Zorunlu askerlik zorunlu ölüm

Zorunlu askerlik zorunlu ölüm

Geçtiğimiz günlerde Afyonkarahisar’da cephanelikte meydana gelen patlamada 25 askerin hayatını kaybetmesi kimin suçu?Sadece emir edileni yap mantığının sonucu değil midir? Verilen emirlerde can güvenliğini tehdit eden unsurlar dikkate alınmakta mıdır? AKP’nin içeride ve dışarıdaki savaş politikası tüm hızıyla sürüyorke

Barış Altıntaş-Rojhat Turgut

Geçtiğimiz günlerde Afyonkarahisar’da cephanelikte meydana gelen patlamada 25 askerin hayatını kaybetmesi kimin suçu?Sadece emir edileni yap mantığının sonucu değil midir? Verilen emirlerde can güvenliğini tehdit eden unsurlar dikkate alınmakta mıdır? AKP’nin içeride ve dışarıdaki savaş politikası tüm hızıyla sürüyorken Türkiye halklarının tepkisi ne? Bölge illerinde yaşanan bir çatışmada ölen askerlerin arkasından atılan “kahrolsun PKK” sloganları neden şimdi Afyon’daki askerler için ‘Kahrolsun devlet, Kahrolsun AKP’ diye atılmıyor? BDP binalarını taşlayan, yakan ırkçı güruhu bir kenara bırakırsak “ulusalcı solcularımız” AKP binalarına neden yürümüyor? Bu askerler çatışmada ölmedikleri için mi değersiz? 20 ayda kışlalarda ölen asker sayısı 252, 7 ayda çatışmada ölen asker sayısı 72 olduğunu kimler biliyor?

Bütün bu soruların cevabını kim verebilir peki? Belki de bu sorular cevabını armadan önce zorunlu askerlik olduğu sürece yoksul ve emekçi ailelerin çocuklarının zorunlu ölüme gitmelerini nereye koyuyoruz onu sorgulamak gerekiyor. Aklımıza ilk gelen fotoğraf ise ölen askerlerin ailelerinin evlerinin fotoğrafları oluyor. Ülkemizin genelinde erkek çocuklarına toplumsal cinsiyet rolleri devlet politikası olarak benimsetilirken, güç ve dayanıklılık gibi askerliği çağrıştıran kavramlar öne çıkarılmakta, askerlik yaşına gelen erkekler, “Her Türk asker doğar” düşüncesine dayalı biçimde bu hizmete farklı bir seremoni ile gönderilmektedir. Vicdani ret kavramı da belki burada bir tartışma konusu olacaktır. Vicdani reddin tanımına bir bakacak olursak :”Dini, ahlaki, moral, insani, felsefi, politik ya da benzeri motivasyonlara dayalı derin bir kanaate dayalı olarak, silahlı hizmet gerçekleştirmeyi ya da savaş veya silahlı çatışmaya doğrudan ya da dolaylı katılımı reddetme.” Vicdani reddin sosyolojik, politik, psikolojik, hukuki ya da felsefi boyutlarını tartışmayacağız bu yazıda ama zorunlu olarak asker olunan bir ülkede gençlerin tartışmasız olarak bir savaşa için de taraf olmasını ancak “zorunlu askerlik, zorunlu ölüm” olarak görüyoruz Afyon’da. Anadolu’da artık her taraf ağlayan ana dolu!

 

Ömer Yılmaz-İşçi

Sürekli fakirler ailelerin çocukları şehit oluyor. Askerlik zorunlu olmamalı. 30 bin TL si olan askerde ölmüyor ama asgari ücretle geçinen bir işçinin o 30 bin TL’yi belki de hayatı boyunca bir arada görmeyeceği bir para olduğu için ölüyorlar. Zengin olan baba 30 bin TL’den, fakir olan baba da genç yaştaki oğlundan oluyor. Bu ölümler artık bitmeli

Hakan Arslantürk -İşçi

25 asker. 25 genç. 25 insan. Bu olayın sorumlusu açıkça ortadadır. AKP hükümeti şehit ailelerine hesap vermeli. Patlamada şehit olan askerlerin çocuklarıyla ileride AKP yüzleşmeyeceğini sanıyorsa yanılıyor bence. AKP’nin bu komşularla da savaş ısrarından bıktık gençlerimiz ölmesin annelerin annelerimizin gözyaşları dinsin.

Mustafa Köprülü -İşsiz

Artık yeter Türkiye’de gençler ölmesin. Bu sorun ortadan AKP’nin savaş politikasıyla kalkmaz. Çocuklar babasız kalmasın anneler ve babalar evlatlarını kaybetmesin. Vatan zenginin yaşadığı fakirin öldüğü bir yer değildir. AKP Türkiye’ye hesap versin.

Ahmet Karakaya Atatürk Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi 2.sınıf öğrencisi

Bu sefer PKK’yı suçlayamayız. Devlet halka, şehit annelerine ve yakınlarına hesap vermeli! Burası Pakistan ya da Hindistan değil bakanın dediği gibi. AKP’nin yaptığı kardeşi kardeşe kırdırmaktır. Bunu sadece Türkiye’de yapmıyor aynı zamanda zorbalıklarını artık Ortadoğu’da da sürdürüyor.

Mehtap Dinç (Dershane Öğrencisi-Van)

Hükümet şu anda, her fırsatta zalim diye eleştirdiği Suriye hükümetinden farksızdır. Üstelik bu durum 30 senedir böyle devam ediyor. Halkın eşit ve özgür bir yaşam yolunda zorunlu gördüğü ve bunlar olmadan barışın sağlanamayacağına inandığı talepleri var. Ve tüm bu savaş hükümetin bu haklı talepleri kabul etmemesi, inkar – imha yolunda ısrarından kaynaklanıyor.  Kürt halkı yıllardır verdiği mücadele sayesinde bazı kazanımlar elde etti. Hükümetler bazı adımlar atmak zorunda kaldı.  Ama AKP hükümeti henüz çözüme dair barışçıl bir adım atmış değil. Kürtlerin ne birey olmaktan kaynaklanan hakları, ne de ulus olmaktan kaynaklanan hakları verilmiş değil.  Kürt halkının talepleri açık ve nettir. Kürtlerin dili ve kimliği üzerindeki baskı ve yasaklar kalkmadan ve halkın değer verdiği çözümde aktif rol oynayabilecek tutsaklar üzerindeki ağırlaştırılmış tecrit kaldırılmadan bu savaş son bulmaz. Eğer savaşı bitirmek istiyorsanız savaşı yaratan nedenleri ortadan kaldırmanız lazım. Savaşarak ve her iki taraftan insanların ölümünü izleyerek bir yere varılamaz.

Şeyda Karahan ( Dershane öğrencisi-Van )

Aslında Kürtler ve devlet arasındaki bu yoğun savaşın son bulması pek de zor değil. Her şey çok basit. İstenilen şey kimsenin malı mülkü veya başkasını mağdur edecek bir istem değildir. Türk halkına verilen hakların her türlüsü Kürtlere de verilirse bu sorun çözülür. Yani etnik kimlikten dolayı ortaya çıkan avantaj ve dezavantajları ortadan kaldırıp herkese eşit davranmak gerekiyor. Bence talepler oldukça basit ve insani. İnsan düşündüğünde bu kadar insanın ölmesine üzülüyor. Bu üzüntüye bu ölümlere son vermenin tek yolu da eşitlik. Hayatın her alanında eşitlik.

www.evrensel.net