28 Ekim 2018 03:35

'Almanya’da güçlü bir sosyal hareket mümkün'

Doğa Dostları Derneği Genel Başkan Yardımcısı Uwe Hiksch, Almanya'daki sosyal hareketin durumu konusunda Evrensel'in sorularını yanıtladı.

Fotoğraf Uwe Hiksch blog sayfasından alınmıştır

Paylaş

Yücel ÖZDEMİR
Semra ÇELİK
Köln

Uzun yıllardır Almanya’daki toplumsal hareketin önemli aktörleri arasında yer alan, Berlin’deki büyük gösterilerin örgütlenmesinde yer alan, 1994-2002 yılları arasında da SPD ve PDS’te milletvekilliği yapan Doğa Dostları Derneği (NaturFreunde) Genel Başkan Yardımcısı Uwe Hiksch, ülkedeki sosyal hareketin durumu konusunda Evrensel'in sorularını yanıtladı.

Yazdan beri on binlerce insan ırkçılığı, Hambach Ormanı’nın yok edilmesini, yüksek kiraları, polis yasasındaki sertleştirmeyi protesto ediyor. Büyük “Unteilbar” eylemi süren bu hareketliliğin doruk noktasıydı. Siz yıllardan beri parlamento dışı hareketin içindesiniz. Bu gelişmeleri ve hareketin karakterini nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Büyük bir sevinçle, ırkçılığa karşı, mülteciler için güvenli kaçış yolları için ve artan çevre hareketini izliyorum. Buna rağmen sık sık protestocuların değişik hedefleri konusunda toplumsal bütünlük sağlanmasında eksiklikler olduğunu düşünüyorum. Unteilbar eylemiyle farklı farklı amaçları olan, farklı yelpazelerden gelen insanları toleranslı, ayrımcılıktan uzak bir toplum için sokağa çıkarmak mümkün oldu. Gelecek yıllarda buradan devam ederek ve şimdikinden fazla ortaklıklarımızı vurgulayarak hep birlikte dayanışmacı ve yan yana bir hareketi güçlendirmek zorundayız.

Şimdiki hareketi geçmişle karşılaştırdığımızda şimdikine en çok benzeyen dönem hangisi?
Barış hareketinin doruk noktasında 1980’lerde olduğu gibi şimdi de geniş yelpazeden insanlar hep birlikte sokağa çıkıyor. Bunu geçen yıllardaki TTIP karşıtı harekette, ırkçılık karşıtı harekette, AfD ve Nazilere karşı birçok eylemde, Unteilbar eyleminde ve yüksek kiralara karşı yapılan eylemlerde görüyoruz. Buna rağmen belirleyici bir farklılık var: 1980’li yıllarda insanlar bu hareketlerin içinde kapitalizme alternatif bir sistemle ilgili somut talepleriyle yer aldılar. Şimdiki eylemlerde bu sol ve antikapitalist unsur önemli ölçüde zayıfladı. Antikapitalist ve kapitalizmi eleştiren grupların bu görüşlerini birlik ve eylemlere taşıması görev olmaya devam ediyor.

FARKLI HAREKETLERİ GÖREREK HAREKET EDİLMELİ

Bugünkü hareketlere ve taleplerine bakarsak, bir taraftan bölünmüşlük, diğer taraftan çeşitlilik olduğunu görüyoruz. Bu hareketlerden güçlü bir hareketin çıkması mümkün mü?
Kesinlikle evet. Ancak şimdi öncekinden daha farklı hareketlerin olduğunu görerek hareket etmemiz gerektiğini düşünüyorum. 1970’li yıllarda da kadın, nükleer karşıtı, barış ve sendikal hareketler çok farklıydı. Bu farklılıklar şimdi de devam ediyor. NaturFreunde (Doğa Dostları) olarak birçok hareketle bağlantı içindeyiz ve sıklıkla aslında bu hareketlerin farklılıklarının pek de fazla olmadığını görüyoruz. Unteilbar eylemi, değişik hedefleri olan hareketlerden gelen insanların ortak hareket edebileceklerini gösterdi.

Bugün sokağa çıkanların çoğu gençler ve orta tabakaya mensup insanlar. İşçileri bu hareketin parçası haline getirmek nasıl sağlanabilir?
Çevre, barış politikası veya ‘Deniz Köprüsü’ (Seebrücke) eylemlerine iyi eğitim almış orta tabaka mensupları damgasını vuruyor. Ancak eş zamanlı olarak Ryanair, üretim sektörü, hastane ve bakım personelinin eylemleri de var. NaturFreunde ve DİDF gibi sol örgütlerin bu iki yelpazeye de bağlı kalarak karşılıklı anlayış ve dayanışmacı birlikteliğin sağlanması konusunda önemli bir fonksiyonları var. Sınıf politikasıyla ilgili taleplerle, yüksek kiralar ve yaşlılıkta yoksullukla mücadele vd. yeni toplumsal hareketler arasındaki bağlantı kurulduğunda işçilere erişmemiz şimdikinden daha iyi gerçekleşecektir.

SENDİKALARI TABANDAN ZORLAMALIYIZ

Sendikalar çekingen davranıyor. Bu durum daha ne kadar devam edebilir?
Neoliberal politikaların ilerlemesi nedeniyle sendikalar kendilerini sadece elde edilen hakların korunması ile sınırlandırıyorlar. Bu kendini çoğunlukla özelleştirme, ücretlerin aşağı çekilmesine karşı mücadele vb. şeklinde kendini gösteriyor. Bu zorlu mücadelelerinde sendikalar sosyal hareketlerden aktif destek almıyor. Böylece sendikaların iş yaşamı dışındaki sosyal mücadelelere aktif  katılacak gücü kalmıyor. Ancak çok sayıda sendika üyesi değişik sosyal hareketler içinde yer alarak örgütleme becerilerini ve politik taleplerini bu hareketler içine taşıyor. Sendika yöneticileri ise maalesef çoğunlukla ortalıkta gözükmüyor. Biz sendika üyeleri olarak mücadeleci sendikalar için çaba harcayıp sendikaların ve işyeri yaşamının daha da politikleşmesini talep etmeliyiz. Ancak kiracı inisiyatiflerinde, “Unteilbar”, “Irkçılığa karşı ayağa kalkalım” ve yeni toplanma hareketi “Aufstehen” içinde çok sayıda sendika yöneticisinin aktif rol oynadıklarını gözden kaçırmayalım.

SOSYAL HAREKETLER PARTİLERİ ETKİLEYECEK

Bu hareketin hükümet ve muhalefet partileri üzerindeki etkilerini görebiliyor musunuz? Partiler söylemlerini buna uygun olarak değiştirebilirler mi? AfD’nin gücünü kaybetmesi mümkün mü?
Güçlü hareketlerin parti ve parlamentoların söylemini etkiledikleri kesin. TTIP karşıtı hareketin gücü sayesinde gizli belgeler kamuoyuna açıklandı ve yatırımcı-hakemlik uygulaması gibi planlanan düzenlemeler kısmen olsa da engellendi. Çevre ve kömür karşıtı hareket sayesinde de egemenler iklimi tahrip eden kömürden enerji elde etme politikasından tümüyle vazgeçme konusunda tartışma sürdürmeye mecbur kaldı. Başka bir örnek de 40 yıldan beri sürmekte olan nükleer karşıtı hareket sayesinde yerleşik partilerin 2022 yılında nükleer enerjiden vazgeçilmesini içeren bir kesin karar almaları oldu. Bu hareketler olmasa bu aşamalı başarılar elde edilemezdi. Toplumsal mücadeleler ve taleplerle sıkı bağlantı içinde güçlü bir antifaşist ve ırkçılık karşıtı hareket sayesinde de önümüzdeki yıllarda sağa kayışı durdurmak ve püskürtmek mümkün olacaktır.

Parlamento dışı güçlerin bu kolektif hareketi kalıcılaştırarak sürdürecek bir planı var mı? Yoksa sadece bir tepki olarak kalacak mı?
Unteilbar’ın önümüzdeki yıllarda nasıl devam edeceğini gelecek aylarda yapılacak tartışma ve değerlendirmeler belirleyecek. Biz NaturFreunde olarak sağa karşı mücadelede en geniş birliklerin oluşturulmasından yana tavır alacağız.

Eylemlere katılan göçmenlerin, özellikle de Türkiye kökenlilerin sayısı oldukça düşük. Bunu iyileştirmek için toplumsal hareketler ve Türkiye kökenliler tarafından neler yapılabilir?
Çoğu hareketin plan ve söylemlerinde göçmenlerin çıkar ve söylemlerini dikkate almamaları büyük bir zaaf olarak ortaya çıkıyor. Sosyal hareketler, insanları kendi ifadeleri ve kendi eylem biçimleriyle aralarına katmaya çalışmalı, davet etmelidirler. Eğer bunu başarabilirsek önümüzdeki yıllarda hep birlikte güçleneceğimiz ve sağa kayışı durdurabileceğimiz konusunda iyimserim.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

İsveç’te bir Kürt yayıncı: Ali Çiftçi

SONRAKİ HABER

Derneklere, üyelerini mülki amirlere bildirme zorunluluğu geliyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa