27 Ekim 2018 04:52

Sağlık sisteminin özeti: Hastaneye sağlam gelen hasta çıkar

Devlet hastanelerinde yoğunluk had safhada. Randevuyla gelenler bile sıra bekliyor. Hastaların ortak görüşü ise 'Buralara sağlam gelen hasta çıkar'.

Fotoğraf: Eylem Nazlıer

Paylaş

Eylem NAZLIER
İstanbul

Döviz kurundaki yükseliş nedeniyle sağlık sistemi tam anlamıyla krize girmiş durumda. İlaç bulamamaktan tutun da ‘acil olmayan ameliyatların’ ertelenmesine kadar her gün yeni bir sorun yaşanıyor. Tüm bu sorunların yanı sıra hastanelerde yaşanan yoğunluk da hükümet yetkililerinin ‘Sağlıkta devrim yaptık. Artık sıra mıra yok’ sözlerinin aksine bir manzara sunuyor. Esenyurt Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesi İstanbul’un en yoğun hastanelerinden. 182 hastane randevu sistemini arayarak hastanenin çeşitli poliklinilerinden almak istediğim  randevu için en erken 1 hafta sonrasına gün veriliyor. Hastaneden randevu alamasam da hastanelerde neler yaşanıyor diye bir günümüzü bu hastanede geçiyorum.

‘BU HASTANEYE GELEN İYİLEŞEMEZ’

Hastanede ilk durağım Kadın Hastalıkları Doğum Polikinliği. Polikinliğe girişte ilk olarak kalabalık dikkat çekiyor. Hastaların çoğu Suriyeli ve Kürt kadınlardan oluşuyor. Kadınlarla sağlık çalışanları arasında dil problemi yaşanıyor. Kadınlar dertlerini anlatmakta zorlanıyor. Danışmana ‘nasıl anlaşıyorsunuz’ diye sorduğumda hastanede tercüman olduğu bilgisini veriyor. Hastanede bulunduğum saatlerde ise tercümana denk gelmiyorum.  Muayenehane kapısının üstündeki monitörde adları yazılmasına rağmen kapının önünde toplanan hastalar odaya giriş ve çıkışları zorlaştırıyor.  Burada konuştuğum bir kadın, “Bu hastaneye gelen iyileşemez, daha çok hasta olur. Yoksula reva görülen bu. Yetkililer gelsin bu şartlarda tedavi olsun bakalım, özel hastanelerde tedavi olmak kolay. Paran varsa bu ülkede yaşarsın. Her yer pislik içinde. Randevu ile geliyoruz gene sıra bekliyoruz.  ‘Sıra yok’ diyorlar gelsinler bu hastaneye 1 saat beklesinler. Çalışanlara bir soru sormayalım, sürekli azarlanıyoruz” diyor. Hastanenin çok yoğun olduğunu ve çalışanların zor koşullarda çalıştığını hatırlattığımızda ise şunları söylüyor: “Onlar da haklı. Türkiye’de hasta olmak kadar doktor, sağlık çalışanı olmak da zor. Biz de karşımızda tek yetkili olarak doktoru, sağlık çalışanını görüyoruz.”

‘İLAÇ PARASINI ZOR BULUYORUZ’

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümünde durum daha da vahim. Muayene odasının önünde sürekli bir bağırış çağırış. 9 yaşındaki oğlunun hasta olduğunu söyleyen bir kadın ise yapılan zamlardan şikayet ederek, “İlaç alacak parayı bile zar zor buluyoruz. Çocuklar hastalanmasın diye daha çok dikkat ediyoruz” diye konuşuyor. Gazeteci olduğumu söylediğimde, “Bizim sesimizi duysunlar. Parasızlıktan hasta olmaya korkuyoruz” diyor.  Hekimlere ve sağlık çalışanlarına uygulanan şiddeti sorduğum da, şiddeti uygulayan insanların cahil olduklarını belirterek şöyle diyor “Az önce çok beklediği için biri olay çıkarmaya çalıştı.  Doktor ne yapsın nüfus fazla, hastane yetersiz. Hangi doktor ister hastasının ölmesini. Onlar bizi yaşatmak için varlar.”

‘BU REZALET BİTMİYOR’

Öğleden sonra Göğüs Hastalıkları Bölümünün olduğu odanın önünde yaklaşık 15-20 kişi var. Yaşlı bir kadın engelli oğlu ile geliyor.  Oğlunun  engelli olduğunu sırada bekleyen hastalara söyleyerek doktorun kapısını vuruyor. Doktor randevusuz hasta bakamayacağını söyleyerek ‘Bir sürü hastam var bu hastaları evime mi götüreyim’ diyor ve kapıyı kapatıyor. Yaşlı kadın, engelli oğlunu alarak göğüs hastalıkları bölümünden ayrılıyor. Ben  de arkasından giderek gazeteci olduğumu ve ne yaşandığını soruyorum. Çocuğunun engelli olduğunu, randevu almadan geldiğini söyleyen yaşlı kadın, “182’yi arayın bakalım randevu alabiliyor musunuz? Randevu alamıyorsunuz. Ben 68 yaşındayım. Benim oğlum engelli bir çocuk zaten. Benim yaşımda böyle bir çocuğu olana öncelik olması lazım. Nefesi daralıyor, bu çocuğun. Bu hastanenin rezaleti hiç bitmiyor” diye anlatıyor yaşadıklarını.

‘ESENYURT’TAKİ NÜFUSA BU HASTANE YETERSİZ’

Tekrardan göğüs hastalıklarının bulunduğu kata gidiyorum.  İçeride hasta olmasına rağmen dışarıdaki hastalar sabırsız, sürekli doktorun kapısını çalarak soru soruyorlar.  Doktorun sekreteri, “Doktorun bu şekilde çalışması imkansız. Sorularınızı kendi randevu saatinizde sorun” diyerek uyarıda bulunuyor. Saat 13.00’den itibaren hastanede olduğunu söyleyen bir hasta ise, “Dolu olduğu için randevu alamadım. Buradan sıra aldım ama 4 saattir bekliyorum.  İyileşmek için hastaneye geliyoruz ama daha da kötü oluyoruz” diyor.  Kapının önünde hastalar, içerideki hasta çıkmayınca daha da gerginleşiyor. Ve bekleyenler arasında şu konuşmalar başlıyor: “Kaç dakikadır içerde?  Neye bakıyor? Kaç saattir buradayız? Suriyeliler yüzünden böyle. 5 dakikayı geçti.”  5 dakikayı geçti denildiğinde başka bir hasta müdahale ederek, “Zaten 5 dakika da doktorun teşhisi koyması imkansız. Esenyurt’taki nüfusa bu hastane yetersiz” diyor.  Hak verenler de var, doktorların ve sağlık çalışanlarının çalışmadığından şikayetçi olan da.

Son durağım ise hastanenin acil servisi. Burası diğer polikinliklere göre daha sakin. Burada konuştuğum amca bana, “Kızım sen gece gel buraya. Burası ana baba günü. Kavgalar, dövüşler işte o saatte başlıyor” diyor. Yaklaşık 5 saatlik hastane maceramda, hasta olmadan girdiğim hastanede kendimi hasta hissederek dışarı atıyorum.

‘SORUNLARIN KAYNAĞI SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM’

SAĞLIK ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES)Aksaray Şube Yöneticisi Aydın Erol, hizmette performans baskısı sonucu randevu sisteminde 10 dakika aralarla verilen randevularla sağlık hizmeti verilmeye çalışıldığını belirterek bu yüzden hekimlerin hastanın muayene odasına giriş ve çıkışlarını hesaplar duruma geldiğine dikkat çekiyor. Hastanın şikayetinin dinlenmesi, elindeki raporların incelenmesi, reçete yazılması ya da yeni tetkik istenmesinin on dakikalık muayene içinde yapılması gerektiğine dikkat çeken Erol “Hastalar bu kadar sürenin içinde derdini anlatamadığı ya da tedavisinin yapılmadığını düşünerek yine tepkisini hekimler yöneltiyor. Hastaların şunu bilmesi gerek, 2003 yılından beri uygulanan sağlıkta dönüşüm programı sonucu hastanelere bütçeden kaynak aktarılmıyor. Performans baskısı altında gelirlerini artırmak isteyen hastane yöneticileri de daha çok hasta bakılması için hekimleri uyarıyor, performansı (hasta sayısı) düşük hekimler yazılı uyarılarak işlem yapılmaktadır” dedi.  Hastanelerde şiddet ortamının oluşmasının tam da bu programın bir sonucu olduğunu anlatan Erol şunları söyledi: “Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumlar acillerde ve diğer sağlık hizmet alanlarında verilecek hizmetin yoğunluğuna göre personel istihdam etmeli, çalışma koşullarını düzeltilmeli, çalışma süreleri yasanın öngördüğü düzeye düşürülmelidir. Bu kısa dönemde alınan hizmetin niteliğini, hekim ve sağlık personelini olumlu yönde etkileyecektir.”

ÖNCEKİ HABER

Züccaciye devi Bernardo konkordato başvurusunda bulundu

SONRAKİ HABER

Hindistan'daki selde ölü sayısı 136'ya çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa