07 Nisan 2011 14:22

Ermeni fotoğrafçıların gözüyle İstanbul

İstanbul’un 150 yıllık geçmişine tanıklık Ermeni fotoğrafçıların eserleri, “Kez Gı Sirem İstanbul/Seni Seviyorum İstanbul” sergisinde bir araya gelecek.14 Nisanda Beyoğlu’ndaki Balık Pazarı Üç Horan Ermeni Kilisesi Naregyan Salonu’nda açılacak sergide 100’ü aşkın fotoğraf yer alacak. Engin Öze

Ermeni fotoğrafçıların gözüyle İstanbul

Fotoğraf: Emrah Yorulmaz/AA

Paylaş

14 Nisanda Beyoğlu’ndaki Balık Pazarı Üç Horan Ermeni Kilisesi Naregyan Salonu’nda açılacak sergide 100’ü aşkın fotoğraf yer alacak. Engin Özendes’in küratörlüğünü yaptığı “Seni Seviyorum İstanbul”, üç farklı dönemi temel alarak Ermeni fotoğrafçıların gözünden değişen İstanbul’u yansıtıyor.

Sergide, fotoğrafın ilk yıllarını, stüdyoları ile bu döneme damgasını vuran Abdullah Biraderler, Pascal Sebah (Sebah&Joaillier), Mihran İranyan, Aşil Samancı (Ateliers Apollon) ve Boğos Tarkulyan (Photographie Phebus) temsil ediyor.

Ara Güler, sergide ağırlıklı yer tutuyor ve başlı başına bir ekol sıfatıyla bugüne köprü kuruyor. Günümüz kuşağı bölümünde ise değişik türlerde fotoğraf çalışmalarını Türkiye’de, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde, ABD ve Kanada’da sürdüren, Türkiye doğumlu Fotoğraf Sanatçıları Ani Çelik Arevyan, Garbis Özatay, Garo Miloşyan, Manuel Çıtak, Sarkis Baharoğlu, Silva Bingaz, Vasgen Değirmentaş ve Yaşar Saraçoğlu yer alıyor.

Bir yandan fotoğrafın diliyle İstanbul’u anlatan sergi, kentin çarpıcı güzelliğini, karmaşık ve gizemli ruhunu ortaya koyarken, bir yandan da tarihsel süreçte değişen fotoğraf anlayışlarını yansıtıyor.

‘FOTOĞRAFÇILIK ERMENİLERİN TEKELİNDEYDİ’

Küratör Engin Özendes, 19. yüzyılda, Diyarbakır, Sivas, Trabzon, Elazığ yörelerinde ve İstanbul’da, daha çok kuyumculuk, eczacılık ve kimyagerlikle uğraşan Ermenilerin, fotoğrafçılığı adeta tekel haline getirdiklerini belirtti.

İlk keşfedildiği yıllarda, fotoğrafçıların tüm fotoğraf kimyasını bizzat hazırlamak durumunda olduklarından fotoğraf sanatının fazlaca kimya bilgisi gerektirdiğini ifade eden Özendes, Ermenilerin karakteristik mesleklerinin, bu alana geçmelerini fazlasıyla kolaylaştırdığını kaydetti.

İmparatorluğun çeşitli bölgelerinde yaşayan ve İstanbul’a meslek öğrenmeye gönderilen gençlerin, birbiri ardına açılan Ermeni fotoğrafhanelerinde çıraklık yapmaya başladığını aktaran Özendes, özellikle Abdullah Biraderler’in stüdyosunda pek çok fotoğrafçının yetiştiğini aktardı. (KÜLTÜR SERVİSİ)

ÖNCEKİ HABER

'Hayata Dönüş' katliamı Cannes’da

SONRAKİ HABER

Dink davasının 84. duruşmasında tanıklar dinlendi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa