Çukurova Üniversitesi’nin bildiri yasağı hukuki değil

Fotoğraf: Google Street View

Çukurova Üniversitesi’nin bildiri yasağı hukuki değil

Adana'da 6. Sulh Ceza Hakimliği, Çukurova Üniversitesi'nde dağıtılan Emek Gençliği bildirisi ile ilgili verilen idari para cezasını iptal etti.

Volkan PEKAL
Adana

Üniversite Yönetimi’nin bildiri, broşür vb. dağıtımını yasaklamasının hukuki olmadığının belirtildiği kararda temel hak ve hürriyetlerden düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin Çukurova Üniversitesi tarafından idari kararla sınırlandırıldığına dikkat çekildi.

‘HUKUKSUZ YAZI İLE PARA CEZASI VE UYARI CEZASI VERİLMİŞTİ’

Çukurova Üniversitesi Rektörlüğü yayınladığı çeşitli yazılarla uzun bir süredir Üniversite sınırları içerisinde el ilanı, bildiri ya da broşür dağıtımı, imza ve tanıtım stantları açılmasını kendi iznine bağlayarak yasaklamıştı. Emek Partisi ve Emek Gençliği İl Yöneticisi Mesut Baylav’a, 2017 yılı Aralık ayında Çukurova Üniversitesi yemekhanesinde bildiri dağıttığı için Kabahatler Kanunu’nun 32’inci maddesine muhalefet ettiği iddia edilerek 227 lira idari para cezası kesilmişti. Yemekhanedeki kameralar izlenerek bildiri dağıttığı belirlenen Baylav, sonra da üniversitede hakkında soruşturma açılarak uyarı cezası verilmişti.

“Herkes düşüce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar” şeklindeki Anayasa’nın 26’ıncı maddesinin altını çizen mahkeme Anayasa’nın “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz” şeklindeki 11’inci maddesine göre Anayasa hükümlerinin Çukurova Üniversitesi’ni de bağladığını belirterek para cezasını kesin olarak kaldırdı.

Fotoğraf: Evrensel

“ÜNİVERSİTE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ ENGELLEMEKTEN VAZGEÇMELİDİR”

Kararı olumlu değerlendiren Emek Partisi Adana İl Başkanı ve aynı zamanda söz konusu dosyada müdafilik görevini yürüten Av. Sevil Aracı, ülkede düşünce ve ifade özgürlüğünün her alanda engellenmeye başlandığını belirterek üniversite sınırları içerisinde böylesi sınırlamalara gidilmesinin daha vahim olduğunu ifade etti.  Baylav’a verilen uyarı cezasını da hatırlatan Aracı, bu kararın kaldırılması için de başvuruda bulunacaklarını söyledi.

Düşünce ve ifade özgürlüğünün aynı zamanda Türkiye’nin de tarafı bulunduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca da korunduğunu ifade eden Aracı, “AİHS’nin 10. Maddesine göre “Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerir.” Bu özgürlüklerin sınırlanması ise idari makamların yetkisine giren bir konu değildir” dedi. Buna benzer hukuksuz idari uygulamaların yayın olduğunu belirten Aracı, “Valilikler tarafından da bu şekilde kanunda açıkça yetki verilmediği halde sınırlamalar yapılmaya çalışıldığını görüyoruz. Adana’da da bu çok yaygın bir şekilde karşımıza çıkıyor. Ancak gerek yerel mahkemeler, gerekse AİHM gibi uluslar arası mahkemeler tarafından bu yasaklama kararlarının hukuka uygun olmadığı eninde sonunda belirleniyor. Özgürlüklerin nasıl yorumlanması gerektiğini çok açık bir şekilde ortaya koyan bu kararın üniversite rektörlüğü tarafından dikkate alınması ve bundan sonraki uygulamalarda gözetilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Üniversite hukuka aykırı bir şekilde düşünceyi ifade etme ve yayma özgürlüğünü engellemekten vazgeçmelidir” dedi.

Fotoğraf: Evrensel

“UYGULAMA ÜNİVERSİTE FİKRİ İLE BAĞDAŞMIYOR”

Para cezasını üniversite ile ilgili bir yetkisi olmayan polis memurları tarafından verildiğini ifade eden Mesut Baylav ise, üniversiteler, siyasi partilerin, öğrencilerin; fikirlerini, kendi sorunlarını dile getirmesi en doğal olan yerler olması gerekirken üniversite ile ilişkisi bulunmayan polislere rektörlüğün böyle bir inisiyatif tanımasının üniversite fikriyle bağdaşmadığını söyledi. Üniversitelerde fikir üretebilmenin ve fikirleri yayabilmenin önünün günden güne kapatılmaya devam edildiğini ifade eden Baylav, “Üniversite öğrencileri politika ile ilgilenmesin demiyorlar, iktidarın politikalarına yedeklensin diyorlar. İktidara karşıt düşüncelerin üniversitelerde yer edinmesinden korkuyorlar. Son günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sürekli üniversite öğrencilerini hedef alan açıklamaları da bu yaşadığımız durumla paralel bir mesele. Öğrencileri bedavacılıkla suçlayan iktidar, üniversitelileri kendi politikalarına kazanamamanın hırsıyla hareket ediyor ve buradan da kendine düşen pay ‘eğer kazanamıyorsam sustururum’ demek oluyor” dedi.

www.evrensel.net