14 Kasım 2018 04:02

Hastane koridorlarında anlatılanlar hükümetin yansıttığı gibi değil

Yeliz Teke, ilaç zamlarından sadece ben mi etkileniyorum diye gittiği hastane koridorlarında bir dokundu bir dokundu bin ah işitti.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Yeliz TEKE
Antalya

Merhaba Evrensel okurları;

Geçtiğimiz günlerde Evrensel’e yazdığım mektupta, özellikle striplere ödediğim ek ücretlerden bahsetmiş, 19 yaşındayken Tip-1 diyabet hastası olduğumu öğrenmenin zorluklarından bahsetmiştim. Acaba bu ilaç zamlarından öğrenci olduğumdan mı bu kadar etkilendim yoksa herkes mi bu konu hakkında şikayetçi merakıyla kendimi Akdeniz Üniversitesi Hastanesi koridorlarında, polikliniklerde, servislerde buldum. Uzayan kuyruklarda hastalar ile sohbet etme fırsatı yakaladım.

‘ALLAH RIZASI İÇİN KUYRUK BİTTİ DİYEBİLİR MİSİN?’

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nin polikliniklerinde konuşmak için birilerini ararken Sadık amca ile tanıştım. Kardiyoloji polikliniğinde sonuçlarını göstermek için beklerken konuştuğum 69 yaşındaki Sadık amca emekli. Yüzde 70 kalp damar tıkanıklığı sebebiyle anjiyo yaptırmış ve geçtiğimiz şubat ayında da kalp pili takılmış Sadık amcaya. Aynı zamanda eşiyle kendisi tip-2 diyabet ve tansiyon hastası. Rahatsızlıklarından dolayı sürekli kullanmak zorunda olduğu ilaçlar var. Tansiyon ve kan sulandırıcı ilaçlarına, striplere ek ücret ödediğini ve muayene ücreti için emekli maaşından ciddi kesintler yapıldığını anlatan Sadık amcaya ‘Son dönem gelen zamlardan etkilendiniz mi?’ diye sordum. Sadık Amca soruma biraz da hayıflanarak “Sağlıkta ücret yok dediler, ortalığı kasıp kavurdular. Emekliye yüzde 9 zam yaptılar o da bu krizde eridi gitti. Ne yapacak kızım bu insanlar. Herşeye zam geliyor, ilaçları bile takip edemedim. Elimden ne gelir ki?” diye anlattı.  Hastanelerdeki sıra bekleme ve kuyruklar konusunda da dertli olan Sadık amca “Allah rızası için kuyruk bitti diyebilir misin?” diye sorunca arkamı dönüp, sırada bekleyen onlarca insana bakıyorum. Gerçekten kuyruk bitti diyebilir miyiz? Sadık amcaya benimle paylaştıkları için teşekkür ettikten sonra yalnız olmadığımı bilmek beni cesaretlendirdi. Başka hastaları da dinlemek için diğer poliklinikleri de gezmeye devam ediyorum.

‘ACİL OLMAYAN AMELİYATLARI YAPMAYIN’

Onkoloji Bölümünde İnan amca ile  sohbete başlıyorum. 2016 yılında kanser şüphesi ile hastaneye gelen İnan amcaya aradan geçen 2 yıla rağmen henüz bir tanı koyulamamış. 33 gün boyunca ışın tedavisinden başka hiçbir şey uygulanmadığından bahseden İnan amca kendisine bir aspirin bile yazılmadığından dert yanıyor ve saat 11.00’den 15.00’e kadar sıra beklediğini söylüyor. Bundan bir ay önce gittiği başka bir hastanede sol akciğerinin alınması gerektiğini, hatta doktorun “Bak hükümet ameliyatları erteliyor, yarın ameliyat olmak istersen çok para verirsin” dediğini anlatıyor. Kendini hazır hissetmediği ve ameliyatın risklerini bilmediği için teklifi kabul etmediğini söyleyen İlhan amca bundan 10 gün sonra da hükümetin ‘Acil olmayan ameliyatları yapmayın’ açıklamasını duyduğunu aktarıyor. İnan amca ayrıca büyük şehirlerin devlet hastanelerindeki tomografi, MR gibi makinelerin devlete değil de yandaş şirketlere ait olduğunu ifade ediyor.

‘ECZANE ÜCRETİ AYRI, MUAYENE ÜCRETİ AYRI YÜK’

Ardından Nefroloji bölümünden geçerken Gönül Teyze ile konuşuyorum. Tansiyon, şeker, parkinson, kalp hastalığı, astım başlıyor saymaya ve böbrek üstü bezinde kitle olduğu için şu an hastanede olduğunu söylüyor. 40-45 yaşlarından beri zamanının büyük bölümünün hastanelerde geçtiğini söyleyen Gönül teyze haliyle birçok ilaç kullanmak zorundan kalmış. Gönül teyze ilaçlara ödediği ek ücretlerden çok şikayetçi ve sitemini “Eczane ücreti ayrı muayene ücreti ayrı yük” diyerek belirtiyor. Parkinson hastalığından dolayı 3 ayda bir botoks yaptırmak zorunda kalan Gönül teyze, bunun maaşından ciddi miktarda kesintilere neden olduğunu söylüyor.

ÖNCEKİ HABER

Bekçi atamaları: 'İktidar, tabanını memnun etmek için kadrolaşıyor'

SONRAKİ HABER

Motorine 18, benzine 20 kuruş zam geldi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa