13 Kasım 2018 08:50

Demirtaş: Demokrasi güçleri yan yana gelebilirse ülke nefes alır

HDP'nin cezaevindeki eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş verdiği röportajda yerel seçimlerde ortak hareket edebilmenin önemine değindi.

Fotoğraf: MA

Paylaş

HDP'nin cezaevindeki eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, siyasette bundan sonraki yol haritasını "Bir HDP’li olarak, demokrasi ve barış için, partimin yanında, partimle birlikte olmaya devam edeceğim. Ama ne yakın ne de ileri bir zamanda HDP’de eş başkanlık dahil 'seçilmişlik' pozisyonu gibi bir düşüncem yok" sözleriyle anlattı. Demirtaş yerel seçimlerde ise muhalefetin ortak adaylar ve ilkeler etrafında bir araya gelebilmesi halinde ülkenin nefes alacağını söyledi.

Cumhuriyet'ten Hilal Köse'nin sorularını yanıtlayan Demirtaş, 7 Haziran seçimleri öncesi ve sonrası dönemi şöyle anlattı:

"Siyasette “keşkeler” her vakadan, bir süreçten ders çıkarıp ileriye bakabilmektir. Yoksa hayıflanma anlamında keşkenin siyasette bir karşılığı yoktur. 7 Haziran'da HDP neredeyse bugün halen orada durmaktadır. Ancak HDP’nin dışındaki koşullar, etkenler, faktörler 7 Haziran gibi değil. Değişim HDP’de değil, koşullardadır. Biz de değişen koşulları öngörebilen bir siyasi analizle birlikte yeni siyasal iletişim metotları, buna uygun dil ve söylem ile yeni politik mücadele taktiklerini daha yaratıcı ve başarılı bir tarzda geliştirebilmeliydik, geliştirebilmeliyiz. Kanımca “keşke” demenin değil “haydi” demenin zamanıdır. Yılgınlığa yer yok bizim dünyamızda. Ne yenildik ne tükendik ne de zayıfladık. Gücümüzün ve potansiyelimizin farkında olarak Türkiye'yi demokrasi ve barış rotasına sokacak etkili bir politik mücadele hattını hayata geçirme sorumluluğuyla karşı karşıyayız."

MUHALEFET VAHİM VE TARİHSEL HATALAR YAPTI

Demirtaş, Türkiye'de demokrasi gittikçe gerilerken HDP dahil muhalefet partilerinin sorumluluklarını yerine getirip getirmediğine ilişkinse şöyle konuştu:

"Muhalefetin bu süreçteki sorumluluğu belirleyicidir bence. Kendimi de dışında tutmadan açık yüreklilikle belirtmeliyim ki, muhalefetin vahim ve tarihsel hataları bugüne geliş yolunu önemli ölçüde açmıştır. Örneğin çözüm sürecine demokrasi güçleri yeterince sahip çıksaydı ve bizler şiddetten, silahtan, çatışmadan, savaştan arınmış bir siyasi atmosfere taşıyabilseydik Türkiye'yi, yeni anayasa, demokratikleşme,  birlikte yaşam, kutuplaşmanın ortadan kaldırılması konularında hep beraber ciddi bir mesafe kat edebilirdik. Ama şimdi bakıyorum da AKP-CHP-MHP-İYİ Parti dahil bütün çevreler çözüm sürecinden bir felaketmiş gibi söz ediyor ki bu çok yanlış, yanılgılı ve vahim bir hatadır. Sorunları; kiminle yapılırsa yapılsın konuşarak, diyalog kurarak çözme yöntemi en doğru ve ahlaki olanıdır. İçerik, tarz, hedefler vs eleştirilebilir ama diyalog yöntemini ihanet olarak tanımlamak kendisine sosyal demokrat diyen bir muhalefete yakışmıyor. Yine, dokunulmazlıkların kaldırılması sürecindeki tavır, Yenikapı mitingine angaje olma, HDP ile yan yana durmaktan korkulması, barış ve çözüm projesi açıklamayarak içerde-dışarda savaş politikalarına destek sunulması, iki yıldır yasadışı bir şekilde içerde tutuluyor olmamıza rağmen böyle bir şey yokmuş gibi davranılması otoriterleşmeye açıkça zemin sunmuştur. Toplumsal muhalefeti güçlü bir demokratik halk muhalefetine dönüştürmek yerine grup toplantılarına sıkıştırmak da aynı derecede otoriterleşmeye, korku ikliminin kök salmasına uygun fırsatları altın tepside sunmuştur adeta. Bunlardan ders çıkarmak acil ve elzemdir.

'HDP'DE 'SEÇİLMİŞLİK' POZİSYONU GİBİ BİR DÜŞÜNCEM YOK'

Demirtaş, siyasetteki yol haritasını şöyle anlattı:

"Siyaset, sırf partiler aracılığıyla yürütülen bir faaliyet değildir. HDP elbette ki önemli bir siyasi aktör olarak yürüyüşüne güçlenerek devam edecektir. Ben de bir HDP’li olarak, demokrasi ve barış için partimin yanında, partimle birlikte olmaya devam edeceğim. Ama ne yakın ne de ileri bir zamanda HDP’de eş başkanlık dahil “seçilmişlik” pozisyonu gibi bir düşüncem yok. Zaten bu saatten sonra, yasal olarak da bunu imkansız kılmak için alelacele ağır cezalarla hem beni içeride tutmaya hem de siyasi yasaklı hale getirmeye çalışıyorlar. Fakat benim siyasetteki karşılığım, hiçbir zaman oturduğum koltuklardan kaynaklı değildi. Halkla aramızdaki sıcak, hakiki, doğrudan yoldaşlık ilişkisiydi. Bunu hiçbir ağır ceza, hiçbir cezaeevi duvarı, hiçbir siyasi yasak engelleyemez. Halkla aramızdaki bu çok güçlü bağ olduğu müddetçe, ben siyaseten rolümü içtenlikle yerine getirmeye devam edeceğim. Bundan tek muradım güçlü bir demokrasiye ve onurlu bir barışa hizmet edebilmektir."

YEREL SEÇİMDE MUHALEFET NE YAPMALI?

Yerel seçimlerde muhalefet partilerinin nasıl bir yol izlemesi şeklindeki soruya yanıt veren Demirtaş şu ifadeleri kullandı:

"Muhalefet partileri ortak bir demokrasi programı etrafında ilkesel ve uzun vadeli mücadele birliği sağlayabilseler bunun yerel seçimlere yansıması çok ciddi oranda sonuç alıcı olur. İttifak, taktik gibi konularda benim bir şey demem doğru olmaz. Buna parti yönetimleri, halkın beklentileri doğrultusunda karar verecektir. Benim gönlümden geçen açık, şeffaf ve ilkeli bir birlikteliktir. Türkiye’nin bütün ezilenleri asgari bir demokrasi programı etrafında buluşursa sadece yerel seçim değil, önümüzdeki yüzyıl bile kurtarılmış olur. Partisel çıkarlar yerine ezilen sınıf, kimlik, cinsiyet çıkarları öncellenip cesur siyasi hamlelerle tabular yıkılır ve bütün demokrasi güçleri ortak adaylar etrafında (en azından bazı illerde) yan yana gelebilirse Türkiye’nin önü açılır, ülke nefes alır. Ama güçlü, cesur, kararlı siyasi liderlik gerektiren bir öncülükle olur ancak. Kampanya da bu motivasyonla tam bir şenlik, coşku ve heyecan atmosferine dönüşecektir." (HABER MERKEZİ)

Röportajın tamamını buradan okuyabilirsiniz.

ÖNCEKİ HABER

Trump’tan Suudi Arabistan ve OPEC’e 'petrol uyarısı'

SONRAKİ HABER

15 Temmuz töreninde konuşan Erdoğan: S-400'ler Nisan 2020'de yerleşmiş olacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa