etkiliyor" diyor.

'BAŞIMIZA NE GELİYORSA BİLGİSİZLİKTEN'

Ardından Ali Bayram ustanın yanında alıyoruz soluğu. İşlerin olmadığından, bir ufak iş gelince kendilerini 'iş var' diye kandırdıklarından ve öylece oyalanıp durduklarından şikayetçi. "Büyük işletmeler bizim gibi küçük işletmeleri çok kötü etkiliyor. 5-10 yıl öncesine kadar kazanan bizken şimdi tam tersi. Büyük olan kazanıyor, bize bir şey kalmıyor. Birçok esnaf dükkanını kapatıp başkalarının yanında işe başlıyor" diyen Bayram, "Anayasayı halkımıza soruyoruz diyorlar ama kimse bir şey sormadı" diyor. 4+4+4'ü de eleştiren Bayram, "4+4+4'ü bilmiyoruz. Kendi kafalarına göre, kendi istekleri için iş yapıyorlar. Kimseyi de bilgilendirmiyorlar. Başımıza ne geliyorsa bilgisizlikten geliyor" diye konuşuyor.
Biraz daha dolaştığımız sanayi sitesinde kendimizi Bayram Keser'in dükkanında buluyoruz. 12 yaşından beri çalıştığını, yıllarını bu oto tamir işine verdiğini söylüyor 50 yaşındaki Keser. "Vasıfsız bir elemanla bizim bu işi yapan elemanlarımız aynı parayı almak zorunda kalıyor. Durum çok kötü İşçilere verecek parayı zar zor bir araya getiriyoruz. Oysa bizim yaptığımız bu iş çok ağır ve zor. Aldığımız karşılık bu olmamalı. Ama durum bu" diyor. Ardından televizyonlarda dönen yarışma programlarına da şöyle sitem ediyor: "Televizyonlarda kutu açıp para kazanıyorlar. Oysa hayat böyle mi? İşte görüyorsunuz durumumuzu. Para hiç de kolay kazanılmıyor. Ama birileri bize bunu dayatıyor"
Devletin küçük esnafı kaldırıp yerine büyük şirketlerin geçmesini istediğini vurgulayan Keser, "Hakkımızı almamız gerek. Hiçbir hakkımız yok. Esnaf odamız var, o da bize para gözüyle bakıyor. Bizleri hiç düşünmüyorlar. Aidatlarını alıp oturuyorlar. Bize hiçbir artıları yok oysa. Bütün baskılara karşın bizlerin bir olması gerekiyor. Ufak tefek esnafla bu sorunları çözemiyoruz. Odaların bu noktada devreye girmesi gerekiyor. Bizlerin haklarını savunmaları gerekiyor. Bir şey yapacaksak hep beraber yapmamız gerekiyor. Birlikte hareket etmemiz gerekiyor" diyor.
İrfan Yiğitkuş da esnaf odalarından şikâyetçi olanlardan. "Odaların bizlere hiçbir katkısı yok. Onlar esnaf içerisinde mafya durumundalar" diyor. Çok ağır koşullarda iş yaptıklarını söyleyen Yiğitkuş, "Esnaf içinde yıpranma payı yaratılmalı. Yıllarımızı verdiğimiz bu işlerde çok ağır işler yapıyoruz ama gene de karşılığını alamıyoruz. İşçilerin sigortalarını zor yatırır durumdayız. Primlerin yüksek olması, işlerin bitme noktasına gelmesi buna engel oluyor" diyor. Yiğitkuş, "Biz hep ezilmeyi göze almışız halk olarak. Ezilmeden önce sesimizi çıkartmamız gerekir, yoksa sonrasında bir işe yaramaz" diye sözlerini bitiriyor.
(Mersin/EVRENSEL)

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

İzmir’de örgütlenme seferberliği kararı

SONRAKİ HABER

'Suriye'de askeri yolla çözüm olmaz'

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa