Emperyalist savaşın temel sorumluları barış kutluyor

Fotoğraf: Ernest Brooks (CC BY-SA 4.0)

Emperyalist savaşın temel sorumluları barış kutluyor

1. Dünya Savaşı'nın bitişinin yıl dönümü olan 11 Kasım'da savaşın temel sorumluları Paris'te buluşacak, 'barışı' kutlayacak.

11 Kasım, Birinci Emperyalist Savaşın bitişinin 100’uncü yıl dönümü. 10 milyon insanın katledilmesine, milyonlarca insanın sakat kalmasına ve büyük tahribatlara neden olan savaşın tekrar yaşanmaması için 1918’den itibaren barış güçlerinin harekete geçmesine karşın bir kuşak sonra daha büyük katliamlara neden olan ikinci bir emperyalist savaşın çıkmasına engel olunamadı. Savaşın sorumlusu olan emperyalist güçler de bu süreç içerisinde en keskin “barışçı” kesilmişlerdi. Savaşın bitişinden tam 100 yıl sonra da paylaşım savaşının niteliği gizlenerek farklı resmi kutlamalar gerçekleştiriliyor. Bu yıl Fransa Cumhurbaşkanı Macron dünyanın dört kösesinde onlarca savaş yürüten 120 devlet başkanını davet ederek Birinci Dünya Savaşının bitişini kutlayacak. La Forge gazetesinden yaptığımız çeviri, emperyalistlerin bu iki yüzlülüklerini teşhir ediyor. ABD’ki seçimlerde Trump’ın göreli başarısızlığı Almanya’da sevinçle karşılandı. Bu sonucun Trump’a uzlaşmacı bir çizgi izleme fırsatı, Demokratlara ise bir sonraki başkanlık seçimlerini kazanma konusunda moral verdiğine dikkat çekiliyor.

EMPERYALİST SAVAŞIN TEMEL SORUMLULARI 11 KASIM’DA PARİS’TE BULUŞUYORLAR

La Forge gazetesi
Fransa İşçileri Komünist Partisi- PCOF

Aralarında Birinci Dünya savaşına katılmış devletlerin başkanları olmak üzere Macron 120 şahsiyeti 11 Kasım’da barışın imzalanmasının 100. yıl etkinliğine davet etti. Bunları “Paris Barış Forumuna”, yani 2015’de gerçeklesen iklim zirvesi Cop21’den esinlenmiş konferansa da katılmaya çağırdı. Bu etkinliğin gerçekleşmesi için yardım yapan Ford Vakfı, AXA, Microsoft, BNP Parisbas gibi “destekleyici partnerler” sayesinde iki gün sürecek ve farklı biçimler alacak ve kalkınma, barış, çevre, yeni teknolojiler gibi konular üzerine gerçekleşecek bir dizi kolokyum ve toplantı, demokratik ve “katılımcı” bir şekilde “eylem önerilerinde” bulunacak. Böylelikle Çinli yetkililer gelip “ipek yolu” üzerine görüşlerini aktaracak ve Microsoft’ta “siber güvenlik” üzerine bir toplantıyı yönetecek. Organizatörler açılımcı bir görüntü sergilemek istiyorlar, bundan dolayı iklim konusunda Cop21 konferansı esnasında olduğu gibi bu etkinlikte de sivil toplum örgütleri, kurum ve siyasi sorumlular bir araya getirilecek. İşte bundan dolayı nükleer silahların yasaklanması için mücadele yürüten ICAN gibi uluslararası kurumlarda katılacak ve toplantıların birinde konuşma bile yapacaklar. Fakat Fransız hükümeti, tıpkı nükleer silahı olan diğer devletler gibi, ICAN’ın aktif olarak desteklediği BM’nin nükleer silahı yasaklama kararını imzalamayacak.

Trump, Poutin, Merkel, Theresa May, Netanyahu, Erdoğan 11’indeki törene “evet” diye cevap verdiler, eğer Suudi Krallık davet edilmediyse, Elize Sarayına göre bunun nedeni 1914-18 savaşına katılmamış olmasıymış. Fakat tamda iyi denk düştü, zira bu aralar onunla yan yana görülmek hiçte kolay değil ve müttefikleri onca silah sattıktan sonra ona Yemen savaşını durdurma çağrısı yapmak zorunda kaldılar. Fakat bu savaşı bitirme çağrısı “tüm taraflara” yönelik oldu, böylelikle aslında ABD’nin ekonomik olarak boğmak istediği İran’ı da hedef tahtasına koymuş oldular.

Trump ve Putin bu vesileyle Norveç’te Helsinki’de başlattıkları “diyaloga” devam edecekler ve Netanyahu’da Putin’le bir görüşme ayarladı. Macron çok taraflılık (Toplantının başka bir konusu da budur) için aktif bir çalışma içinde olduğunu göstermek için oradan oraya koşacak ve büyük olasılıkla milliyetçiliğin ve popülizmlerin yükselmesine karşı “Avrupa’nın değerleri” nden “esinlenmiş” bir konuşma yapacaktır, fakat Suudi rejimine ve müttefikleri Emirliğe silah satmayı durdurma kararı vermeyi ret edecektir.

SUUDİ ARABİSTAN’A SİLAH SATMAYI DURDURMAK LAZIM

Ne kadar barıştan bahsetseler, o kadar silah satıyor, ekonomileri militarize ediyor, çatışmalar açıyor, savaşlar yürütüyorlar. Paris’te Macron’un etrafında bir araya geleceklere şöyle bir bakıldığında ancak bu sonuç çıkartıla bilinir. Söylemlerinin bu kadar iki yüzlülüğü, hele bir de suçüstü yakalandığında hoşnutsuzluk ve öfkeye neden oluyor. 2015’den bu yana, İran’ın etkisini engelleyebilmek için Yemen’de savaş yürüten Suudi Arabistan’a silah satma konusunda yaşanan tamda budur. Bu savaşın temel kurbanları, atılan binlerce bombanın altında can veren sivil halktır. Buna bir de özellikle de çocukları yıkıp geçen açlığı eklemek lazım.  Bu savaşın yürütücülerden birisi ise, İstanbul Konsolosluğunda Suudi gazeteci Kaşıkçı’yı iğrenç katliamına bulaşmış ve Suudi Krallığını yönetme iddiası olan Muhammed Ben Salman’dan başka kimse değildir. Bu katliama yönelik belirtilen kimi öfkelenmeler inandırıcı değildir: örneğin, kendi halkının ifade özgürlüğünü utanmadan kısıtlayan fakat bu olayda özgürlüğün savunucu kesilen Erdoğan’ın öfkelenmesi gibi. Bu meseleyi diplomatik yalnızlaştırılmadan çıkma ve bölge liderliğini Suudilerden alma vesile yapma çalışıyor. Ya da Batılı güçlerin ikiyüzlülüğüne ne demek lazım.

Fakat bizim için, esas önemli olan bu değildir. Esas önemli olan, uzun bir dönemdir ilk defa Fransız emperyalizminin silah satma politikası açıkça ve geniş bir kesim içinde tartışma konusu oldu. Bu silah satışlarını “işveren şirketlerin” yaptığı ve bu vesileyle “Fransa’nın dünyadaki yerini koruduğu” düşüncesinin bir kenarı bu vesileyle eğrildi. Somut bir talep için, yani Suudi Arabistan ve müttefiklerine, Arap Emirlikler Birliği’ne silah satışının durdurulması talebi için mücadele etme ve yaygınlaştırma zamanıdır. Bizim 1914-1918 büyük emperyalist katliamı “kutlamamız” da böyle olur.

Çeviren: Deniz Uztopal


AMERİKA İÇİN GÜZEL BİR GÜN

Roland Nelles
Spiegel Online

Donald Trump yarı dönem seçimlerinden sonra iktidarı Demokratlarla paylaşmak zorunda. Çok şükür...

Trump, seçim kampanyası sırasında halkı göçmenlere karşı kışkırttı, bol bol vaatlerde bulundu ama başarılı olamadı. Amerikalı seçmenler kongre seçimlerinde Trump’ı cezalandırdı. Beyaz Saray’da Cumhuriyetçi çoğunluğunun kaybedilmesi Trump için yenilgi ama ABD’deki demokratlar açısından bir zaferdi.

Cumhuriyetçiler senatoda birinci güç olmayı sürdürdüler ama tek başlarına istedikleri şekilde karar alıp yönetebilecekleri ezici çoğunluğa sahip oldukları dönem geride kaldı. Amerikan seçmenleri bu sonuçla Trump, adamları ve destekçilerine onlardan memnun olmadığını gösteren bir ders vermiş oldu. Demokratlar, elde ettikleri temsilci sayısı sayesinde Trump’ı daha iyi kontrol etme ve frenleme olanağına sahipler. Washington’da gerçek bir politik karşı güç var olmuş durumda artık.

Eski saygıdeğer demokrasinin kendini temizleme mekanizmalarının az da olsa hala işlediği de görüldü. Trump’ın tüm politik tarzı, kendini beğenmişliği, küstahlığı, nefret söylemi sınırına çarptı. Amerikalıların çoğunluğu uzlaşmacı söyleme sahip, başka bir tarzda, insani hareket eden başkan istiyor. Bu adama dur demezlerse demokrasinin, ülkedeki politik kültürün sona ereceği endişesini taşıyarak oylarını kullandılar. Verdikleri mesaj açıktı: Kimse kendini yasaların üstünde hissedemez, ABD Başkanı bile...

Muhalefet bu başarıyı, Trump’ı frenlemek için kullanacak. Aslında Demokratlar, daha büyük bir başarı umut etmekteydiler, örneğin Texas’ta Beto O’Rourke’nin seçileceğine kesin gözüyle bakıyorlardı. 2016 yılında Hillary Clinton’un ezici mağlubiyeti sonrası şimdiki sonuç moral düzeltici. 2010’de yapılan başkanlık seçimlerinde Trump’ı yenerek, bu korkulu döneme son vermeyi hedefleyebilirler. Bu başarı olmasaydı yeniden yönetime gelmeyi hayal bile edemezlerdi.

Ancak kimse, Trump’ın yenilgiye uğratıldığından söz edemez. Cumhuriyetçiler ve Başkanları bu seçimde de bazı başarılar elde ettiler. İndiana ve Tennesee’de önemli senato temsilciliklerinin ele geçirilmesi, Trump’ın ülkenin batı ve güneyinde hala muhafazakâr ve milliyetçi mesajlarına cevap bulduğu anlamına geliyor. 2020 yılında Demokratların başarılı olabilmesi, halkı ikna edecek bir başkan adayı bulmalarına da bağlı. Böylesi bir aday bir yandan Demokratların oylarını toplayabilmeli hem de yıllardır sürdürülen elit politikadan memnun olmayan, bu nedenle Trump’a oy veren, seçmenleri kendine çekebilmeli.

Yarı dönem seçimlerindeki sonuca bağlı olarak neler değişebilir? Normal bir dünyada, senatoda temsil edilen partiler bir araya gelerek tüm halkın çıkarını savunacak bir politikanın nasıl hayata geçirileceği konusunda görüş alışverişinde bulunurlar. Ancak böylesi ideal bir çözümün Donald Trump’la gerçekleşemeyeceği açık. Trump, kendine tüm Amerikalıların başkanı olma fırsatını tanıyacak bu olanağı ayağıyla tepecektir. Ancak eğer yeni bir başlangıç yapmaz, ülke ve dünyada yol açtığı parçalanmaları tamir etme yoluna girmezse bir daha Başkan olması mümkün olmayacaktır.

Çeviren: Semra Çelik

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Kasım 2018 14:37
www.evrensel.net