26 Ekim 2018 17:49

Kaşıkçı’nın nişanlısı Cengiz: Cemal konsolosluğa ilk kez gitmedi

Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın nişanlısı Hatice Cengiz, Kaşıkçı’nın öldürüldüğü 2 Ekim gününden birkaç gün önce de konsolosluğa gittiğini açıkladı.

Fotoğraf: Akın Çeliktaş/DHA

Paylaş

Öldürülen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın nişanlısı Hatice Cengiz, Kaşıkçı’nın öldürüldüğü 2 Ekim gününden birkaç gün önce de Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğuna gittiğini açıkladı. Buna göre konsolosluk yetkilileri Kaşıkçı'dan evlililik evrakı için birkaç gün sonra geri gelmesini istedi. Cengiz’in anlatımına göre Kaşıkçı konsolosluğa ilk gidişinde bir sorun yaşamadığı için 2 Ekim günü endişeli olmadığını söyledi: Gerçekten hayati anlamda bir tehlike düşünmüyordu. 

Öldürülen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın nişanlısı Hatice Cengiz, Habertürk televizyonunda konuştu. 

‘GERGİNLİK ÇIKAR DİYE KONSOLOSLUĞA GİTMEK İSTEMEDİ’

Cengiz’in olayın gerçekleştiği gün ve öncesine dair anlattıkları şöyle: "Konsolosluğa gitme sebebi, Türkiye'de hukuki kaideler var. Evli olmadığına dair evrak alması gerekiyordu. Cemal Bey'le bu evrağı sormak için Fatih Belediyesi'yle görüştük. Gerginlik çıkar diye konsolosluğa gitmek istemedi. Ben bunu burada yapmasam, evliliği burada gerçekleştirmesem diye sordu. Çünkü gitmek istemiyordu. İstemiyordu bu topa girmeyi, konsoloslukta gergin bir hava olmasını istemiyordu. Bir sorgu, ülkesine dönmesiyle ilgili bir talep gibi bir takım şeyler olabilirdi ve bunu yaşamak istemiyordu, buna hazır olmadığını söylüyordu. Başka bir ülkeye bile gitse yine Suudi Konsolosluğu'ndan alması gerektiğini öğrenince Türkiye'deyim, Türkiye diğerlerine nazaran daha kolay olabileceğini düşünüyordu."

“'TAMAM BİZ SEN GELENE KADAR HAZIRLARIZ' DEMİŞLER”

“Bir Suudi vatandaşının istediği bir evrakı alabilmek için konsolosluğa girdi, endişeliydi. Ondan daha fazla ben endişeliydim, beni içeri almadılar. Konsolosluğun binası, arkadaşım çıkmadı ben girip bakayım diyebileceğiniz bir yer değil. Onun içeriden girdikten sonrası ben kimler çıktı, hangi arabalar çıktı diye baktım. İkimiz de endişeliydik. Ve bir saat geçti, şunu düşündüm, 'Eğer bir 10- 15 dakika daha çıkmazsa benim gibi sormam gerekiyor' diye düşündüm. Ben bunu düşünürken Cemal çıktı, mutlu çıktı. Her şey yolunda dedi, ona içeriden bu evrakın birkaç gün içinde hazır olabileceğini söylemişler. İçeriden bu evrakın birkaç güne hazır olacağını söylemişler. Salı günü döneceğini söylemiş. Arkasından  'tamam biz sen gelene kadar hazırlarız' demişler. Bunu ben de aynı kendisi gibi düşündüm. Önünü arkasını düşünemiyorsun. Bu olumlu gelişmeler içeride olanlar kendisini inanılma rahatlattı. Kendisi havalimanına bıraktım. Londra'da 3 günlük bir programı vardı."

‘O GÜN HİÇ ENDİŞELİ DEĞİLDİ’ 

“2 Ekim gerçekten çok çok zor bir gün. Anlatması değerlendirmesi halen benim anlamadığım çok fazla sorunun olduğu işin içinde bilemediğim, bir yerde acaba bir şey ihmal mi ettik diye kendime sorduğum bir gün. 2 Ekim'de normal bir şekilde Londra'dan dönüyor. O gün neler yapacaklarımızı konuştuk. Ben onu o gün yalnız bırakmamam gerektiğini hissettim. Konsolosluk yetkililerini aradı. Arayan kişi saat 13.00'de uygun olduklarını söyledi, biz konsolosluğa yöneldik, gündelik hayata dair şeyler konuştuk. O gün hiç endişeli değildi. Konsolosluğa vardık, bu kez hiç beklemedik. Hemen telefonları bana bıraktı, beni burada bekle dedi. Bekleyiş başladı. O uzun bekleyiş başladı. Bu meselenin üzerinden çok zaman geçti ama bunu söylemek faydalı; Cemal Bey'e buradayken bir programa katılmıştı ve rahatsızlanmış rahatsızlanması nedeniyle programı bile yapamayacak dereceye gelmişti. Eğer burada Cemal Bey'e bir şey olursa kimi ararım diye düşündüm. Ve ona sordum sana bir şey olursa kimi aramam lazım dedim. Bu olay konsolosluktan 3-4 gün önce oldu. Yasin Hoca'yla (Yasin Aktay) konuş dedi. Ben de tamam dedim. Sıkı sıkıya bana isimleri tembih etmiş olsa ciddi endişeleri vardı anlamına gelir. Gerçekten hayati anlamda bir tehlike düşünmüyordu. Bu bilgi bu anlamda önemli" 

‘ÇOK BÜYÜK KORKU YAŞADIM, NE YAPACAĞIMI BİLEMEDİM’

"Kapıdan hiç ayrılmadım. Ben Cemal'in içeridekilerle konuştuğunu, onları özlediğini düşündüm. Ama uzun bir süre çıkmadı. Elim ayağım titremeye başladı, hemen kardeşimi aradım, "Suudi Arabistan Konsolosluğu'nun mesaisi kaçta bitiyor bakar mısın" dedim, "15.30" dedi ve saat 16.00'da. Çok büyük korku yaşadım, ne yapacağımı bilemedim. Dünyanın bütün renkleri, her şeyi hızlı bir şekilde kafamdan indi. İnanılmaz bir endişe ve bağırma ihtiyacı hissettim. Konsolosluğu aradım dışarıda olduğumu, Cemal Bey'in çıkmadığını söyledim. Bu kişi dışarı çıktı ve bana içeride kimsenin olmadığını söyledi. Cemal Bey buradan çıkmadı dedim. Çok büyük bir korku oluştu içimde, ne olmuştur diye düşündüm. Sonra Yasin Aktay'ı aradım, birkaç kişiyi daha aradım Duran Kışnakçı'yı aradım. Eğer içerideyse, sorguya çekildiyse beklerim dedim. Böyle bir şey olacağını bilseydim, benimle evlenmesini hiç istemezdim, içimde çok büyük bir manevi sorumluluk kaldı. Evlenmek isteyen birinin başına böyle bir şey gelmesi hangi dilde açıklanır. Cemal Kaşıkçı gibi dünyaya mal olmuş, vatansever, milliyetçi birine böyle bir şey yapılması aklıma uzaktan yakında aklıma gelmedi. Takiben günlerde gitmeye devam ettik, çünkü böyle bir şeyin gerçek olması kadar olmama ihtimali de vardı. Dışarı çıkmış olsaydı kamera görüntüleri vardı, emniyet görüntülerinde görürdük. Bu bana çok büyük bir umuttu. Ta ki, Suudi Arabistan'dan özel uçakların geldiği haberi Türk medyasında çıktığı haberler bende başka bir duygu oluşturdu. İşin içinde benim sandığımdan çok daha büyük bir hadise olduğunu o gün anladım. O gün konsolosluğa gitmeyi bıraktım. Bu konuyla alakalı soruşturma açıldı, Fatih Emniyet'e ifade verdim. Bilgisayarını evden alıp götürdüm. Evde kullandığı özel eşyalarından seçerek götürdüm, saç vs istenmişti.”

Cengiz, beklentisinin sorumluların yakalanıp cezalandırılması olduğunu söyledi. (DHA)

ÖNCEKİ HABER

‘SGK’ye göre diyabet hastaları için 5 ölçüm yeterli!’

SONRAKİ HABER

Eğitim Sen’den YKS açıklaması: Sınav merkezli eğitim terk edilmeli

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa