13 Kasım 2018 16:28
Son Güncellenme Tarihi: 13 Kasım 2018 23:07

AKP’den teklif: Ver parayı geç güvenlik soruşturmasını

Sağlık torba yasası teklifinin TBMM Genel Kurulu görüşmelerinde AKP'nin 5. maddeye ilişkin düzenleme yapacağını söylediği belirtildi.

Fotoğraf: VOA/Wikimedia Commons (Public Domain)

Paylaş

TBMM Genel Kurulunda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı. Görüşmelerin ardından bugünkü birleşim sona erdi.

Oturumun ardından CHP Milletvekili Ali Şeker, AKP’lilerin hekimlerin güvenlik soruşturmasını geçmesi için 75 bin veya 120 bin TL tazminat ödemelerini önerdiğini aktardı. AKP'nin yarın meclise sunacağı öneriyi sosyal medya hesabından paylaşan CHP Şeker, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
"KHK’lı hekimler SGK anlaşmalı özel hastanelerde çalışabilecek, raporları da geçerli olacak. Güvenlik soruşturmasından geçemeyenler 450 gün bekleyecek ya da pratisyen hekimler 75.000, uzman hekimler 120.000 TL tazminat ödeyerek özelde işe başlayabilecek."

Şeker, sağlık emekçilerinin tepkisini çeken 5. maddeye ilişkin AKP'lilerin yarın düzenlemeyle Genel Kurula geleceklerini söylediğini ifade etti. Evrensel'e konuşan Şeker şunları söyledi:
"SGK anlaşmalı olan özel yerlerde de çalışma serbest hale geldi. AKP’lilerin önerileri şu anda bu. Biz maddenin tamamen geri çekilmesini talep ediyoruz. Yarın maddelerin görüşülmesine karar verildi. Bu öneri henüz tutanaklara geçmedi. AKP’nin şu anda önerisi bu. Ama bu öneri yarına kadar değişir mi bilemiyorum.

AKP’nin güvenlik soruşturmasından geçemeyenler için gündeme getirdiği tazminatlara ilişkin de konuşan Şeker, “Devlet hizmet yükümlülüğü yapmadan görev yapma yetkisi vermek istemiyorlar. Bunu dengelemek adına kendilerince uydurdukları bir şey” dedi.

TBMM'nin yarın 14.00'te toplanacak Genel Kurul birleşiminde teklifin maddeleri üzerine görüşme gerçekleştirilecek. Sağlık meslek örgütleri sağlıkta şiddete ilişkin çözüm önerisi getirmeyen ve hekimleri işsizliğe mahkum eden düzenlemeler nedeniyle teklife itiraz ediyor.

Teklife ilişkin siyasi parti grupları adına söz alan milletvekilleri görüşlerini dile getirdi.

HDP: TEKLİF HUKUKA AYKIRI

HDP Milletvekili Mahmut Toğrul “AKP diyor ki: ‘Benden bir şey talep etmeyin. Benden talep ederseniz ben onun içine bugün 7 bin sağlık çalışanını yokluğa mahkûm edecek maddeleri de koyarım, sizin karşınıza öyle getiririm.’ Bakın, peki niye bugün bu önergeyi veriyor? Bizim denetim görevimizi alarak bir an önce bu yasayı Meclisten geçirmek istiyorlar. Bakın, 7 bin sağlık çalışanını açlığa, yokluğa mahkûm ediyorsunuz. Bu, asla kabul edilebilir bir şey değil. Bu, Anayasa'ya aykırıdır. Bu hukuka aykırıdır. Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırıdır her şeyden önce” dedi.

CHP: TERÖRLE MÜCADELE HASSASİYETİNİ ANLIYORUZ

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Teklifin 5. maddesiyle ilgili konuşuyorum. Türkiye çok önemli terör örgütleriyle mücadele ediyor, bu bir gerçek. Eğer yürütme, kişinin terör örgütleriyle bağlantısını tespit ederse ortada bir yargı vardır. KHK ile kamudan ihraç olan birinin özel sektörde çalışmasına tahammül edemeyerek insanlık dışı bir şey yapıyorsunuz. 'Ben bunu Türkiye'de aç bırakacağım' derseniz bu kişiyi geçtim onun evladına, çoluğuna çocuğuna yazık edersiniz. Suç işlemiş olursunuz. Terörle mücadelede hassasiyetinizi anlıyorum ama çözüm yolu bu değil” diye konuştu.

AKP: TEKLİFE AÇIĞIZ, SUÇLAMALARA KAPALIYIZ

AKP Grup Başkanvekili Muhammed Emin Akbaşoğlu ise “Muhalefet partilerinin bu konuda tekliflerini dinleyeceğimizi, onları değerlendireceğimizi ve en son duruma hep beraber Meclis iradesiyle burada karar vereceğimizi belirttik. Tekliflere açığız ama bu konudaki suçlamalara kapalıyız” diye konuştu.

İYİ PARTİ: ŞİDDETİ ENGELLEYİCİ BİR HÜKÜM YOK

İYİ Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, teklifin geçen hafta komisyonda tartışmalı bir şekilde ele alındığını belirtti. Doktorların, insanların hayatlarıyla ilgili kararlar aldığına işaret eden Çokal, “Biz bu mesleği büyük bir özveriyle yaptık ve bugünlere geldik. İnsanları böyle boş gerekçelerle itham edip işinden edenlerin en başta bunu bilmesi gerekir” ifadesini kullandı.

Teklifte, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin engellenmesine ilişkin yalnızca bir madde bulunduğunu ifade eden Çokal, “Burada, sağlıkta çalışanların uğradığı şiddete yönelik engelleyici, caydırıcı bir madde hükmü yok, usule ilişkin bir şey var” dedi.

Çokal, şöyle devam etti:
"Bir sağlık personeli ile bir terör örgütünü bağlantılı kılmak için hukuk devleti yani aslı hukuk olan bir devlet, bunun bazı kriterlerini koymalıdır. Devlet, terör örgütleriyle tabii ki mücadele etmelidir, devletimize karşı suç işlemiş olan ve bu suçu yargı kararıyla kesinleşen hekimlerin cezalarını çekmeleri elbette gerekir. Biz İYİ Parti olarak, suçlu ile suçsuzun bir an evvel ayırt edilmesini istiyoruz. Ülkemizde yargıya, adalete olan güven bu kadar azalmışken yıllarca eğitim almış, emek vermiş hekimlerimizin görevlerini yapmasına engel olunması onları açlığa mahkum etmek demektir."

Çokal, Genel Kurulda, kendisine KHK ile ihraç edilen bir doktor tarafından gönderilen mektubu okudu.

MHP: İTTİFAK KAPSAMINDA DESTEKLİYORUZ

MHP Milletvekili Sefer Aycan ise teklifi, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin belirlediği ilkeler doğrultusunda millet ve devletin bekası için sürdürdükleri Cumhur İttifakı kapsamında genel olarak desteklediklerini söyledi.

Aycan, sağlık hizmetleriyle ilgili elbette ki farklı görüşlerinin de bulunduğunu, teklifte tamamen katıldıkları maddeler olduğu gibi eksik veya yetersiz buldukları maddelerin de olduğunu kaydetti.

ŞEKER: SAĞLIKÇIYA ŞİDDET YASASINA DÖNÜŞTÜ

Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler sırasında CHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Ali Şeker, ‘sağlıkta şiddete karşı önlemler yasasının’, ‘sağlıkçıya şiddet yasasına’ dönüştüğünü vurguladı.

Kanun teklifinin, doktorların mezun olur olmaz açlığa mahkum edilecek bir teklif olduğunu ifade eden Şeker, “Düşünmeden getirdiniz bu yasa teklifini. AKP özetle tüm muhalefete sindirme avı, cadı avı yapıyor. Düşünen herkese yapılan bir soykırımdır bu. Bu düzenleme özellikle halk sağlığını hedef alan bir düzenlemedir. Bu teklif, anayasanın birçok maddesine temelinden aykırıdır. Anayasaya aykırı bir kanun teklifini getirdiniz, bize dayatıyorsunuz” dedi.

Şahsı adına söz alan CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, teklifin, sağlıkta şiddete karşı önlemler yasası tanımlamasına asla uymadığını, teklifin geri çekilmesi gerektiğini ifade etti.

EMİR: SAĞLIK EMEKÇİLERİ TUTARLI YASALAR TALEP EDİYOR

Türkiye'de saat başında bir doktorun hasta ya da yakını tarafından şiddete maruz kaldığını anlatan Emir, “Gelinen noktada sağlık emekçileri ciddi, tutarlı, aklı başında yasalar talep etmektedirler. Teklifte bulunan tek bir madde var o da bekleneni karşılamamaktadır” dedi.

Bir hekimle ilgili eğer bir suç varsa yargının zaten karar verdiğini kaydeden Emir, “İnsanları, FETÖ ile mücadele adı altında açlığa mahkum ederseniz bu vebalin altından kalkamazsınız. Hukuk devletinin ruhuna uygun bir düzenleme yapılması beklentimiz var.  5. madde açısından bakıldığında alınması gereken uzun bir yol var. Maddenin bu haliyle geçmesi gerçekten çok sakıncalıdır. Kişilere, ölçütleri belli olmayan soruşturmalarla 'sen doktor olamazsın' demeniz gerçekten büyük haksızlıktır” ifadelerini kullandı.

AĞRALI: 15 TEMMUZ’U UNUTMAYALIM

AKP Milletvekili Abdullah Ağralı da “Dünyada toplumun tüm sorunlarını çözmüş bir sağlık sistemine rastlamak mümkün değil” savunmasında bulundu. Sağlıkta şiddetin tüm dünyanın sorunu olduğunu iddia eden Ağralı, “Tüm dünya sağlıkta şiddet sorunu ile karşılaşmaktadır. Ülkemizde şiddetin azaltılması konusunda hükümetlerimiz döneminde önemli çalışmalar yapılmıştır. Bu yasa tasarısıyla ilgili konuşursak 15 Temmuz ihanetini ve sonuçlarını unutmamak lazım. Sağlık çalışanlarını korumak hepimizin görevi ama görevlerini suistimal eden, sahte raporlarla, sahte sorularla sağlık hakkını suistimal eden hekimlere karşı da düzenleme yapılması kaçınılmazdır” dedi.

Teklifin tümünün görüşmelerinin tamamlanmasının ardından TBMM Başkanvekili Mithat Sancar birleşime ara verdi. Sancar, aradan sonra komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi yarın saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.

‘TTB’Yİ VE HEKİMLERİ CEZALANDIRMA YASASI’

Teklifteki 11. maddeyi değerlendiren TTB Merkez Konsey Üyesi Selma Güngör, TTB’nin hekimin ikinci iş olarak çalıştığı yer için onay ve denetim yetkisinin TTB’den alınmak istendiğini belirtti. Güngör, değişiklikle bu yetkinin bakanlığa geçeceğini, bakanlığın ise şekli bir denetim gerçekleştireceğini, oysa ki TTB’nin hekimin ikinci iş yapması nedeniyle ilk yerdeki hizmetler aksayacak mı, aksamayacak mı bunu hesap ettiğini anlatarak şunları söyledi: “Hekim iki işte birden çalıştırılarak bir kazanç artırımına gidilecek. Bu kazanç artırımı örneğin başka bir hekimin kazancının azalmasına yol açacak mı, buna bakıyoruz. Dolayısıyla biz TTB olarak bu onayı verip vermeme de; birincisi, hekimler arası ilişkiyi kurmak için ikincisi ise halkın sağlığını olumsuz etkileyip etkilemediğine bakıyoruz” dedi.

‘HEDEF TTB’Yİ DEVRE DIŞI BIRAKMAK’

Güngör, maddenin hekimlerin emeğinin işverenlerin istediği gibi kullanmasına da yol açacağını söyleyerek, yani işverenin, hekimi iki farklı hastanesinde çalıştırmak için bu iznin istendiğini vurguladı. Düzenleme ile TTB’nin devre dışı bırakılmak istendiğini, hekimin emeğini ucuzlaştıran, hekimlerin haklarını koruyamayan, halkın sağlık hakkını gözetmeyen ve hekimi işverenin istediği işi yapan meslek sahibine dönüştürmek istendiğine vurgu yapan Güngör “Bu bizim kabul edebileceğimiz bir durum değildir” diye konuştu.

‘7 BİN HEKİM CEZALANDIRILIYOR’

Sağlıkta şiddeti önlemeyi amaçlayan 21’inci maddenin TTB olarak talep ettikleri yasa ile hiç bir ilgisinin olmadığını belirten Güngör, “Yasa teklifi gündeme geldiğinde ‘sağlıkta şiddetin çözümü için yasa geliyor’ şeklinde duyuruldu. Açıkçası önce sevinmiştik. Önce şiddet maddesine baktık ve bir hayal kırıklığı yaşadık. Ama sonrasında diğer maddelere bakınca komisyonun önüne bir fırsatçılıkla 7 bin hekimi cezalandırmayı ve bu hekimler nezdinde aslında hepimizin geleceğini ipotek altına alan bir 5’inci madde ile karşılaştık” dedi.

Yasanın hekimler açısından yaralayıcı olduğunu ifade eden Güngör, yasaya en başından beri karşı çıktıklarını, karşı çıkmaya ve mücadele etmeye devam edeceklerini dile getirdi.

SES VE VEKİLLERDEN ORTAK AÇIKLAMA

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Mecliste CHP ve HDP’li milletvekilleri ile birlikte açıklama yaparak, Meclis Genel Kurulunda görüşülecek hekimlerin çalışma hakkını gasbeden yasa teklifinin derhal geri çekilmesini istedi.

Açıklamada konuşan SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara, adına “sağlıkta şiddet yasası” denilerek cilalanmak istense de yasa teklifini sağlıkta şiddeti engellemek bir yana sağlık emekçilerine yönelik en ağır saldırı yasalarından biri olarak niteledi.

Genel Kurulda yasayı tartışacak ve oylayacak olan vekilleri bir kez daha uyardıklarını belirten Kara şunları söyledi:

“Çünkü bu yasa teklifinin amacı zinhar sağlıkta şiddeti önlemek değildir. Teklifte şiddeti önleyecek herhangi bir düzenleme yoktur. Çünkü yasayla sağlık emekçileri ve kamuoyu kandırılmak istenmektedir. Çünkü OHAL KHK’leri ile kamudan ihraç edilen; güvenlik soruşturması sonucuna göre kamu görevine alınmayan hekim ve diş hekimlerinin mesleklerini yapma hakkı, çalışma hakkı ve eğitim hakları ortadan kaldırılmaktadır.”

Yasayla bu durumda olan hekim ve diş hekimlerinin ‘devlet hizmet yükümlülüğü süresi kadar, yani  600 gün, yani iki yıl boyunca, hiçbir şekilde ve hiçbir koşulda hekimlik yapamayacak’ olacaklarına dikkat çeken Kara “Hekimler devlet hizmet yükümlülüğü bitirmiş olsalar dahi SGK ile sözleşmesi bulunan özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde çalışamayacaklar. Her koşulda yazacakları raporlar adli ve idari işlemlerde geçerli sayılmayacak” dedi.

‘HEKİMLİK YAPMA HAKKI SİYASİ KARARLA ENGELLENEMEZ’

Çalışma hakkını bu kadar keyfi, gerekçesiz, hukuksuz olarak yasaklamanın hukuka ve Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade eden Kara “Çünkü hekimler, hekimlik yapmak hakkını siyasilerden değil mesleği öğrendikleri kurumlardan almışlardır. Siyasi kararlarla meslek yapma yetkisi ellerinden alınamaz” dedi. Yasyala binlerce hekimin çalışma hakkının bu şekilde engellenmesinin milyonlarca insanın da sağlık hakkının gasp edilmesi anlamına geldiğini belirten Kara “SES olarak milletvekillerini bu hukuksuz yasaya ortak olmamaları ve bu yasanın geri çekilmesi yönünde irade göstermelerini, tarihi bir yanlışı engellemek için de sorumluluk almaya çağırıyoruz” diye konuştu.

TEKLİF ÇALIŞMA HAKLARINA KASTEDİYOR

CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker ise yasa teklifinin KHK mağdurlarına çalışma yasağı getiren bir düzenleme olduğunu söyledi. Teklifin, aynı zamanda tıp fakültesinden yeni mezun olan öğrencilere 600 gün çalışma yasağı getirdiğini ve bu insanları açlığa mahkum edeceğine işaret eden Şeker, "Çalışma hakkı devlet tarafından korunması gereken bir ortamda, bu getirilen düzenleme çalışma haklarına kastediyor, anayasal haklara maalesef tecavüz ediyor. Bu kapsamda teklifin 5. maddesinin geri çekilmesini talep ediyoruz” dedi.

HEKİMLERDEN VEKİLLERE MEKTUP: 5. MADDEYİ İSTEMİYORUZ

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman ve 60 Tabip Odası’nın başkanlarınca, TBMM’de görüşülen Sağlık Torba Yasası’nda yer alan 5. maddenin geri çekilmesi talebiyle TBMM’deki tüm milletvekillerine mektup gönderildi. Mektupta şu ifadelere yer verildi:

“Sayın Milletvekili,

Aşağıda imzası bulunan TTB Merkez Konseyi ve tabip odası başkanları olarak, TBMM Genel Kurulu’na bu hafta gelmesi beklenen “Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” ile ilgili; uyarılarımızı,  kaygılarımızı, itirazlarımızı ve beklentilerimizi sizlere bir kez daha iletiyor; söz konusu teklifte hekimler ve sağlık ortamı için telafisi güç, etik dışı olmanın yanı sıra hukukla da bağdaşmayan maddelerin yer aldığını ve bu maddelerin bu haliyle yasalaşmasının tarihsel bir hata olacağını bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Teklifin 24. maddesinde yer alan tedbirler şiddeti önlemek açısından yetersizdir ve sağlıkta yaşadığımız şiddet ikliminin farkına varılmadığının göstergesidir. Neredeyse her yıl bir hekimin ölmesine ve yüzlercesinin yaralanmasına yol açan sağlık ortamındaki şiddetin önlenmesi için yasa maddelerinin caydırıcı niteliğe sahip ceza ve uygulamaları içermesi zorunludur.

Teklifin 5. maddesinde yer alan hekimlik yapılmasına dair kısıtlama ve yasaklamalar mevcut Anayasal hukukumuz, evrensel hukuk normları ve hepsinden önemlisi hekimliğin esasını oluşturan etik ve tıbbi deontolojik kurallar ile bütünüyle çelişen bir içeriktedir. Kaldı ki ülkemizde hekimliğin kimler tarafından ve nasıl uygulanabileceğine dair hukuksal düzenlenmeler açık ve yeterlidir. Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 28. maddesi (değişik: 23/1/2008-5728/25 md.); “Hekimlik mesleğinin icrası için; Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (…) zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkum olmamak gerekir” denilmektedir.

1219 sayılı Tababet ve Şuabat-ı Tarz-ı İcrasına Dair Kanunun 1. maddesi de ülkemizde hekimlik yapabilmenin ölçütlerini sarih olarak ortaya koymuştur: “Türkiye Cumhuriyeti dahilinde tababet icra ve herhangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olunması şarttır.” Dünyanın bütün ülkelerinde hekimliğin temel kriteri budur. Bu nedenle kısmi süreli ya da sürekli olarak hekimlik yapmanın ya da hekimliğin olmazsa olmaz bir parçası olan rapor ve reçete yazmanın sınırlanmasının;  “raporları adli ve idari olarak kabul görmeyen hekim” kategorisi yaratmanın ülkemize bir yararı olmayacağı gibi, binlerce hekim ve ailesini, ayrıca bu hekimlerden yararlanacak hastaları mağdur edeceği ve hekimliğin temelini sarsacağı bilinmelidir.

Tüm bu gerekçelerle TBMM’de yasa yapma gücünüzü hukuk, etik, deontoloji ve vicdandan yana kullanmanızı; yeni mağduriyetler yaratmamak için söz konusu yasa teklifini geri çekmenizi ya da uyarılarımız doğrultusunda revize etmenizi bekliyoruz.

Saygılarımızla.”

SES VE İTO TORBA YASAYLA İLGİLİ BİLDİRİ DAĞITTI

İstanbul Tabip Odası ve SES İstanbul Şubeleri, torba yasada yer alan düzenlemelere ilişkin halkı bilgilendirmek üzere bildiri dağıttı. Akşam saatlerinde Kadıköy iskelede bir araya gelen sağlık emekçileri, AKP’nin hazırladığı ve sağlıkta şiddeti önleyeceği iddia edilen teklifin emekçiler için hayal kırıklığı olduğunu ifade etti. Sağlık emekçileri adına konuşan Açıklamayı yapan Dr. Çağla Demir, teklifte yer alan 5. maddeyle hekimlerin yargısız biçimde infaz edildiğini dile getirdi. Demir, Meclis’e teklifin geri çekilmesi çağrısında bulundu.

KİMLER İMZA VERDİ?

Mektuba TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman’ın yanı sıra; Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bartın, Batman, Bitlis, Bolu-Düzce, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ-Tunceli-Bingöl, Erzurum-Kars-Gümüşhane-Bayburt-Ardahan-Iğdır, Eskişehir-Bilecik, Gaziantep-Kilis, Giresun, Hatay, Isparta-Burdur, İstanbul-Yalova, İzmir, Kastamonu-Çankırı, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kocaeli, Konya, Malatya, Mardin, Manisa, Muğla, Muş, Mersin, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Rize-Artvin, Sakarya, Samsun, Siirt, Sinop, Sivas-Erzincan, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Trabzon Tabip Odası, Tokat, Uşak, Van-Hakkari, Yozgat ve Zonguldak tabip odaları imza verdi. (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

Meclis önünde 'İşsiz kalmak istemiyoruz' diyen hekimlere gözaltı

SONRAKİ HABER

Beyaz Saray'dan Türkiye açıklaması: S-400 nedeniyle F-35 imkansız

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa