28 Ekim 2018 03:40

Kuralları patron koyuyor, ölen işçiler suçlanıyor!

Aliağa Kocaer Haddecilik’teki iş cinayetinde yaşamını yitiren Serhat Çetin, 1 aylık işçi olmasına rağmen bilirkişi tarafından 'asli kusurlu' bulundu.

Fotoğraf: Pixabay

Paylaş

Eren SARAN
Dilek OMAKLILAR
İzmir

Aliağa’daki Kocaer Haddecilik’te 2017 yılında gerçekleşen iş cinayetinde Serhat Çetin isimli işçinin hayatını kaybetmesi üzerine açılan ceza davada işçi Çetin’in bilirkişi tarafından ‘asli kusurlu’ gösterilmesi patronların cezasızlık zırhıyla korunduğu hukuk sistemini bir kez daha gündeme getirdi.

1 AYLIK İŞÇİ ‘ASLİ KUSURLU’

İzmir’in Aliağa ilçesinde faaliyet gösteren Kocaer Haddecilik fabrikasının doğrultma bölümünde çalışan 33 yaşındaki işçi Serhat Çetin, doğrultmadan çıkan parçanın saplanması üzerine ağır yaralanmış, yaralı işçi götürüldüğü hastanede yaşamını yitirmişti. Bilirkişi raporunda ise işyerinde fiilen yaklaşık 1 ay çalışmasına rağmen Serhat Çetin’e de ‘asli kusur’ verildi. Raporda, önlem almayan patron yerine alınması gereken tedbirleri bildirmediği ve kanuni hakkı olan işten kaçınma hakkını kullanmayıp işe devam ettiği iddiasıyla iş cinayetine kurban giden Serhat Çetin ‘asli kusur’lu gösterildi.

İŞTEN KAÇINMA HAKKI ‘VAR AMA YOK’

İşyerinde 1 aydır çalışan Serhat Çetin ‘kanuni hakkı olan işten kaçınma hakkını’ kullanabilir miydi? İşçi ailesinin avukatı Özgür Metin şöyle yanıtladı: “Çalışmaktan kaçınma hakkı 6331 Sayılı Kanunu’nun 13. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre ciddi ve yakın bir tehlike ile karşı karşıya kalan işçi öncelikle bu durumu işverene bildirecek ve gerekli önlemlerin alınmasını talep edecek, işveren de işçinin bu talebini haklı görürse, işçi işveren tedbir alana kadar çalışmaktan kaçınma hakkına sahip olacaktır. Ancak bu hükmün sendikasız işyerlerinde uygulanabilme olanağı yok. İşverenlerin herhangi bir gerekçe dahi belirtmeye gerek duymadan işçi çıkarabilmelerinin hukuken mümkün olduğu ülkemizde bir işçi iş güvenliği önlemlerini almadığı için çalışma hakkından kaçındığı takdirde işten çıkarılma olasılığının oldukça yüksek olduğunun farkında. Ayrıca madde metnine bakıldığında çalışmaktan kaçınma hakkının -önlenemez durumlar hariç- sadece işverenin işçinin talebini kabul etmesine bağlandığı görülmekte. Yani işveren işçinin iş güvenliği önlemi alınması talebini kabul etmezse işçinin çalışmaktan kaçınma hakkı yok. Bu durumda sadece işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatı talep etme hakkı var. Bir işçinin işsiz kalma korkusuyla bu hakkı kullanmaktansa,  güvenlik önlemi alınmayan işyerinde çalışmaya devam etme yönünde bir tutum sergilemesi yüksek ihtimal.”

YASA UYGULANABİLİR Mİ?

Yasada kullanılan ‘ciddi ve yakın tehlike’ kavramlarının soyut kavramlar olduğunu belirten Metin, “Hangi durumlarda ciddi ve yakın tehlike olduğunun bir işçi tarafından tespit edilmesinin beklenmesi gerçekçi değil. ‘Yakın ve ciddi tehlik’ oluşturmamakla birlikte yine de işçi sağlığı ve güvenliğine uygun olmayan durumlarda işçinin ne yapacağı kanunda yazmadığına göre kanun koyucunun böyle bir durumla karşı karşıya kalan işçiye işine devam etmesini söylediğini düşünmek mümkün. Yasanın bu maddesinin uygulanabilir olup olmadığını ülkenin toplumsal ve ekonomik gerçekleriyle birlikte değerlendirmenin doğru olacağını düşünüyorum. Bir işçiyle konuşurken ‘Yasaya göre iş güvenliği önlemleri alınmazsa çalışmama hakkına sahipsin’ dediğinizde size en hafifinden dudağında bir tebessümle bunun neden mümkün olmadığını bizden çok daha iyi açıklayacaktır” dedi.

‘MAHKEMELER İŞÇİYİ KORUMUYOR’

“İş hukukunun temel ilkelerinden biri işçinin korunması ilkesidir” diyen Metin, “Dava açan bütün işçilerin açtığı davaları kazandığı yönündeki yaygın görüş ise bir şehir efsanesinden ibaret. Toplu eylem hakkını kullandığı için işten çıkarılan  işçilerin açtıkları davaların büyük kısmının işçi aleyhine sonuçlandığını hatta bu işçilerin gözaltı ve tutuklama gibi uygulamalarla dahi karşılaştıklarını görüyoruz” şeklinde konuştu.

‘GERÇEK SORUMLULAR YARGILANMIYOR’

Örgütlü işletmelerde bile işçiler çalışmama hakkını kullanamazken örgütsüz işyeri olan Kocaer’de bu ne kadar mümkün olabilirdi? Avukat Özgür Metin, “Türkiye’de ve yaralanmalı ve ölümlü iş kazalarının sayıların artmasının en büyük sebebi sorumluların yargılanmaması ya da yargılansa dahi bu kişiler hakkında verilen cezaların yeterli olmamasıdır” ifadelerini kullandı.

İŞ CİNAYETİNDE CAN VEREN ‘KUSURLU’ ÇOK

İŞ cinayetinde can veren çok sayıda işçi ‘bilirkişiler’ tarafından kusurlu bulunmuştu:

- Esenyurt’taki Marmara Park AVM inşaatında 11 işçinin kaldıkları çadırda yanarak ölmesine ilişkin davada hazırlanan, ikinci bilirkişi raporunda ölen 11 işçi, çadırın girişine yanıcı sünger yatakları istifleyip tek giriş ve çıkışı kapatarak kendi ölümlerine neden oldukları gerekçesiyle olayda tali kusurlu bulundu.
- Gaziosmanpaşa Arnavutköy’de eldivensiz, eğitimsiz ve kontrol kalemsiz olduğu halde onarım için çıkarıldığı gerilim hattında elektrik akımına kapılan BEDAŞ’ta taşeron olarak çalışan Erkan Keleş tali kusurlu bulundu.
- Manisa Organize Sanayi Bölgesinde iş cinayetinde yaşamını yitiren 20 günlük işçi Hasan Songur tali kusurlu bulundu.
- Adana’da 2017 yılında iki kişilik vince 6 işçinin bindirildiği ve vincin yere çakılması sonucu 5 işçinin yaşamını yitirdiği iş cinayetinde işçiler ‘tali kusurlu’ gösterildi.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Çekya Devlet Başkanının Kaşıkçı açıklamasına RSF'den tepki

SONRAKİ HABER

Nedim Saban: Kuru gözyaşları dökmek yerine Kenter Tiyatrosuna sahip çıkılmalı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa