Gerçekten yapısal mı reformlar?
Fotoğraf: Evrensel

Gerçekten yapısal mı reformlar?

Bir türlü iyileşmeyen ekonomimiz sebebiyle kendi hayatımızda yaptığımız yapısal reformlara şöyle bir bakacağız.

Deniz TUGAY

Hayır, korkmayın. Bu yazımızda ekonomimizi iyileştirmek için yapılmaya çalışılan yapısal reformları konuşmayacağız. Aksine, bir türlü iyileşmeyen ekonomimiz sebebiyle kendi hayatımızda yaptığımız yapısal reformlara şöyle bir bakacağız. Peki “Neymiş bu yapısal reformlar?”

Havaların soğumaya başlamasıyla beraber evlerde ufak tefek telaşlar da gün yüzüne çıkıyor. Özellikle öğrenci evlerinde canhıraş bir çekişme var. “Kombiyi sen yakmasan, ben yakmasam, biz yakmasak nasıl ısınacak bu ev?” tartışması. Maalesef bu kavganın kazananı yok. Sonunda ya beraber donulacak ya da beraber iki haneliden üç haneliye terfi eden fatura ödenilecek. Üç haneli faturanın gelişi ne kadar gecikirse o kadar iyi. Taraflar en sonunda anlaşmayı sağlıyor ve “İçlikler çaresiz, sıcak su torbaları yetersiz kalıp kazaklar hareket etmeyi engelleyecek derecede üst üste binmeye başladığında kombi yakılacak!” deniyor. İki tarafın da gönlü yok elbet ama göklerden gelen bir karar vardır, mesela kar gibi.

KİTABI KAPAT VE SAKİNCE YERİNE BIRAK

Kitap okuyan, okumayı seven gençlerin ortak bir paydası vardır: Kendi kütüphanesini oluşturabilmek. Bu gençler için e-kitap, somut kitabın yerini tutmaz. İster ki okurken kitap elinde olsun, hoşuna giden yerlerin altını çizebilsin, bazı yerlerine notlar alsın, kitabın etinden ve sütünden yararlansın. Zamanla yan yana gelerek ufak çaplı bir kütüphane oluşturan kitapları, canı sıkıldığınca bazen türlerine göre bazen yazarlarına göre sınıflandırabilsin.

İnsanlık için küçük ama her hobi gibi sahibi için büyük önem arz eden bu amaçsa şimdi giderek lüks hale geliyor. Artık kitapları değil biriktirmek, ne kadar yavaş okursak o kadar iyi. Okuduklarımızı baştan birkaç kere okumak ise çok çok daha iyi.

Başka kitaplar almak ya da zaruri ihtiyaçlarımızı karşılamak için bir bir satılan kitaplar ve artık “dağılmış pazar yerlerine” benzeyen raflarla yerinde yeller esen bir kitaplık...

“Zaten arkadaşlar tarafından ödünç alınan ama bir türlü geri verilmeyen o kadar kitaptan sonra bir kütüphane oluşturmam mümkün değildi.” diyerek yavaş yavaş kendimizi avutmaya çalışırken bu sefer de ders çalışma alışkanlıklarımızda yapısal reformlara gidiyoruz: Ders notları out, ses kaydı in! Malum ders notu satan fotokopiciler kağıda gelen zamlardan sonra fiyatları iki kat artırmış ve en ince defterler bile suçu yazının icadında aramaya başlayacak derecede zamlanmıştı. Bize düşen de telefonun şarjını fulleyip hocalara yakalanmamaya çalışarak ses kaydı almak olmuştu. Sınavlara “yazarak” çalışan arkadaşlar için ise hala bir çözüm yolu geliştirilebilmiş değil.

ÇANTAMDA NE VAR?

Bir üniversite ya da lise öğrencisi bu ara youtuberlar gibi “Çantamda ne var?” videosu çekse az çok benzer şeyler olduğu görülürdü herhalde. Evden getirilmiş yemek, kahve ya da çay için termos, sebil ya da parayla satılmayan herhangi bir su bulunduğunda doldurmak için bir su şişesi ve maalesef ki içi boş bir cüzdan. Tabii evden getirilen yemekler, kantine ve yemekhaneye, tavuk dönercilere, pilavcılara gelen zamlarla bir arkadaş grubunun hep beraber yapmaya başladığı bir olay haline gelince zamanla çeşitlilik artıyor. Biri kısır getirmiş diğeri tavuk, biri makarna diğeri salata, aaa yarın da ıspanaklı börek var demek!

Yapısal reformlarımız bu sefer bizi sağlıklı beslenmeye teşvik ediyor neyse ki. Mesela artık abur cuburu da eskisi kadar çok tüketmiyoruz. Fıtratında ucuzluk olması gereken bu yapay, sağlıksız ve pis yiyecekler bile o kadar zamlanmış durumda ki para üstü birkaç bozukluk arttığında bile bir çikolata alamıyoruz. Sağlıklı beslenemiyorduk, artık sağlıksız da beslenemiyoruz, galiba biz direkt beslenemiyoruz.

Isınmadan beslenmeye, kültür-sanat etkinliklerinden barınmaya kadar hayatımızın pek çok noktasında pek çok kısıtlamalara gidebiliriz. Gidilmemiş filmlere, oyunlara, konserlere bir başkasını; okunmamış kitaplara bir yenisini; yapacağımız tasarruflara bir fazlasını ekleyebiliriz. Bu sıralı liste uzar gider. Bir yapısal reform bir başkasına gebedir. Belki de yapılması gereken köklü bir değişikliktir.

www.evrensel.net