HDP'li Leyla Güven: Kürt kadınların mücadelesinden korkuluyor

HDP'nin tutuklu Hakkari Milletvekili Leyla Güven | Fotoğraf: MA

HDP'li Leyla Güven: Kürt kadınların mücadelesinden korkuluyor

Seçildikten sonra 2 kez tahliye başvurusu reddedilen 9 aydır tutuklu olan HDP Hakkari Milletvekili Güven: Kürt siyaseti tasfiye edilmeye çalışılıyor

Çağla YOLAŞAN
Diyarbakır

Milletvekili seçilmesinden sonra tahliye edilmesi için yapılan başvurusu iki kez reddedilen HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, 7 Kasım’da görülecek duruşması öncesi Kürtlere hep ayrı bir hukukun uygulandığını söyleyerek, “AKP Kürt siyasetini demokratik zeminden tamamen tasfiye etmeye çalışıyor” dedi. 

Aynı zamanda Demokratik Toplum Kongresi’nin eş başkanlığını yapan Leyla Güven, 31 Ocak 2018 tarihinde tutuklanmış, 24 Haziran seçimlerinde HDP’den Hakkari Milletvekili seçildikten sonra hakkında 29 Haziran’da tahliye kararı verilmişti. Güven cezaevinden çıkmadan, savcılığın itirazı sonucu yeniden tutuklanmıştı. Ardından CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tahliye edilmesinden sonra gözler HDP’nin tutuklu Hakkari Milletvekili Leyla Güven’e çevrilmişti. Güven’in tahliyesi için avukatı Reyhan Yalçındağ Baydemir tarafından 21 Eylül’de mahkemeye dilekçe verilmişti. Ancak Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi, Güven’in tahliye talebini reddederek tutukluluk halinin devamına karar vermişti. ‘Terör örgütü kurma veya yönetme, üye olmak’ iddiasıyla yargılanan Güven, 7 Kasım’da görülecek duruşması öncesi Evrensel’in sorularını yanıtladı. 

‘KÜRTLERE HEP AYRI BİR HUKUK UYGULANDI’

CHP Milletvekili Enis Berberoğlu yasama dokunulmazlığına sahip olduğu için tahliye edildi. Siz de aynı durumdasınız. Fakat sizin için tahliye kararı verilmiyor. Yargının bu tutumunu, nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yargı eliyle Kürtlerin siyasal mücadelesini engellemeye çalıştılar. Devlet güvenlik mahkemeleri, istiklal mahkemeleri, özel yetkili ağır ceza mahkemeleri Kürtlere hep ayrı hukuk uyguladı. Ben Viranşehir Belediye Başkanı’yken yargılandım, tutuklandım. 5 yıl cezaevinde kaldım. Daha sonra AKP, bunu FETÖ’cü savcılar yaptı dedi. Bugüne gelince, cezaevindeyken milletvekili seçilmeme rağmen tahliye edilmedim. Enis Berberoğlu’nun tahliyesine şaşırmadım, kendi tahliyemi de beklemiyorum. Nasıl bir hukukla karşı karşıya olduğumun farkındayım. Ayrıca Enis Berberoğlu pek çok noktada AKP gibi düşünüyor. Kürt sorununa dair, anadil meselesine dair AKP ne düşünüyorsa Enis Berberoğlu da aynısını düşünüyor. Ben ise muhalif bir siyasetçiyim. Şu da var ki o hükümlüyken tahliyesine karar verildi ama ben sadece tutukluyum ve hakkımdaki yargılama devam ediyor. Buna rağmen ben tahliye edilmiyorum.

‘KÜRT KADINLARIN MÜCADELESİNDEN KORKULUYOR’

Kürt siyasetindeki kadınlara karşı AKP’nin özel bir yönelimi olduğu dikkat çekiyor. Buna dair ne söylemek istersiniz?

Biz Kürt kadınları olarak hem ulusal kurtuluş mücadelesi veriyoruz hem de kadın mücadelesi veriyoruz. İktidarın kirli politikalarını deşifre ediyoruz. Onun içindir ki, bugün Kürt siyasetinin yetiştirdiği Sebahat Tuncel, Selma Irmak, Gültan Kışanak, Aysel Tuğluk gibi birçok kadın, yargı eliyle siyasetten uzaklaştırılmak isteniyor. Ama bunu başaramayacağını gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Kadınlar cezaevinde de yazıp çizmeye, doğru bildiğini söylemeye devam ediyor. Bu emeklerin boşa gitmediğini görebiliyoruz. AKP bunlardan kaynaklı Kürt kadınlardan ve mücadelelerinden korkuyor. 

‘DTK’NİN ÇALIŞMALARI ALENİ VE AÇIKTIR’

Son birkaç yıldır Kürt siyaseti ve özellikle DTK ciddi biçimde terörize edilmeye çalışılıyor. Siz DTK’nin de eş başkanı olarak nasıl değerlendiriyorsunuz bunu?

DTK 2007 yılından bu yana bütün Kürt sorununun demokratik çözümü ve aslında tüm sorunlara çözüm getirmeye çalışan bir kurumdur. AKP iktidarı 16 yıllık süreçte DTK’nin hiçbir illegal faaliyet yürütmediğini, çok saygın bir kurum olduğunu, halk tarafından kabul gördüğünü çok iyi biliyor. Bundan dolayı dönemin AKP’li Meclis Başkanı Cemil Çiçek, DTK’yi anayasa komisyonuna resmi olarak davet etmiştir. AKP’li Yasin Aktay, DTK’nin çeşitli sempozyumlarına, panellerine, çalıştaylarına katılmıştır. Daha birçok aydın, yazar, sanatçı, gazeteci DTK’nin çalışmalarına katılmışlardır. DTK’de Alevi, Sünni, Ermeni, Keldani, Süryani, Êzidî halklarının ve inançlarının ortak kongresidir. Dolayısıyla DTK herhangi gizli saklı bir çalışma yürütmemiştir. Yaptığı tüm çalışmalar açık ve alenidir. Ancak gelinen aşamada AKP’nin hedefi olmuştur. AKP Kürt siyasetini demokratik zeminden tamamen tasfiye etmeye çalışıyor. DTK’ye bu kadar yönelmenin başka bir açıklaması olamaz. 

‘KAYYIM POLİTİKASI KÜRT HALKINI TANIMAMAKTIR’

Yerel seçimler yaklaşıyor, bir yandan ittifak tartışmaları sürerken diğer taraftan hala DBP belediyeleri kayyım yönetimi altında. Bu koşullarda gelecek seçimi nasıl değerlendirirsiniz?

Biz 1999’da 37 merkezde yerel seçimleri kazanarak belediyeciliğe başladık. O zaman belli bir amatörlük olsa da 2004 seçimlerinde daha profesyonel bir çalışmayla 56 belediyede seçimi kazandık. Ve artık halkımız da bizden daha çok hizmet bekleyen bir noktadaydı. Belediyecilik deneyimimiz boyunca önemli başarılarımızla beraber halkımıza karşı eksiklik ve yetersizliklerimiz de oldu. Bu fedakâr halkın doğru temelde temsilcisi olmak hiç de kolay değildir. Bu güne gelince yüzde 80-90’lara varan oy aldığımız yerlere dahi AKP, kayyımlar atadı. Kayyım politikasını allayıp pullayıp ‘Bakın size hizmet getirdik!’ demek Kürt halkını hiç tanımamaktır. Halkımız kendisini temsil etmeyen, belli bir zümreye hizmet eden anlayışa karşı elbette kendi iradesine sahip çıkacaktır. Sen hem Kürtçe tabelaları indireceksin, Kürtlerin değerlerini alaşağı edeceksin hem de benim Kürt kardeşim diyeceksin. Bu en hafif tabiriyle riyakârlıktır.

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Kasım 2018 12:43
www.evrensel.net