‘Tek çözüm, bir arada olmak’

Fotoğraf: Pixabay

‘Tek çözüm, bir arada olmak’

'Bu krizi ve zor günleri aşmanın tek yolu, çözümü bir arada olmak ve birliğimizi güçlendirmekten geçiyor.'

Ege Serbest Bölgeden bir metal işçisi
İzmir

Merhaba Evrensel okurları;

Bu mektubu size çalıştığım fabrikada çay molasına yazıyorum. Ben Türkiye’nin büyük fabrikalarından biri sayılan bir metal fabrikasında otomobil yan sanayisi diyebileceğimiz bir sektörde çalışıyorum.

İşe gireli çok olmamasına rağmen hem arkadaşlarla sohbetlerimizi hem kendi gördüklerimi hem de hislerimi sizler ile paylaşmak istedim. Dolardaki artış, Rahip krizi ve salınması, kriz belirtileri fabrikada en çok konuşulan konular arasında.

Ben işten atılmamak, göze batmamak için her mesai teklifine ‘tamam usta’ demek zorunda hissediyorum kendimi . Bu da ister istemez bir ayda 64 saat mesai olarak geri dönüyor bana. Yani bir ayda 38 gün çalışıyorum. Yeni çocuğu olan bir arkadaşım ayda 45 gün çalışıyor. 8 ayda 800 saatin üzerinde mesai yapmış. Burada çalışmıyor olsam 1 insanın haftada 2 defa 4 saatlik uyku ile 16 saat çalışacağına inanmazdım, ama burada gördüm bir haftada 3 kez 16'şar saat çalışan arkadaşlarımız var. Hepsinin tek bir ortak yönü var kredi borçları… Kimisi çocuğunun eğitim masrafları için kimisi ev kimisi araba için çektiği kredileri mesai paraları ile ödeyip maaş ile evi geçindirmeye çalışıyor. İş yerinde iş kazalarını gösteren tabelaları hiç 3 gündür iş kazası olmamıştır yazısı ile görmek nasip olması, yaptığımız mesailer ve iş temposu yüzünden her gün irili ufaklı iş kazaları yaşanıyor.

Gelelim rahip krizine. Rahibin salındığı gün bir heyecanla yanımıza gelen arkadaş ‘Papaz salındı dolar düştü mü?’ diye sorunca, biz ne o doların mı var deme gafletinde bulunduk. Var tabi, dolar borcum var deyince gülelim mi ağlayalım mı bilemedik.

Üretim ile ilgili hemen her vardiya sonunda bölümler kısa toplantılar yapıyor. Vardiya amirlerinin konuşması ise her defasında ‘Arkadaşlar işimize sahip çıkalım, ortalık çok kötü sayıyı arttıralım. Hiç bir arkadaşımın başına bir şey gelsin istemeyiz’ diyerek bitiyor.  Sendikalı olmamızdan kaynaklı olsa gerek sopayı aba altından göstermekle yetiniyor o da şimdilik.

Bütün bu yaşananlar biz işçilere yaşamı zehir etse de , gelecek endişesi  ve geçim kaygısı yaşasak da özellikle geçen sözleşme sürecinde eylemlere katılan işçiler bize göre daha rahat. Mesela bu konular konuşulunca ‘Sıkmayın canınızı 1 ay mesaiye kalmamamıza bile dayanamazlar, istediklerimizi 3 aşağı 5 yukarı alırız’ diyor ya da ‘Fabrika içinde yürüyüşler başladı mı bir araya gelip bağırıp çağırmaya başladık mı önümüzde kimse duramaz bizim’ diyerek hem bize hem kendilerine moral veriyorlar.

Bu ekonomik krize karşı ne yapacağımız ile ilgili sendikamızın ne diyeceğini merakla beklerken sendikamız ise ‘Üretim, istihdam, istikbal’ gibi ya da ‘Yerli, milli, kaliteli’ gibi neye hizmet ettiğini anlayamadığımız ve fabrika da alay konusu olan afişler asıyor. Bu krizi ve zor günleri aşmanın tek yolu, çözümü bir arada olmak ve birliğimizi güçlendirmekten geçiyor.

www.evrensel.net