İşten atılmayan da kriz var denilerek sindiriliyor

Fotoğraf: Pixabay

İşten atılmayan da kriz var denilerek sindiriliyor

Krizi fırsata çeviren patronlar, krizi işçiye karşı sürekli koz olarak kullanıyor.

Ebru YİĞİT

Kocaeli

Türkiye sanayisinin merkez üslerinden olan Kocaeli’de otomotiv fabrikalarında yaşanan duruşlar, işçilerin temel gündemlerinden birini oluşturuyor. Geçen yılın ilk 9 aylık dönemine göre araç üretiminde yüzde onluk bir gerileme olsa da ihraç edilen taşıtlarda yüzde 5 oranında bir artış gerçekleşmiş. İhracat ile iç piyasada yaşanan daralmayı dengede tutmaya çalışan şirketler krizin bedelini işçilere ödetme konusunda herhangi bir tereddüt yaşamadığını gösteriyor. Ekonomik krizden kendi paylarına nelerin düştüğünü sorduğumuz metal işçilerinin anlattıkları ise yaşananların insanları nasıl bir darboğaza sürüklediğini gösteriyor.

İşten atılma endişesi taşıdıkları için isim vermeyen işçilerden, DSC işçisi A. fabrikasında krizin etkilerini şöyle anlatıyor: “Koşullar ağır, asgari ücret ile çalışmak bu memlekette açlık sınırının altında yaşamak demek. Krizle birlikte amirlerin üzerimizdeki baskısı da gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Geçenlerde yemeğe çıkmadan önce tuvaletlerin kapısının kilitlendiğini gördük, sebebini sorunca da yemeğe çıkmadan önce herkes işi erken bırakıp tuvaletlere gidiyor bu da verimi düşürüyor dediler. Bunu duyunca hepimiz sinirlendik ama ne yaparsın ibret-i alem olsun diye ortalık yere tuvaletini yapmak var ama işte olmuyor, mecburuz çalışmak zorundayız. Artık insan olmaktan utanır hale getiriyorlar bizi birazcık da sesini çıkarırsan amirden önce arkadaşların uyarıyor, sus ekmeğinden olursun.”

Liman işçisi B. “Bu ay sonuna gelindiğinde taşeron firmanın, asıl işverenin maaşları ödememesi üzerine sözleşmeyi fesih ettiğini öğrendik. Bizlere de ‘İsteyen olursa ana firma da işe başlayabilir’ denildi. Ana firmanın taşeron firmaya göre koşullarının daha iyi olması gerekirken kriz var diyerek maaşlarımızın neredeyse bin lira altına, asgari ücretle çalışmayı kabul ettirmek istiyorlar. Ben henüz böyle bir karar vermesem de birçok arkadaşım işsiz kalma ve krizden dolayı iş bulamama korkusundan kabul etti” dedi.

ZARAR ETMEYEN DE FAYDALANIYOR

Kalibre boru işçisi C, “Bizim fabrikamız ihracatla çalışıyor. Döviz artışıyla birlikte işçi maliyetleri ucuzladığı için işten çıkarmalar gerçekleşmiyor. Fakat krizin kullanılması diye bir şey var. Fabrikada yer değiştirmeler bu dönem daha sıklıkla yaşanıyor. Rapor alanlar özellikle izinden döndüklerinde amirler tarafından yeni yerlerinde çalıştırılıyorlar. Bu da herbirimiz üzerinde baskı yaratıyor. Patronun zarar etmediği krizden nasıl faydalandığını görüyoruz.”

ANA SANAYİ YAN SANAYİYİ DİREKT ETKİLİYOR

Hyundai fabrikasında çalışan işçiler de kriz nedeniyle bir hafta duruş gerçekleşeceği bilgisini veriyor. Kriz yokken sıkıntılarını daha rahat söylerken şu anda sıkıntılarını dile getirmekten çekindiklerini dile getiren işçiler, ‘Aman ha kriz var’ söyleminin yaygın olduğunu belirtiyor. Duruş süresinin yıllık izinlerden kesileceğini söyleyen işçiler, izni olmayanların ise eksiye düşürülüp sonrasında mağdur edilmesinden endişe duyduklarını belirtiyorlar.

Ana sanayide yaşanan duruşlar bu fabrikalara üretim yapan yan sanayileri de doğrudan etkiliyor.

Hyundai’ye üretim yapan Howon fabrikasının, Hyundai’da yaşanacak duruşa karşılık kasım ayında bir hafta duracağını belirten İşçi F şunları anlatıyor: “Yaşanan duruş kriz nedeniyle olacaktır diye söylüyorlar fakat krizi bahane olarak da kullanabiliyorlar. Enflasyon zammının maaşlara yansıması gerekirken henüz yansımadı. Temel ihtiyaçların hepsine zam gelirken bizim maaşlara kriz nedeniyle zam gelmez ise az olan maaşımız tümü ile eriyecek. Kasım ayında yapılacak duruş yıllık izinlerden düşürülecek. Yıllık izni olmayanlar eksiye düşecek. Ekside olanlar da yazın izne çıkarıldığımızda sen çıkma gel çalış diyecekler. Biz her koşulda mağdur edilmiş olacağız.”

ANLAŞMALI ÇIKIŞLAR DA YOĞUN

Çelik Halat işçisi D. ise fabrikada kriz nedeniyle duruş yaşanmasa da üretimde yaşanan düşüşlerin sıkıntısını kendilerinin çektiğini dile getiriyor: “Fabrikada makine arızalarında yaşanan duruşları en aza indirerek verimliliği yükseltmemiz gerektiğini söylüyorlar fakat bunu söylerken de bu fabrikada eskiden 20-30 kişi ile yaptığımız işleri artık 200-300 kişiyle yapıyoruz diyerek bizleri psikolojik olarak etkilemeye çalışıyorlar. Bizleri kendimize fazlalık gibi hissettirmeye çalışıyorlar.”

Görüştüğümüz işçilerin çoğu metal iş kolunda çalışan işçiler olmakla birlikte, hepsinin bu dönemde işçilerin daha ağır bir baskı altında tutulduğu noktasında aynı fikirde olduğunu anlıyoruz. Bu duruma ses çıkaran, hakkını aramak isteyen işçilere karşı ise ya kendi işçi arkadaşlarından müdahalede oluyor ya da bu işçiler hakkında fabrika yönetimlerinin, savunmalarını alarak tutanak tuttuklarını söylüyorlar. Yine bu dönemde kıdem tazminatlarını vermek suretiyle anlaşmalı çıkışlarda bir artış olduğunu belirtiyorlar.

www.evrensel.net