Buldan: Kendisine emeklilik kıyağı yapıyor, vatandaşa gelince yok

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin grup toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin grup toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi.

'KENDİSİNE EMEKLİLİK KIYAĞI YAPIYOR, VATANDAŞA GELİNCE YOK'

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldani partisinin grup toplantısında, 2019 bütçesi üzerine konuştu. Buldan, “Bütçe süresi, özellikle AKP’li bakanların ‘Halk nasıl soyulur’ diye düşündüğü bir süreç. Bütçeden Erdoğan’a dev bir zam çıktı. Halk kriz içerisinde iken Cumhurbaşkanı’nın maaşı yüzde 26 zamla 75 bin TL’ye çıkarıldı. Dünyada neredeyse bu kadar yüksek maaş alan lider yok. Recep Bey kendine kıyak geçmiş. Bir tarafta çocuğuna okul forması alamadığı için intihar eden bir baba varken bu büyük uçurum bu rejimin gerçek yüzünün göstergesidir” dedi.

‘BU PARALAR KİMİN CEBİNDEN ÇIKIYOR?’

Sayıştay raporlarını hatırlatan Buldan, “Devletin hazinesine geçmesi gereken paralar buhar olmuş. Türkiye Muhasebe Standartları raporuna göre ülkenin kaynaklarına resmen vurgun yapılmış. Eski para ile 1.2 katrilyon buhar olmuş. Sayıştay’ın çoğu sorusuna bu raporlarda cevap verilmemiş. Peki bu paralar kimin cebinden çıkıyor?” İşçinin, emekçinin, pazarcının, esnafın, kadınların cebinden çıkıyor. Bir tarafta halka ‘tasarruf yap’ diyor, bir tarafta 75 bin lira maaş alıyor” dedi.

EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILANLAR

Emeklilikte yaşa takılanlar tartışmalarına da değinen Buldan, “AKP-MHP ittifakı halk karşıtıdır. Emeklilik bekleyen milyonlar yaşa değil, AKP-MHP engeline takılmışlardır. Ana sütü gibi helal olan bu hakkı AKP-MHP ittifakının kirli emellerine kurban etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı. 

Pervin Buldan'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

■ Şimdilerde hâlâ ırkçı bir andın tartışması yürütülüyor. Bu, tekçi ve dayatmacı bir zihniyetin ürünüdür. Fakat faşizm oldukça direniş de var oldu. Bizi yok edemediler. Onlar tek kimliğe bizleri sıkıştırdıkça biz, çokuz ve çok kimlikliyiz dedik. Bizi yok sayan anlayış, eski otomobiller gibi 1930'larda kaldı.

■ Tecritle halkların barış umudu esaret altına alınırken kayyımla da iradeleri yok sayılmaktadır. Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında görevlendirilen umumi müfettişlerin yerini bugün kayyımlar almıştır. Kürtçe parkların, bahçelerin isimleri Türkleştirildi. Ancak bu kayyımlara ve AKP iktidarına sandıkta öyle bir Kürt sillesi vuracağız ki felekleri şaşacak.

■ Kimse AKP-MHP ittifakında bir sorun varmış gibi düşünmesin. Erdoğan anda karşı gibi görünüyor ama tek millet diyen de kendisidir. MHP ile sürtüşmelerinin sebebi rant kavgasıdır. Erdoğan yurt dışına gittiğinde oralardaki Türklere 'kimliğinize sahip çıkın' diyor ama tek kimlik, tek millet diye diye tekliyor.

■ Saray'ın Milli Eğitim Bakanı, 'Hem Arapça hem de Türkçe bilen öğretmenlere ihtiyacımız var' diyor ama bu ülkenin çocukları Kürtçe de öğrenecekler. Neden ayrımcılık yapılıyor? Kalkmışlar evrensel eğitimden bahsediyorlar.

■ 709 haftadır kayıplarını arayan Cumartesi Anneleri bu ülkenin gerçekliğidir. Devlet, son 3 yıldır çatışmalarda hayatını kaybedenlerin cenazelerini ailelerine teslim etmiyor. Bu süreç aileler için işkenceye dönüşmüştür. 'DNA sonuçları açıklanmadı' gerekçesiyle aileler oyalanmaktadır. 

■ Erdoğan, günlerdir Kaşıkçı cinayeti üzerinden dünyaya caka satmaktadır ama Türkiyeli gazetecilerin kim tarafından öldürüldüğü hâlâ bilinmemektedir. Cesaretiniz varsa derin devletin arşivlerini açarsınız.

■ Suriye'de yaşananlar ortadadır. Orada halkların geliştirmeye çalıştığı barış süreci baltalanmak istiyor, 'Yurtta barış, dünyada barış' sözü sadece duvarlarda kalmaktadır. Burada Erdoğan'ın amacı Suriye'de savaşı ve çözümsüzlüğü derinleştirmektir. Erdoğan rejimi Suriye'de çözümün değil sorunun parçasıdır. Haftasonu yapılan zirvenin adı da çözümsüzlük zirvesidir. Eğer Rojava'da Kürtlerin direnişi olmasaydı IŞİD her yerde at koşturuyor olacaktı. IŞİD, 1 Kasım seçim sonuçlarının AKP lehine yarayacak kadar etkin bir noktaya geldiğini bir kez daha göstermiştir. AKP, takındığı düşmanca tutum ile kendisini IŞİD ile aynı tarafta konumlandırmıştır. 

■ Tüm bu krizlerden tek bir çıkış yolu vardır, o da cumhuriyetin demokratikleştirilmesidir. Herkesi içine alan demokratik ve sivil bir anayasa oluşturulmasıdır. Demokratik, özerk yerel yönetimlerdir, silahların susmasıdır. Bağımsız yargının tahsis edilmesidir. Bu ülke er ya da geç demokratik cumhuriyete kavuşacaktır. HDP varsa umut vardır, mücadele vardır. (HABER MERKEZİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 30 Ekim 2018 15:50
www.evrensel.net