YÖK ve antidemokratik üniversite
YÖK logosu

YÖK ve antidemokratik üniversite

YÖK ile beraber üniversitelerin yönetimi tek bir merkezden yürütülmüş, üniversitelerin akademik ve yönetimsel özerklikleri ortadan kaldırılmıştır.

 

Begüm İNANÇ

İstanbul Üniversitesi

 

Türkiye’nin üniversite sistemi, ortaya çıktığı günden bu zamana kadar, siyasi iktidarların karar alma, yürütme ve bu kararları uygulamada başvurduğu resmi organların başında gelmiştir. Tarihe dönüp baktığımızda 12 Eylül rejimi, üniversiteleri (siyasi partiler ve sendikalar da dahil olmak üzere) öncelikleri arasına almış ve ortadan kaldırmak istediği düzeni buralardan başlayarak kontrol altına almayı hedeflemiştir. YÖK de tam olarak 12 Eylül’ün gerici, baskıcı ve faşist politikalarının bir yansıması olarak bu dönemde gelişen bir üniversite hareketini ve üniversite mücadelesini bastırmanın, üniversiteleri yeniden iktidarın istediği şekilde biçimlendirmenin ihtiyacı olarak aracı olarak ortaya çıktı.

Elbette üniversitelerin şekil değişikliği sadece demokratik kazanımların yok edilmesiyle olmamıştır. Üniversitelerin neoliberal politikalara uyumlu hale getirilmesi amaçlanmıştır. Devlet üniversitelerini de adım adım paralı hale getirmeyi hedefleyen uygulamalara imza atılmış ve değişime uğrayan üniversiteler eğitimin ve bilimin kimin hizmetinde olduğunu ortaya koymuştur.

MERKEZİLEŞEN YÖNETİM, ORTADAN KALKAN ÖZERKLİK

YÖK ile beraber üniversitelerin yönetimi tek bir merkezden yürütülmüş, üniversitelerin akademik ve yönetimsel özerklikleri ortadan kaldırılmıştır. Bununla birlikte üniversitelerin dönüşüm sürecinde evrensel ilkeleri şeklen de olsa geçerliydi. Rektörün kim olacağında nihai söz siyasi iktidarın etkisi altındaki YÖK ve cumhurbaşkanındaydı ama üniversite içinde göstermelik de olsa seçim yapılıyor, akademik geleneği görece daha güçlü az sayıda üniversitede YÖK’ün ve cumhurbaşkanı müdahalesinin aşıldığı da oluyordu.

Bugün akademinin geldiği bu durum üniversitelerin faaliyetlerini, bilimsel gerçeklerin değil “tek adam”ın arzuları doğrultusunda yürüteceğinin, üniversite yönetimlerinin kraldan çok kralcı olduğunun, bunun dışında üniversiteden farklı hiçbir ses çıkamayacağının göstergesi olarak karşımızda duruyor.

HALKTAN, BİLİMDEN, DEMOKRASİDEN YANA ÜNİVERSİTELER

Üniversite gençliği 80’li ve 90’lı yıllarda darbe kurumunu hedef alan YÖK karşıtı eylemlerini sürdürdü. Fakat bugün, tek adam tek parti yönetimi, kendi rejimini güçlendirmek için bugüne kadar elde edilmiş bütün kazanımları ortadan kaldırmaya çalışıyor. Üniversitedeki rektör seçimlerinden, kulüp ve toplulukların işleyişine kadar bu alanları baskı altına almak üzere hareket ediyor.

Kulüp ve toplulukları kapatarak ya da işlevsiz hale getirerek, akademisyenleri ihraç ederek üniversite yönetimini ele geçiren AKP ve Erdoğan iktidarı, bunlara rağmen üniversiteyi kendisine yedekleyememiş, üniversitelerde istediği gençlik modelini yaratamamıştır. AKP’nin bu alanda hayata geçirmek istediklerinin karşısında, özerk, demokratik ve parasız bir üniversiteyi savunmak ve kurmak, en başta, üniversitelerdeki akademik birikimi ve her bileşeni (ÖTK, kol, kulüp, topluluk) kullanılabilir araçlara çevirmekten geçiyor. Örneğin ODTÜ’de güvenlik gerekçesiyle iptal edilmeye çalışılan topluluk oryantasyonunu, 60’ı geçkin topluluk ve kulüp yan yana gelerek başarıyla gerçekleştirdi.

Planlı, düzenli, istikrarlı bir çalışmanın sağlanması; üniversitelerin halktan, bilimden, demokrasi ve özgürlüklerden yana kurumlar olması bizlerin elindedir. Parasız bilimsel, demokratik bir üniversite talebi, demokratik bir ülke talebinin de olmazsa olmazıdır.

Bugün üniversiteye bilim dışı anlayış hâkim kılınmış, ders kitapları bilimsel öğretiler olarak okutulan saçmalıkla dolmuştur. İktisat, kapitalistlerin sömürü ve talanını haklı göstermek için okutulur ve özelleştirmeler, yabancı sermaye, aşırı kâr hırsı ve tekelcilik övülüp kutsanır. Kapitalizmin ekonomik krizlerini güneş lekelerine ya da azalan marjinal faydaya bağlayarak açıklamak, iktisadi doktrinler olarak öğretilir. İşletmecilik, en kısa yoldan “voleyi vurmak” ve emek sömürüsü üzerinden servete servet katmanın bilimi olarak “genç girişimcilerin” yüceltmesiyle beyinlere kazınır. Matematik, fizik, kimya ezberlenmesi gereken karmaşık formüller ve şekillerden ibaret, sadece kârlı yatırımların ölçüm ve proje araçları olarak vardır.*

*Özgürlük Dünyası, “Üniversite gerçeği, bilim ve mücadele”, Sayı: 105

 

www.evrensel.net