28 Ekim 2018 03:20

‘İpini vurmuş sırtına dünyayı taşıyor’

Hamallık, her ne kadar popülerliğini yitirmiş olsa da, Türkiye ekonomisinde azımsanmayacak kadar yer kaplıyor.

Fotoğraf: Mustafa Subaşı

Paylaş

Mustafa SUBAŞI
İstanbul

Tarihin derinliklerinde, yaşamsal faaliyetlerini sürdürmek adına, birçok meslek dalı ortaya çıktı. Hamallık bunlardan biri. Günümüze kadar gelmeyi başaran mesleklerden biri olan hamallık, her ne kadar popülerliğini yitirmiş olsa da, Türkiye ekonomisinde azımsanmayacak kadar yer kaplıyor. Çalışma yaşamının ‘alttakileri’ olarak bilinen hamallar, Evliya Çelebi’nin deyimiyle “İpini vurmuş sırtına dünyayı taşıyor. Sırtında semer (meşinden yapılmış içi saman dolu arkalık) ile yük taşıyan hamallar, yüksek sağlık ve iş güvenliği riskine rağmen bu işi yapmak zorunda kalan, unutulmuş işçiler…

Biz de, hamalların yaşamıyla ilgili daha detaylı bilgi edinmek adına, 34 senedir bu işi yapan İsmail Bayhan ile Beyazıt’ta görüştük. Görüntü vermek istemeyen 51 yaşında ve yüzde 60 engelli Bayhan, günde 12 saate yakın bir süre çalıştığını söyledi ve ekledi: “Taşıdığım her yük ortalama 100-150 kilo, günlük neredeyse 1 tondan fazla yük taşıyorum...”

‘GÜNÜ KURTARMAK İÇİN BU İŞİ YAPIYORUZ’

Sosyal güvencelerinin olmadığını ifade eden İsmail Bayhan, artık vücudunun bu mesleği kaldırmadığını söylüyor. Günü kurtarmak için bu mesleği yapmak zorunda olduğunu dile getiren Bayhan, “Hiç bir sosyal güvencemiz yok. İşe gelmediğim gün hiç bir kazancım yok! 70 yaşındaki adam günü kurtarmak için bu işi yapıyor, ne yapsın? Hayat şartları… 51 yaşında ve yüzde 60 engelliyim, artık vücudum kaldıramıyor ve haftada 2-3 gün işe gidemiyorum. Maaşa bağlıyorlar ama ayda 300 lira, 300 liraya ne yapacaksın? Avrupa’da olsam çalışmazdım. Sendikamız yok, haklarımızı gözeten hiçbir kuruluş yok. Hamallar arasında zaten dayanışma da yok” dedi.

Bu mesleğin yıpranma payının en az madenciler kadar fazla olduğunu ifade eden Bayhan, “Şu anda emekli olmam gerekiyordu, eskiden derneklerimiz Bağkur niteliği taşıyordu. Ben 1984’te geldim 87’de kayıt oldum, o dönem esnaflar odası Bağkur statüsündeydi. 4 Ekim 2000 tarihli çıkartılan yasa ile artık derneklerin Bağkur niteliği taşımadığı söylendi. Yasa öncesi Bağkur’a kayıt ve tescil yapılmamışsa bu kişinin sigorta başlangıcı 4 Ekim 2000 tarihi olarak belirlendi. Kayıt ve tescil için cebinde parası olan faydalandı ama çok az kişi, her bölükten 4 ya da 5 kişi yararlanabildi. Ekonomik durumum olmadığı için ben de faydalanamadım” diye konuştu.

‘GÜNLÜK ORTALAMA 1 TON TAŞIYORUM!’

Hamalların bir gününden ve çalışma şartlarından bahseden Bayhan, sabahın erken saatlerinde kahvaltı yaptıktan sonra hemen iş başı yaptıklarını belirtti. 60-70 yaşlarında hamalların olduğunu söyleyen Bayhan, “Her bölüğün kendi sınırları vardır, bu sınırlar 1965’te belediye tarafından belirlendi, hâlâ devam ediyor. Bölüklerde ortalama 120 hamal çalışır ve aralarında 60-70 yaşlarında birçok hamal var. Hemen hemen hepsinde bel fıtığı oluşmuş durumda. Özellikle Malatya, Adıyaman ve Niğdeliler yoğunlukta bu işi yaparlar. Şimdi Niğdeli çok yok, azaldı. Ben 84’te geldim, 34 senedir bu işi yapıyorum daha kaç sene yapabilirim ben de bilmiyorum” dedi.

“Bir iş bulsam artık hamallık yapmayacağım” diyen Bayhan, insan onuruna yakışır bir yaşam istiyor. Bu işi yaparak 4 çocuk büyüttüğünü belirten Bayhan, “Geçen gün bir yere gittim şöyle bir baktı ‘Bize genç lazım’ dedi. Ben hamallık ile 4 çocuk büyüttüm ama artık yapamıyorum. Her yükte ortalama 100-150 kilo ağırlığında yük taşıyorum ve günlük taşıdığım yük ortalama 1 tondan fazla. Artık insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamak istiyorum. Devletten üstümüze bir şey hibe et demiyoruz sadece hakkımızı istiyoruz” dedi.  

ÖNCEKİ HABER

Kurum: İmar Barışı'na başvuruyu 31 Aralık'a uzatmayı hedefliyoruz

SONRAKİ HABER

Salihli’de domates hasadı başladı: Üretici de tüccar da memnun değil

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa