13 Kasım 2018 04:46

Kisir köyünü kanser yapan radyoaktif izotoplar!

Kisir köyü radyasyon ölçümlerini değerlendiren Nükleer Fizik Uzmanı Prof. Dr. Hayrettin Kılıç, açık bırakılan uranyumun atmosfere yayıldığını söyledi.

Fotoğraf: Özer Akdemir

Paylaş

Özer AKDEMİR
İzmir

Greenpeace'in Haziran 2017 yılında Söke'ye bağlı Kisir köyünde yaptığı radyasyon ölçümleri köyün adının neden "Kanser Köy"e çıktığını ortaya koydu. Greenpeace'in yanı sıra raporun gönderildiği devlet kurumları ve yerel yönetimler tarafından bir yıldır açıklanmayan ve adeta "devlet sırrı" gibi gizlenen rapordaki verileri yorumlayan Prof. Dr. Hayrettin Kılıç, Kisir köyündeki kanser olaylarının, bu bölgede uranyum madeni arama çalışmalarında terk edilen ve açık bırakılan kuyulardan atmosfere ve yeraltı sularına sızan radyoaktif izotoplar olduğunu belirtti.

KÖYÜN İÇİNDE YAPILAN İLK CİDDİ ARAŞTIRMA

2014 yılında Evrensel Gazetesi haberleri ve Hayat Televizyonu Çepeçevre Yaşam Programı tarafından kamuoyunun gündemine getirilen Kisir'deki eski uranyum sondajlarının yol açtığı sağlık sorunlarına dair bugüne kadar birçok araştırma yapıldı. Genelde maden sondaj alanında yapılan ölçümlerde çok yüksek oranda radyasyon tespit edilirken, yoğun kanser olayları nedeniyle adı "Kanser Köy" olarak anılan Kisir Köy merkezinde ciddi bir araştırma yapılmamıştı. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) gerek uranyum sondaj alanında gerekse köy içinde yaptığı ölçümlerde sağlık açısından bir sorun olmadığı yönünde açıklama yapmıştı.

İÇME SULARINDA YÜKSEK ORANDA RADYOAKTİF RADON GAZI BULUNDU

Greenpeace'in Haziran 2017 yılında köydeki içme sularında ve uranyum sondaj alanında yaptığı ölçümler ise gerçeğin hiç de TAEK'in açıkladığı gibi "normal" olmadığını ortaya çıkardı. Greenpeace'in konusunda uzman ekibi tarafından Fransa'daki akredite bir laboratuvarda yaptırdığı analizler, köyün içme sularında, izin verilen limitlerin 24 katı radon-222 gazının bulunduğunu ve uranyum sondaj alanında ölçülen radyasyonun da yine limitlerin 35-40 katı fazla olduğunu ortaya koydu. Greenpeace ve raporun gönderiliği kurumlar bu sonuçları kamuoyuna açıklamazken rapor bir yılı aşkın bir süre gizlendi.

‘MADENDE ÇALIŞAN İŞÇİLER DE ETKİLENİR’

Amerika'da yaşayan nükleer fizik uzmanı Prof. Dr Hayrettin Kılıç, rapordaki verileri yorumladı. Radon gazının nükleer çevrimin her aşamasında gözardı edilen radyoaktif bir element olduğunu belirten Kılıç, "Radon, uranyum ve kömür madenlerinin işletilmesi sırasında atmosfere yayılan bir gazdır. Yıllardır nükleer maden işçilerinin ve sivil halkın solunum yoluyla akciğerlerine girerek akciğer kanserine yol açar. Radon gazı madenden atmosfere yayılmaya başladığı andan itibaren dört gün içinde sekiz adet yeni radyoaktif elementi yaratır. Böylece uranyum madenlerinde çalışan işçiler aynı anda radon da dahil olmak üzere hem değişik kimyasal yapıya sahip hem de tümü radyoaktif olan sekiz elementi solunum yoluyla ciğerlerine alır" dedi.

‘KANSERE NEDEN: RADYOAKTİF İZOTOPLAR"

Bu kimyasal ve radyoaktif kirlenmenin, madenin çıkarılmasından başlayarak taşınmasına, ve nükleer çevrimin yakıt üretimine kadar tüm basamaklarında oluşan milyarlarca ton atıklarda radyasyon yayarak sürdüğünü belirten Kılıç,  "Bugün uranyum madeni işleten ülkelerdeki maden işçilerinin çalışma sırasında soluduğu ortamdaki havada bulunmasına izin verilen radon-222 ve yavrularının neden olduğu radyasyon dozu yaklaşık 100 pikoküri veya 3,7 bekerel oluyor. Yukarıdaki bilimsel bilgiler ışığında Kisir köyündeki kanser olayları; direkt olarak, bu bölgede yapılan uranyum madeni arama çalışmalarında terk edilen, açık bırakılan kuyulardan atmosfere ve yeraltı sularına sızan radyoaktif izotopların neticesidir" dedi.  

GREENPEACE NEDEN RAPORU AÇIKLAMIYOR?

Kisir köyünde 2014 yılında yapılan iki radyasyon ölçümüne de katılan Almanya Nükleer karşıtı Hekimler Seksiyonu üyesi Radyolog Dr. Alper Öktem, Greenpeace'in raporla ilgili neden açıklama yapmadığının öğrenilmesi gerektiğini belirterek, " Acaba sonuçlardan kendileri  emin değil mi? Siz bana dünyanın A bölgesinde içme suyunda  litrede 2400 bekerel radon 222  bulunmuş  derseniz ve fikrimi sorarsanız ben de derim ki; bu miktar Avrupa Konseyi EURATOM (Avrupa Birliği ülkelerinin nükleer enerjinin barışçı kullanımı için kurduğu kurum)  direktifinde belirtilen 100 bekerel sınır değerin çok üstünde. Niye var bu sınır değerler? Bu sınır  değerlerin üstünde sağlık riskleri var. Bu verdiğiniz rakam 2400  bekerel radon 222 içeren içme suyunun, sağlığa zarar verme tehlikesi vardır" dedi

NE KADAR MARUZ KALINDIĞI ÖNEMLİ

"Suda çözülen radon 222  hafife alınmamalı" diyen Öktem, "Fakat bu kanser yapma konusunda bu sudan bir kişinin bir yıl içinde ne kadar radyasyona maruz kaldığı önemlidir. Bir  kişi diyelim 30 yıldır her gün ve sadece bu sudan içiyor. Maruz kaldığı radyasyon yüksektir. Bir başkası  bu suyu haftada  bir içmiş,  risk  çok  çok  daha az" ifadelerini kullandı.

ÖNCEKİ HABER

Metal işçisini enflasyon farkına muhtaç ettiler

SONRAKİ HABER

Çanakkale’de Kürtçe konuşan yaşlı adama yönelik saldırı dosyası kapatıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa