İşçi ailelerinin eylemine engelleme: Bu, bu ülkenin ayıbıdır

Fotoğraf: Evrensel

İşçi ailelerinin eylemine engelleme: Bu, bu ülkenin ayıbıdır

İş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerin ailelerinin düzenledikleri “Vicdan ve Adalet Nöbeti” 77’nci haftasında dördüncü kez yasaklandı.

İstanbul’da bulunan Galatasaray Meydanındaki eylemlere yönelik baskı ve yasak politikası sürüyor. İş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerin ailelerinin adalet talebiyle her ayın ilk pazar günü saat 13.00’te, Galatasaray Meydanı’nda yaptıkları “Vicdan ve Adalet Nöbeti” 77’nci haftasında da yasaklandı.

Galatasaray Meydanı’na gelen aileler, dördüncü kez polis engeli ve yasak kararıyla karşılaştı. Yasak kararına tepki gösteren aileler, açıklamayı Beyoğlu’nda bulunan Umut Derneği önünde gerçekleşirdi. Açıklamaya iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin yakınları, ÖDP Başkanlar Kurulu üyesi Alper Taş ve çok sayıda yurttaş katıldı. Dernek binasinda "77. Vicdan ve Adalet Nöbeti" pankartı açan aileler, iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin fotoğraflarını taşıdı.

‘İŞ CİNAYETLERİNE KARŞI NE ZAMAN ÖNLEM ALINACAK?’

Dernek önünde ilk olarak iş cinayetinde hayatını kaybeden Eren Eroğlu’nun babası  Erdinç Eroğlu, "Buradan İçişleri Bakanı, Beyoğlu Kaymakamlığına çağrı yapmak istiyorum bizim anayasal hakkımız engellenmektedir. Bu, bu ülkenin ayıbıdır. Buna derhal son verilmesini talep ediyoruz. Adalet ağrıyan işçi ailelerin eylemine konan yasağın sonlandırılmasını istiyoruz. İş cinayetleri artarak devam ediyor. İşte görüyoruz havaalanında gerçekleşen iş cinayetlerini... Rögarlarda çıkan cinayetler ülkenin diğer yerlerinde gelen iş cinayetleri için  ne zaman önlemler alınacak?" dedi.

‘ADALET TALEBİMİZİ ENGELLEMEYE ÇALIŞIYORLAR’

Ardından 2012’de “Arka Sıradakiler” dizi setinde meydana gelen iş cinayetinde kızı Selin Erdem'i kaybeden Hacer Erdem söz aldı. 

Erdem, “Adalet talebimizi engellemeye çalışıyorlar. Memleketin her yerinde insanlar ölürken biz nasıl susacağız. Bu yasak neyin cezası? Biz kimi rahatsız ettik? Dilimiz döndüğünce hakkımızı, işçilerin hakkını aramaya devam edeceğiz. Ülkede bir sürü insan ölüyor. Ölen insanları koruyamıyorsun, onlar için adalet isteyen aileleri engelliyorsun” dedi. 

‘GALATASARAY’DA AÇIKLAMA YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ’

Ailelerin avukatı Erbay Yucak ise ailelerin anayasal haklarının çiğnendiğini söyledi. Yucak, “Ailelerin kamu güvenliğini tehlikeye atma gibi bir durumu yoktur. Aksine kamu görevini tesis etmeye yöneliktir. Aileler sadece yeni iş cinayetleri olmasın istiyor. Her nöbette Galatasaray meydanına gitmeye orada açıklama yapmaya, bilgi vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. 

Aileler adına basın açıklamasını ise Davutpaşa patlamasında eşi Gülhan Çabuk'u kaybeden İdris Çabuk okudu.Çabuk, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin hazırladığı rapora göre eylül 2018’de en az 157, 2018’in ilk dokuz ayında da en az 1450 işçinin çalışırken hayatını kaybettiğini aktardı. 

'DAVANIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ' 

19 Temmuz 2015’te Gemlik Gübre Fabrikası’nda meydana gelen iş cinayetinde Uğur Çavdar hayatını kaybettiğini anlatan Çabuk, "32 yaşındaydı. 9 Ekim’de Gemlik Gübre Fabrikası Davası’nın 12’nci duruşması görüldü. Bilirkişi Raporu’nda Uğur Çavdar’ın ‘hiçbir güvenlik önlemi olmadan, uzmanlık gerektiren bir işte sade bir beden işçisi olarak çalıştırıldığı’ tespiti yapıldı. Ayrıca raporda fabrikada üretim durdurulup sorun çözülebilecekken, üretimin durdurulmadığı, palyatif çözümlerle tıkanmanın açılmasının patlamanın nedeni olduğu belirtildi. Raporda fabrikanın bu nedenle sorumlu olduğu belirtilmekle birlikte işveren sorumluluğuna değinilmediği için Bilirkişi Raporu eksiktir. Daha önce de belirttiğimiz gibi Yönetim Kurulu dışında bütün teknik kadro kusurlu bulundu. Yetmez diyoruz. Kazancından vazgeçmemek için “fabrika bakımına özelleştirme sonrasında tenezzül etmeyen” Yönetim Kurulu en baş kusurludur. Davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bir sonraki duruşma 26 Mart 2019’da görülecek" dedi. 

'ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURDUK' 

18 Ekim’de Davutpaşa Patlaması Davası görüldüğünü hatırlatan Çabuk, "31 Ocak 2008’de, Davutpaşa’da meydana gelen patlama ve yangın nedeniyle 20’si işçi 21 kişi hayatını kaybetti. 130 insanımız yaralandı. Mahkeme 6,5 yıl süren yargılamasını 14 Temmuz 2014’te tamamladı. Zeytinburnu Belediyesi yetkilileri ve bina sahiplerine çeşitli cezalar verildi. Yargıtay, Mahkeme’nin kararını bozdu. Hem de sonuçları cezasızlık anlamına gelecek şekilde. Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi Mahkeme’nin eski kararında direnmesini talep ettik. Esas hakkındaki savunmamızı sanıkların yüzüne karşı yapmak istediğimizi belirttik. Bir sonraki duruşma 17 Ocak 2019’da görülecek. Tekrarlamak isteriz ki verilen cezaları “paraya çevirme ve zamanaşımına tabi kılma” yönündeki Yargıtay kararını kabul etmiyoruz. Bu karar için Anayasa Mahkemesi’ne başvurduk. Davanın takipçisi olmaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. 

'11 CANIMIZ HAYATINI KAYBETTİ' 

11 Mart 2012’de İstanbul Esenyurt’ta Marmara Park AVM Çadır Yangını Davası’nın da geçtiğimiz 18 Ekim’de görüldüğünü söyleyen Çabuk, işçilerin AVM şantiyesinde mevzuata aykırı olarak çadırda kalmaya zorlandığını aktardı. 

Çabuk, "Yangında 11 canımız hayatını kaybetti. 6 yıl boyunca tek talebimiz, bu vahşetin sorumlularının tümünün tespit edilmesi, yargılanması ve en ağır şekilde cezalandırılması oldu. Bütün yargılama süreçlerini takip ettik; davaya müdahil olarak elimizden geleni yaptık. 9 Temmuz 2015’te Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi kararını verdi. 11 işçinin hayatını kaybetmesinin gerçek sorumluları olan ECE Gayrimenkul, Marmara Park AVM, Kayı İnşaat, Miratek ve kamu idareleri belgeler, tanık ifadeleri ve iddianameye rağmen sorumsuz bulundu. Firma sahipleri yargılanmadı, sadece firma çalışanları yargılandı. Aileler olarak bu karara itiraz ettik. Yargıtay, Mahkeme kararını bozdu. Yargılanması gereken sorumluların akıbetini bu duruşmada da öğrenemedik. Bir sonraki duruşma 10 Ocak 2019’da görülecek"dedi. 

'BARİKATLAR AİLELERE DEĞİL, İŞ CİNAYETLERİNİN FAİLLERİNE KURULSUN' 

Çabuk son olarak şunları söyledi:

"Yıllardır denetim görevlerini yapmayan idareciler de daha fazla para kazanmak gayesiyle işçilerin hayat haklarını görmezden gelen işverenler de yargılanmalı dedik. Tüm sorumlular hem kaybettiklerimiz hem ekmeği için çalışan işçilerin çalışırken ölmemesi için caydırıcı cezalara çarptırılmalı dedik. Adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz dedik. Tüm sorumlular yargılanana kadar adalet aramaya, davalarımızı takip etmeye devam edeceğiz.

İş cinayetleri son bulmadı. Her gün onlarca işçi çalışırken yaralanıyor, sakat kalıyor, hastalanıyor ve ölüyor. Davalarda hayatını kaybeden işçilere kusur yükleniyor. Tüm sorumlular yargılanmıyor veya ödül gibi cezalar alıyor. Cezasızlık iş cinayetleri davasıyla en çok anılan durum haline geliyor. İş cinayetinde yakınlarını kaybeden, yıllardır mücadele eden ailelerinin kamusal alandaki kürsüsünün yasaklanmasını kabul etmiyoruz. İş cinayetleri son bulana, tüm sorumlular layığıyla yargılanana kadar Galatasaray Meydanı’nda olmaya, devam edeceğiz. Barikatların ailelere değil, iş cinayetlerinin faillerine kurulmasını istiyoruz." (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net