Sendikacıya bak!

Sendikacıya bak!

Gaziantep’te 10 gün süren grev boyunca en fazla eleştirilen kurumlar sendikalar oldu. Gazetemizde grevi konu alan dosyayı hazırlamak için görüştüğümüz işçilerin eleştirilerini Antep’te örgütlü üç sendikanın şube başkanlarına sorduk.Bu sendikacılardan Öz İplik-İş Şube Başkanı Mehme

Muzaffer Özkurt / Cumhur Daş

Bu sendikacılardan Öz İplik-İş Şube Başkanı Mehmet Kaplan’a göre grevi tetikleyen işçi bulamadığı için 970 lira ücretle işçi arayan patronlar. İşçilerin bu ilanı birbirlerine gösterdiklerini ve işin bu boyutlara ulaştığını anlatan Kaplan, bu patronlara tepki göstererek “Başpınar’ın düzeni bozuldu” dedi. Kaplan son sözleşmede 705 lira net ücret ve 115 lira ikramiye olmak üzere 820 liraya imza attıklarını hatırlattı.
Grevin başladığı ilk gün işçilere “Servislerinize binin gidin, isteklerinizi de bana yazıp verin, işvereninize ileteyim, yarın aynı saatte buradayım, istekleriniz kabul edilirse zaten sorun yok, kabul edilmezse ben de bu ağacın altında sizinle bu hakları almak için oturayım, ancak sizin bu yaptığınız kanun dışıdır” dediğini aktaran Kaplan, bunun üzerine işçilerin kendisini yuhaladığını dile getirdi.

‘ORTALIĞI VELVELEYE VERMENİN GEREĞİ YOK’

Kaplan şöyle devam etti: “Ben sendikal hayatımda hiçbir kanun dışı işe katılmadım. ‘İşçi haksız’ demiyorum, ancak yanlış bir iş yapıldı. Ben işçilere oturmaya devam edin dediğim an kanun dışı bir işe teşvik ediyor olacaktım. İşçi gelir sendikasına talebini iletir, çayını içer, sohbetini eder, çeker gider. Bizde patronla görüşürüz, ‘Çevre fabrikalarda bir miktar artış var. Sende bu işçilere bir şeyler ver’ deriz. İşveren bunu vermezse üretimi biraz düşürülür. Biz gidin üretimi düşürün de diyemeyiz. Kendisi biraz düşürür. Aradan biraz zaman geçerse kendiliğinden düzelir. Yani ortalığı bu kadar velveleye vermenin bir gereği yok.”

Sendikalara güvensizlik olduğunu doğrulayan Kaplan, işçilerin “Sendikalar ne aldı da üye olayım” dediğini söyledi. Kaplan şöyle devam etti: “İşçi sendikalı diye altın üretmiyor, aynı işi yapıyor. Biri maliyetleri bir lira yükseltirse bu adam mal satabilir mi? Ben sendikalıyım malımı pahalıya alın diyebilir miyim? Diyemem. O zaman bu bizi bağlar ve toplusözleşmede engel olur. Sanayide bizim iş kolumuza giren 80 bin işçi var. Bu kadar az işçi örgütlüyse sendikalar bir şey yapamaz. Benim yanımda üye olmazsa ben ne yapayım, hangi hakkı alayım? İşçi şimdi korkmadan eyleme çıkıyorsa, gelsin sendikaya üye olsun. Niye gelmiyor? İşçi gelip konuşmuyor bizimle.” (Gaziantep/EVRENSEL)


Yıllardır duydukları korku nedeniyle ses çıkaramayan işçilerin yaptığı greve sevindiğini söyleyen TEKSİF Gaziantep Şube Başkanı Nuri Bay, “Başpınar’da ekonomik anlamda bir büyüme var. Biz bu büyümeden işçilerinde yararlanmasını istiyoruz. Asgari ücret açlık seviyesinin altında. Sen işçilere asgari ücreti dayatırsan Başpınar olayı patlar. İyi mi oldu? İyi oldu. Gözü kapalılar gözlerini açsınlar” dedi.
İşçilerin, işten atılma korkusu nedeniyle sendikalara gelmediğini söyleyen Bay, şöyle devam etti: “Sendikalar ne yaptı deniliyor? Şimdi Antep’te olumsuz deneyimler oldu. DİSK/Tekstil Çemen işçisini bile bile sattı. Öz İplik-İş yanlış yapmıştır. Ama şimdi bir sendika yanlış yaptı diye hepimizi aynı kefeye koymak yanlış olur. İşçileri ziyaret ettiğimiz zaman eylemlerini kutladım, bunun örgütlü bir güce dönüştürülmesi için çağrıda bulundum.”
Grevin her şeyin patrona bağlı olmadığını, işçilerin direnmesini bildiğini gösterdiğini ifade eden Bay, ancak grevin bir sendikal örgütlülüğe dönüşmediğini belirtti. Sendikalara güvensizlik olduğunu ifade eden Bay, işçiler arasında tartışılan bağımsız sendika tartışmasına da değinerek şunları dile getirdi: “İşçi iyi sendikayı bulmak için arayacak. Ben kötü müyüm? Burası benim babamın malı değil. Seçimle gelir seçimle giderim. Benden daha iyi yapan gelir. Bağımsız sendika tartışmaları da sendikalara olan güvensizlikten kaynaklı. Ancak burada sendika kurmakla sorun çözülmez. Sendikacıyı değiştirmek gerekli.”
İkramiyelerinin sürdüğünü ancak imzaladıkları sözleşmelerden memnun olmadığını anlatan Bay, Başpınar’da üç sendikanın toplam 4 bin üyesiyle bundan fazlasının da yapılamayacağını ileri sürdü. Bay, “Minnetle ricayla sendikacılık yapılmaz. Bu eylemde işçiler sendikalı olsaydı daha güçlü olurlardı. Başpınar direnişi yıllar önce yapılan Ünaldı direnişinin bir benzeridir. İşverenlerde bundan bir ders çıkartmalıdır. Türkiye kamuoyuna örnek olmuştur. Ama bir anda her şey olmaz. Bu direnişin etkileri devam edecektir” diye konuştu.


DİSK/Tekstil Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Ağca, grevi sonuna kadar takip ettiklerini ve çeşitli destekler sunduklarını savundu. Grevin işçilerin kölelik koşullarına karşı patlamasının bir sonucu olduğunu anlatan Ağca, “Bu mızrağın çuvala sığmadığını gösterdi. İşverenlerin bundan bir ders çıkartması gerekiyor. Yani sendikalaşmanın önünü keserek, sendikanın önünden geçen işçiyi işten atarak bir yere varamayacaklarını görmelidirler” dedi. “Bizim sendika hariç Antep’teki diğer sendikaların sözleşmesinde ikramiye kelimesi bulunmuyor. Direnişe çıkan fabrikalardan Gürteks ve Güriplik’te sendika (Öz İplik-İş) var. Ancak sendika olmasına rağmen çok kötü sözleşmeler yapıldı ve sözleşmeler işçilerden gizlendi. Bu durum karşısında sendikasız işyeri sendikalaşmaya sıcak bakar mı?” diye soran Ağca, Çemen Tekstil konusunda yöneltilen eleştirilere de şöyle yanıt verdi: “79 günlük direnişin sonucunda işveren yasanın boşluğundan yararlanarak yeni işçiler aldı. Öz İplik-İş Sendikasını çağırarak bunları oraya üye yaptı. Patronun bütün yakınları sendikaya üye yapıldı. Bizim yetki kaybetmemize neden oldular. İşçiler bizim onları sattığımızı sandılar. Böyle bu durumda işçi sendikalara güvenmiyor, ‘ben satıldım’ diyor.”  Grevde sendikal örgütlülüğün olmamasının eksiklik olduğunu savunan Ağca, “İşverende sendika korkusu kalmadı. Sendikacı yanlış yapmış olabilir. Sendikaların asıl sahibi işçilerdir. İşçi, ‘Ben hangi sendikaya gidersem haklarımı alırım’ diye düşünecek. O sendikada örgütlenecek, başka şansı yok. Şu anki sendikacıların hepsi, bende dahil, hepimiz, ihanet içinde olabiliriz. Ama sen gel düzelt. Gelip gitme, beni tanıma, güven vermiyor de. Neyin güvenini vermiyorum? Gelip kayıt olacaksın, şartlarını söyleyeceksin, işçinin isteklerini sözleşmeye koyacaksın diyeceksin” diye konuştu. Hakların örgütlülük düzeyinin düşük olması nedeniyle alınamadığını ifade eden Ağca, örgütlülük düzeyi yüksek olsa aylık bin TL’yi de, dört ikramiyeyi de söke söke alacağını iddia etti. Ağca, bağımsız sendikayı ise “Hayalden öteye gidemeyecektir” şeklinde değerlendirdi.

www.evrensel.net