13 Kasım 2018 03:51

İstibdat troykası: Latin Amerika’da emperyalist proje ve taraftarları

ABD müdahalelerine karşı mücadele eden antiemperyalist örgüt Task Force on the Americas yöneticisi Roger Harris, ABD’nin yeni yaptırımlarını yazdı.

ABD Donanması Amirali Kurt Tidd ile Kolombiya Başkanı Duque toplantısı | Fotoğraf: ABD Güney Komutanlığı

Paylaş

Roger Harris*

Küba, Nikaragua ve Venezuela bugün ABD emperyalizminin tehdidi altında. Modern emperyalizm çağının ilk salvosu 1898’de ABD, İspanya-Amerika Savaşı’nda Küba, Porto Riko ve Filipinler’i ele geçirdiğinde başlamıştı.

Lenin, emperyalizm çağının farklı emperyal güçlerin tahakküm için rekabetiyle karakterize olduğunu belirtir. Emperyalistler arası bu yarış I. Dünya Savaşı’yla sonuçlanmış, Lenin kendilerine sosyalist diyen ama kendi uluslarının emperyalist projelerini destekleyenleri “sosyal emperyalist” olarak adlandırmıştı. Emperyalizm ve onun sözde sosyalist ama özünde emperyalist bir eğilim olan sosyal emperyalist dalkavukları bugün hâlâ aramızdalar.

ABD’NİN DÜNYA HEGEMONYASININ DOĞUŞU

ABD, II. Dünya Savaşı’ndan lider emperyalist güç olarak çıkmış, 1991’de sosyalist bloğun çöküşüyle hegemonyasını konsolide etmiştir. Bugün de dünyanın hegemonu olduğu tartışma götürmez. Hegemonya yönetmekten çok hakimiyet kurmakla ilgilidir. Dünya hegemonu ABD bırakın kendine düşman gördüklerini, tarafsızlara dahi tolerans göstermez. Nitekim Bush doktrininde de ABD’nin ne kadar önemsiz olduğuna bakılmaksızın gelişen her türlü karşı-hegemonik projeyi nefessiz bırakacağı belirtilir.

Örneğin, 1983’te Karayipler’de solcu Grenada hükümetini Acil Öfke Operasyonu’yla bitirmişti. Grenada Kaliforniya’nın Vacaville kentinden daha az bir nüfusa sahiptir.

Dünya hegemonunun tolere edeceği tek güç Latin Amerika’da Kolombiya’daki gibi küçük ortaklarıdır. Küçük ortak sermayenin çıkarlarına hizmet edecek neoliberal bir rejimi kabul etmek zorundadır. Neoliberal “reformlar”ın geri dönülemez hale getirilmesi için ekonominin yapısal uyumu gerekir ki çıkan diş macununu tüpün içine bir daha koyamayasınız.

Kolombiya yakın bir zamanda NATO’ya üye oldu. Böylece sivil hükümet baypas edilerek küçük ortağın ordusu da doğrudan Pentagon’a bağlanmış oldu. Kolombiya’da yedi Amerikan üssü bulunuyor, ABD hükümetinin deyimiyle Latin Amerika sahnesinde “tam spektrumu” yansıtıyorlar.

ABD’de hiçbir Kolombiya üssünün olmadığını söylemeye bile gerek yok. Zaten ABD toprakları üzerinde başka hiçbir ülkenin askeri üssü bulunmuyor. Dünya hegemonu yaklaşık 1000 tane yabancı üsse sahip. ABD’nin en yağcı küçük ortağı Büyük Britanya’da bile 10 bin ABD askeri var.

ABD için düşmanlarının listesi net. 1 Kasımda ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton Miami’deki konuşmasında Venezuela, Nikaragua ve Küba’yı “istibdat troykası” olarak yaftalayarak “Havana’dan Karakas’a, Managua’ya genişleyen bir terör üçgeni” tanımı yaptı.

Venezuela, Nikaragua ve Küba ABD emperyalizminin hedefinde çünkü “iyi örnek” denilebilecek bir tehdit, yani neoliberal dünya düzenine bir alternatif oluşturuyorlar.

Bu ülkeler hataları yüzünden değil doğru yaptığı şeylerden ötürü emperyalistlerin saldırılarına maruz kalıyor. Kadınlar, farklı renklerden insanlar ve yoksulları daha çok kapsayan bir toplum yaratma, devleti zengin ve güçlülere değil, herkesten daha çok sosyal desteğe ihtiyaç duyan emekçilere hizmet eden bir seçenek haline getirmeye çabalıyorlar.

VENEZUELA, NİKARAGUA VE KÜBA’YA KARŞI EKONOMİK SAVAŞ

ABD’nin emperyalizmi retorikte kalmıyor, eyleme geçiyor. 2015’te Başkan Obama, “ABD güvenliğine olağanüstü tehdit” oluşturduğu gerekçesiyle Venezuela’ya yaptırımlar uygulamıştı. Bunlar Trump yönetiminde derinleşip genişledi. Yarım asırdır, Cumhuriyetçi ve Demokrat, ikili parti politikası boyunca Küba’ya yaptırım uygulayan ABD şimdi de Nikaragua’ya yaptırım uygulama sürecinde.

ABD’ninki gibi tek taraflı yaptırımlar, halkı hedef alan bir kolektif cezalandırma biçimi olduğundan hem BM hem de Amerikan Devleri Örgütü nezdinde yasadışı.

ABD yaptırımları kitleleri o kadar sefalete sürüklüyor ki insanlar demokratik olarak seçilen hükümetlerini reddedecek hale geliyorlar. Ne var ki Venezuela’da yaptırımlardan en çok etkilenenler başkanları Nicolás Maduro’yu militanca destekleyenler.

Trump yönetimi son olarak Venezuela’ya askeri müdahale fikrini de ortaya attı. Venezuela’nın batı ve güney sınırlarındaki iki güçlü devleti temsil eden, yakın zamanda seçilen sağcı liderler, Brezilya’da Bolsonaro ve Kolombiya’da Duque kuzeydeki hegemonla gizli anlaşmalar içerisinde.

İnsan Hakları Gözlem Heyeti gibi insan hakları örgütleri bu yasadışı ve ahlaksızca yaptırımları kınamadıkları gibi, yaptırımların sebep olduğu acılar yüzünden sızlanırken uygulanmalarını da destekliyorlar. Üstelik insanlığa karşı suçların en büyüğü denilebilecek askeri müdahaleye karşı da seslerini yükselmiyorlar.

Washington Latin Amerika Ofisi (WOLA) gibi liberal kuruluşlar, Venezuela’da askeri bir kuşatmaya karşı çıkarak kendilerini koyu emperyalistlerden ayrıştırmaya çalışıyorlar sözde ama daha etkili ve cezalandırıcı yaptırım çağrıları yapıyorlar. Gerçekte, Latin Amerika ülkelerinin iç işlerine müdahaleye liberal bir örtü örtüp iyi polisi oynuyorlar.

Milyarlarca fona sahip bu STK’ler ile ABD hükümeti arasında hızlı personel değişimine dayanan bir anlaşma var. Bu yüzden Washington’ın dış politika girişimlerini yansıtmaları şaşırtıcı değil.

Fakat solcu olduğunu iddia eden bazı örgütler neden bu kadar kusursuzca emperyalistlerin dediklerini tekrarlar? Mesela ABD’nin vasal devletlerindeki, Meksika, Kolombiya, Honduras’taki çok daha büyük sorunları görmezden gelip Venezuela, Küba ve Nikaragua’ya karşı tavır alırlar?

ORTA AMERİKA’NIN EN İLERİCİ ÜLKESİ HEDEFTE

Nikaragua’yı ele alalım. Bir yıl önce anket şirketi Latinobarómetro’nun bulgularına göre Nikaragualılar, demokrasilerinin Orta Amerika’da birinci, Latin Amerika’daki ikinci olduğunu düşünüyorlar.

Daniel Ortega 2006’da  yüzde 38, 2011’de yüzde 63, 2016’da yüzde 72,5 oyla Nikaragua başkanlığını kazandı. Amerika Devletleri Örgütü seçimleri bizzat gözlemledi ve belgeledi. Oylar Ortega’nın belki de yerkürenin batısındaki en halkçı devlet başkanı olduğunu gösterdi. Uzun zamandır Nikaragua dayanışma aktivisti olan Chuck Kaufman, “Diktatörler adilce yapılan seçimleri oylarını artırarak kazanmazlar,” dedi.

Nikaragua, Küba, Venezuela, Bolivya ve bazı Karayip ülkelerinin de üyesi olduğu anti-emperyalist Latin Amerika İçin Bolivarcı İttifak’ın üyesi. BM’de konuşan Nikaragua dış işleri bakanı, Martin Luther King’in “dünyadaki en büyük şiddet sağlayıcısı” dediği türden birçok hak ihlalini cesaretle sıralayarak Nikaragua’nın bunlara karşı olduğunu ifade etti.

Bunlar Nikaragua gibi ilerici bir alternatifin ABD’nin düşmanlığını kazanması için yeterli sebepler. Asıl soru; Orta Amerika’da ikinci en yüksek ekonomik büyüme oranlarıyla en istikrarlı ekonomi olan, kendi tükettiği gıdanın yüzde 90’ını kendi üreten, yoksulluk ve aşırı yoksulluk ayrımı düşünüldüğünde aşırı yoksullukta en yüksek azalmanın görüldüğü, kötü beslenme oranlarını yarıya indirerek BM Binyıl Kalkınma Hedefi’ne ulaşan, yurttaşlarının temel sağlık ve eğitim hizmetlerinden ücretsiz faydalandığı, 2006’da Ortega seçildiğinde yüzde 36 oran okuma yazma bilmeyenlerin oranın neredeyse sıfırlandığı, IMF ve Dünya Bankası verilerine göre son 5 yılda ortalama yüzde 5.2 ekonomik büyüme kaydeden, BM Kalkınma Programına göre Latin Amerika’daki en düşük suç oranıyla Orta Amerika’nın en güvenli ülkesi olan, 2017 Dünya Ekonomik Forumu Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre Amerikalar’daki en yüksek cinsiyet eşitliği oranına sahip, Honduras, El Salvador ve Guatemala’nın yaptığı gibi ABD’ye toplu göçe katkıda bulunmayan, bu komşuları gibi uyuşturucu kartellerini ülkesinde barındırmayan ve toplum destekli polisliğe öncülük eden bir ülkeyi solcuların neden hedef aldığı.

Bu yılın nisan ayında tüm bunlar tehdit altındaydı. ABD, rejim değişikliği operasyonlarına kılıf yaptığı “demokrasiyi teşvik” programlarına milyon dolarlar akıttı. Durduk yere gerici Katolik Kilisesi hiyerarşisinden bir grup entrikacı, muhafazakar iş çevreleri, ABD destekli kontraların kalıntıları ve özel üniversitelerden öğrenciler darbeye yapmaya kalkıştı.

Ortega’nın Sandinista Partisi’nin uzun zaman önce kopup politik hafızadan silinmiş ve sağa kaymış eski üyeleri muhalefetin etkin propagandacıları oluverdiler. Sosyal medyada planlanmış bir kampanyayla şiddeti kışkırtıp bilgi kirliliğini yeteneklice kullanarak demokratik olarak başaramadıklarını hukuksuzca başarmaya çalıştılar.

GÜLERYÜZLÜ EMPERYALİZM

Canavarın kalbinde yaşayan bizler, olup biteni “insani patlama” gibi gösteren şirket medyasının bitmek tükenmez bombardımanına maruz kalıyoruz. Bazı solcu gruplar ve bireyler bu sinyali alıyor, büyütüyor ve tekrar yayıyor. Yaydıkları fikirlere hakikaten inanıyor olabilirler tabi. Aldıkları fonlar, medyada görünürlük, ABD’nin önde gelen politik simalarıyla düşüp kalkmak, bir yandan emperyalizmin söylediklerini kabul edip öbür yandan aşırılıklarını kınadıkları için ödüller almak da işin cabası.

Bugünün sözde sosyalist özünde emperyalist örgütleri, Latin Amerika’daki ilerici hareketlerin devlet liderlerinin “gitmesi gerektiği” şeklindeki emperyalist talebi tekrarlayıp bu liderlerin “diktatör” olduğu gerekçesini meşrulaştırıyorlar.

Latin Amerika’daki siyasal gerçeklik, mevcut sola eğilimli hükümetlerin sağcı bir saldırı altında olduğudur. Başkan George W. Bush, “Ya bizimlesiniz ya da teröristlerle,” derken haklıydı. Ütopik bir üçüncü yol yok. ABD emperyalizmi neoliberal bir dünya düzeninin önüne çıkan her şeyi ezip geçerken, her birimiz gerçek teröristlerin kim olduğuna karar vermek zorundayız.

KAOS: EMPERYALİZMİN YENİ OYUN PLANI

Şimdilik Nikaragua’da bir darbeden kıl payı dönüldü. Darbe girişimi başarılı olsaydı kaos egemen olacaktı. En ateşli muhalifler bile, muhalefetteki tek örgütlü gücün, kazansaydı Sandinista tabanına karşı bir terör hükümdarlığını azmettirecek olan ABD destekli sağcı kanat olduğunu kabul edip özür diliyor.

ABD, istikrarlı sağcı vasal devletleri ve hatta askeri diktatörlükleri tercih edecektir. Fakat ikisi de başarılamıyorsa kaos alternatifi de tercih edilebilir. Savaş ağalarının iktidar için yarışıp sokakta köleleri pazarladığı Libya modeli Latin Amerika’ya getiriliyor.

Emperyalistlerin yeni oyun planı kaos, özellikle de Bolton’un sözde istibdat troykası dediği ülkeler için. Emperyalistler Venezuela, Nikaragua ve Küba’daki ilerici toplumsal hareketlerin başkanlık sarayında bir personel değişimi yapılarak ortadan kaldırılamayacak kadar halka dayalı ve köklü olduğunun farkındalar. Çok daha zorlayıcı, 1973’te Şili’de ABD destekli Pinochet darbesinin kanlı sonuçlarıyla kıyaslanabilecek tedbirler öngörülüyor.

Örneğin Venezuela’da muhalefet, büyük oranda ABD yaptırımlarının sebep olduğu zorlu ekonomik durum da düşünüldüğünde, Mayıs 2018 seçimlerini pekala kazanabilirdi. Ne var ki seçime katılan ılımı bir kanat ile iktidarın şiddetle ele geçirilip Chavezcileri hapsetmeyi savunan aşırı sağcı bir kanat arasında bölünme yaşadı.

Venezuela başkanı Maduro ABD’nin seçimleri iptal edip istifa etmesi çağrısına riayet etmedi ve bu yüzden Washington tarafından diktatör olarak yaftalandı. Ilımlı Henri Falson tamamen neoliberal bir dönüşüm platformuyla başkanlık seçimlerinde aday olduğunda Washington sevinmek yerine aday olduğu için onu yaptırımlarla tehdit etti.ABD Venezuela için askeri bir seçeneği dillendirdi, ezici yaptırımları güçlendirdi ve muhalefette dengeleri radikal sağa doğru kaydırdı.

ABD, Venezuela’da yumuşak bir inişe izin verecek değil. Asıl niyeti ilerici sosyal programların ve neredeyse yirmi yıllık Chavezci birikimin uluslararası politikasının yayılmasını engellemek. Tıpkı Küba ve Nikaragua’da olduğu gibi. Bolivya’nın da ABD imparatorluğunun nişangahında durduğunu eklemek gerek.

Pax Americana’nın Orta Doğu için ne anlama geldiğini hep birlikte gördük. Aynı emperyal oyun Latin Amerika’da uygulmaya sokuluyor. Latin Amerika’daki ilerici toplumsal hareketler ve hükümetlerle dayanışmak gerekiyor, özellikle de yenilgileri kaos anlamına gelecekken.

* https://venezuelanalysis.com adresinden çeviren Fulya Alikoç

ÖNCEKİ HABER

63 asker ‘FETÖ’ soruşturması kapsamında tutuklandı

SONRAKİ HABER

Gümüşhane'de kentin üst yamacına dökülen tonlarca hafriyat halkı korkutuyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa