Liman işçisi ek zam istiyor

Fotoğraf: Evrensel

Liman işçisi ek zam istiyor

İğneden ipliğe art arda gelen zamlarla geçinemediklerini söyleyen İstanbul’daki liman işçileri 'Ücretlerimizin iyileştirilmesini istiyoruz' diyor.

Türkiye’de liman sektörü dendiğinde ilk akla gelen yerlerin başında Ambarlı Limanı yer alır. 1980’li yılların başında İstanbul Zeytinburnu’nda faaliyet sürdüren liman, 1989 yılında Ambarlı’ya taşınır. Eski adıyla Kumcular (Kumport) olarak bilinen liman da bugün 5000’in üzerinde işçi çalışıyor. Kumport, Marport, Mardaş, Akcansa, Arpaş gibi firmaların faaliyet gösterdiği liman da taşeron olarak çalışan birçok firma bulunuyor.

Konteynır taşımacılığında önemli bir yer tutan Ambarlı Limanında “İşçinin derdi nedir?” diye muhabbet açıldığında ana gündem ekonomi oluyor haliyle. Söz ekonomiden açılınca da satır aralarına gizlenmiş olan “Ne olacak bu memleketin hali” sorusu gizlendiği yerden orta yere çıkıyor. Bol tahminli ve yorumlu olsa da muhabbetler esasında ileriye umutla bakma konusunda kaygılar öne çıkıyor. “Liman işçisinin talebi ne?” diye sorduğumuzda, her kesimden işçinin ilk birleştiği nokta ek zam oluyor. Zira Evyap Limanında çalışanlara ek zam yapması kulaktan kulağa yayılmış durumda. Bu konuyla ilgili haber ve yorumlar sosyal medya üzerinden “Biz de isteriz” denilerek sıkça paylaşılıyor.

Marport Limanında çalışan bir vinç operatörü arkadaşımızla bu konuyu konuşuyoruz. Başlıyor anlatmaya: “Bak kardeş burada en yüksek ücret alanlardan biri benim ve benim gibi operatör olanlar. Allah’a şükür bugünün şartlarında iyi ücret alıyoruz. Ama ona rağmen bu hayat pahalılığında geçinemiyoruz. Bu limanda geçen sene en baba zam alan yüzde 15 aldı. Şimdi bu zamdan eser kalmadı, her şey pahalı ve ücretler eridi gitti. Bu limana dön bak borçsuz olan insan çok azdır. İnsanlar bir gediği kapayamadan bir başka gedik açılıyor, onun için diyoruz maaşlar iyileştirilmeli. Limanlar sonuçta dolar ve avro ile çalışıyor kayıpları yok. Kârları güzel. O zaman işçinin de derdine derman olacaksın.”

 “Ya limandan işçi çıkarmalar olursa?” Bu soruya genel olarak toplu işten çıkarmaların olmayacağı yönünde yanıt veriyorlar. Limanda 15 yıldır puantörlük yapan bir işçi arkadaşımızın değerlendirmeleri şöyle: “İşlerde kısmi düşüş olsa da halen birçok liman eksik elemanla çalışıyor, ben çok fazla adam atma işinin olacağını düşünmüyorum. Bundan kötüsü olsa diyelim en fazla emekli olan, çıkmak isteyenler falan gider. Çoğu arkadaş da böyle düşünüyor.” Ama yine de bir soru işareti kafamızın bir köşesinde duruyor.

ÖRGÜTLENMEZSEK NE ÜCRETİ NE İŞİ KORUYABİLİRİZ

Ve elbet de çalışma şartları limancılar için oldukça ağır. Ambarlı limanın son 5 yılını ele alsanız yüzlerce iş kazasının kayıtlarıyla karşılaşırsınız. Kimi ölümlü, kimi sakatlanmayla sonuçlanmış kazalar. Ve herkesin muzdarip olduğu bel ve boyun fıtıkları. “Tüm bu koşulların iyileşmesi için, ek zam almak için işçi ne yapmalı?” diye sorduğumuzda “Sendika olsa iyi olur ama bu limanda zor” diyorlar. Nedeni ise limanda daha önce yaşanan ve patronların yasaları da çiğneyerek işçilerin sendikalaşma mücadelesini bastırdığı olumsuz deneyimler. Buna rağmen Liman-İş’e üye işçi sayısı azımsanmayacak düzeyde. Ve geçmişte yaşananlardan ders çıkaran öncü bir işçi kuşağı da yetişiyor bir yandan.

Liman-İş Sendikasının üyesi olan işçiler “Başı sıkışan sendikaya geliyor, aslında herkesin bir ayağı sendikada, patronlar insanları engellemek için her şeyi yaptılar adam satın almalar, insanları işleri ile tehdit etmeler, rüşvet teklif etmeler. Ne yaparlarsa yapsınlar onlardan korkmayan ve sendikasından istifa etmeyen yüzlerce işçi var bu limanda. Biz üye olmayan arkadaşlara diyoruz ki sendika bizim evimizdir ve sendikalı olmak bizim güvencemizdir. Hem işimiz garanti olsun, hem ekmek büyüsün istiyorsak o zaman tek çare sendikalaşmaktır.”

LİMANIN ‘ASİ ÇOCUKLARI’

“Limanın en asi kesimi kim?” derseniz limancılığı bilenler size mafi operatörlerini gösterir. Bir çeşit TIR diyelim biz mafiye. Mafi operatörleri mesleklerini bir silah gibi görür, en ufak gerilimde iş değiştirmeyi, bırakıp gitmeyi düşünür. İstediği zammı alamayan, işi çıkmışsa gerektiği kadar izin alamayan “asi çocuklar”, gerekirse postayı koyar, çünkü piyasada iş bulma imkanlarının çok olduğunu düşünürler. Yaşanan ekonomik gelişmeler limanların asi çocuklarını da biraz dindirmiş. Bir mafi operatörü arkadaşımız gerekçelerini şöyle anlatıyor: “Şimdi ben piyasa şoförlüğünden geldim, limanda daha önce de çalışıyordum, çıktım tekrar geldim. Şimdi biz aslında operatörüz ama diğerlerine göre az ücret alıyoruz. Piyasa daha yüksek veriyor ama diyoruz ki burası düzenli, saati belli falan. Ha para yetmiyor mu isteyen gider orada çalışır. Şimdi bunu eskisi gibi diyemiyoruz çünkü önümüzü göremiyoruz. Eskiden çok rahat diyordum bana her türü iş var diye ama şimdi gözüm kesmiyor. Bir yandan aklım diyor ki ‘Lan bu sektöre bir şey olmaz’ bir yanda da duyduklarımıza bakınca ‘Otur oturduğun yerde’ diyorum. Yani ekonomideki bozukluk korkutuyor bizi. Bir de Evyap ek zam yapmış bize de yapılsın işimize bakalım diyoruz.”

SERT TEPKİLER BİRLİKTE TARTIŞMAYI ENGELLİYOR

“Yaşananlar ekonomik kriz mi yoksa Türkiye ekonomisine açılan savaşın sonuçları mı?” Bu sorulara “dış güçlerin oyunu”, “manipülasyon”, “fırsatçıların işi” diye yanıt veren işçiler bugünlerde biraz daha temkinli. Örneğin McKinsey meselesinde işçiler, “Bu nasıl bir iş ABD’li şirket niye bizim ekonomimizi denetliyor?” sorularını çok soruyor. McKinsey anlaşmasının olmayacağının söylenmesinden sonra ise “Reis işini bilir”, “Bak Reis izin vermedi” dense de meselenin kendisinden pek hoşnut değiller. Bunun sonucu olarak da birkaç ay önce “Dolarını da Iphone’unu da”, “Tillahı gelse karşısında bizi bulur” diyenler şimdilerde olup bitenlere daha temkinli yaklaşıyor. Ve tabi Rahip Brunson meselesi de biraz can sıkmış durumda. Emeklilik tartışmaları, geçim sorunu derken yüksek perdeden iktidar savunusu yapan işçiler bugünlerde, muhalefet kesimine sert tepki vermek yerine daha fazla anlamaya çalışıyor, hatta yer yer iktidara tepki gösteriyor.

Sol sosyal demokrat işçiler başta olmak üzere muhalefet partilerini destekleyen işçiler ise “Daha beter olalım”, “Bunlar anlamaz” diyerek tartışmaları öfkeyle sürdürüyor. İktidardan yana tercih yapan arkadaşlarımıza “Sizin eseriniz o zaman çekin” der noktadalar. Bu tür tepkiler geleceğe dönük kaygıların bir arada tartışılmasına çoğu zaman engel oluyor.


LİMAN-İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI ÖNDER AVCI: ÖRGÜTLÜ OLURSAK KRİZİN BİZE YIKILMASINI ENGELLEYEBİLİRİZ

Kriz koşulları ve işçilerin içinde bulunduğu duruma ilişkin Liman-iş Sendikası Genel Başkanı Önder Avcı ile görüştük. Sorularımızı yanıtlayan Avcı, örgütlülüğün önemine dikkat çekti. Avcı işçilerin ancak örgütlü olarak hareket etmesi halinde bu dönem artan hak gasplarını ve işten atmaları engelleyebileceğini söyledi.

Yaşanan ekonomik gelişmeler gerekçe gösterilerek birçok firmada işçiler işten çıkarılıyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Krizin faturasının yine işçilere kesildiği bir dönemden geçiyoruz. Pek çok büyük firma konkordato ilan etti, birçoğu da küçülme adı altında, bazen de yaşanan krizi fırsata çevirme çabasıyla öncelikli olarak “işçileri” işten çıkarıyor. Enflasyonun, tarihin en yüksek rakamlarını gördüğü şu zamanlarda işçi kardeşlerimizin işlerinden olması sistemin acımasızlığından başka bir şey değil. Burada yapılacak olan yine örgütlü olmaktır. Örgütlü bir işyerinde, sendikanın varlığının kabul edildiği bir işyerinde işverenin, bu bahanelerle işçiyi işten çıkarmak, en son düşüneceği şeydir. Bu nedenle en çok bu dönemde birlikte olmaya örgütlenmeye ihtiyaç vardır. 

Kriz örgütlü olduğunuz liman sektöründeki işçileri nasıl etkiliyor?

Bu krizin, önümüzdeki zamanlarda liman sektörde bugün ortaya çıkandan çok daha büyük etkileri olacağını öngörmek zor değil.

İşçilere etkisine geldiğimizde, örgütlü olduğumuz limanlarda halihazırda toplu iş sözleşmelerimiz mevcut. O nedenle elbette ki haklarımız koruma altında. Ancak artan enflasyon ve döviz kurundaki yükselme herkeste olduğu gibi liman sektöründe çalışan işçiler için de alım gücü konusunda olumsuz bir etki yaratmakta. Sendikanın toplu iş sözleşmesi için yetki almadığı limanlar için ise işçiler her zaman öncelikli risk grubundalar. Bu nedenle üyelerimizin hak gaspı yaşamaması ve ücretlerinin erozyona uğramaması için mücadele ediyoruz. Sorun yine gelip örgütlü olup olmamaya dayanıyor, eğer örgütlüysek patronların krizin yükünü biz işçilere yıkma çabalarını boşa çıkarabiliriz, değilsek bu süreçten sadece biz işçiler zarar görürüz. 

Örgütlenme için neler yapacaksınız?

Örgütlenme süreçlerimize hızlı bir şekilde devam ediyoruz. Örgütlenme sürecini tamamladığımız pek çok limanda işverenler, özellikle kriz döneminde daha rahat hareket edebilmek için çeşitli itirazlar, hileler ve baskılarla masaya oturma sürecini uzatmaya çalışıyor. Ancak her türlü süreçte tüm gücümüzle mücadele halindeyiz, bu mücadelemize de ailemiz büyüdükçe daha güçlü olarak devam edeceğiz. Özellikle limanlarda örgütlü tek sendika durumundayız. Türkiye’de örgütsüz tek bir liman işçisi kalmayana kadar da çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Yine sendikamızın depo ve tersane işçileri içerisinde de örgütlenme çalışmaları sürdürmektedir. Sendikamızın bütün olanakları örgütlü ve örgütsüz işçilerin hizmetindedir bu yaklaşımla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Kendi olanaklarımızın dışında uluslararası üst kuruluşlarımızla da projeleri sürdürüyoruz. Ulusal olarak destek ve dayanışmalarımız sürerken uluslararası olarak da federasyonlarımız ITF (Uluslar arası Taşımacılık İşçiler Sendikası) ve ETF (Avrupa Taşımacılık İşçileri Sendikası) ile sürekli olarak iletişim halindeyiz. Birlikte eğitime, örgütlenmeye yönelik projeler gerçekleştiriyor, kampanyalara destek veriyoruz.

Günümüzde sendikalara düşen görevler nelerdir, ortak bir mücadele zemini nasıl yaratılır ve sendikanızın konu ile ilgili çalışmaları nelerdir?

Sendikalar bireysel çıkarlarla beslenen yapılar kesinlikle değildir, olmalarına da izin verilmemelidir. Sendikaların özü birliktelikten gelir. Zaten bu nedenledir ki nicel olarak büyüdükçe nitel olarak da verimliliği, gücü artar. Ancak bireysel çıkarların peşine düşülmeye başlandığı takdirde o sendika yok olmaya mahkumdur. Burada önemli olan, böyle bir sendikanın bencil tavırlarla, sadece kendisine ve üyelerine değil tüm işçi hareketine büyük zarar vereceğini bilmektir. Bu nedenledir ki ortak mücadele öncelikle her alanda birliktelik bilincinin özümsenmesiyle yaratılabilir.

Sendikalar rekabetçi tutumu bir yana bırakmalı ve başta örgütlenmenin önündeki engeller olmak üzere kriz ve sonuçlarının işçilere yansıması, kıdem tazminatı gibi can alıcı konularda ortak bir mücadele zemini yaratılmalıdır. Bu konuda konfederasyonlar harekete geçmeli ve ortak bir mücadele zemini yaratılmalıdır.

Son olarak 3. havalimanı işçilerinin tutuklanması ile ilgi neler söylersiniz?

Hiçbir hak mücadelesi tutuklamak için sebep değildir, olmamalıdır. Dile getirilen talepler insani koşullarda çalışmaya yöneliktir. Ne bu hakkı arayan, dile getiren işçilere ne de bu işçilere desteklerini gösterenlere yönelik kötü muameleler ve tutuklamalar kabul edilemez. Havalimanı işçileri ve tutuklu tüm sendikacılar serbest bırakılmalıdır.

* Bu haber Ambarlı Liman işçileri tarafından hazırlanmıştır

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Kasım 2018 02:53
www.evrensel.net