Örgütlülük için sendikalı olmak yetmiyor

Örgütlülük için sendikalı olmak yetmiyor

İşyeri komiteleriyle taşeronlaştırmaya karşı verdikleri uzun ve kararlı mücadeleyle 2 yıl önce Genel-İş’te örgütlenen 1300 park, bahçe işçisinin kazanımı yalnız park ve bahçelerdeki taşeron işçilerle sınırlı kalmadı. Büyükşehir belediyesinin diğer birimlerindeki taşeron işçiler ile birlikte belediye

Nedim Üçüncü / Gürsoy Turan

“Bu bizim gerçek anlamda ilk sözleşmemiz olacak” diyerek taşerona karşı mücadelede olduğu gibi toplusözleşme mücadelesine de işyeri komiteleriyle hazırlanacaklarını söyleyen işyeri temsilcileri, sendika şube kongresinde sendikanın işyeri örgütlülüğü bakımından işyeri komitelerinin oluşturulmasını karar altına aldırdıklarını aktarıyor. Örgütlü olmanın yalnız sendikaya üye olmak anlamına gelmediğini, örgütlülüğün işyerinde işçilerin birliğini sağlayarak mücadeleye katmak aktaran işçiler, işyerlerinde kurulan komitelerin ne kadar faydalı olduğunu 2 yıl önce dağınık yerlerde çalışan 1300 işçiyi eyleme çıkardıkları zaman gördüklerini söylediler.

Kadrolu işçiler ve Büyükşehir Belediyesi şirketlerinde çalışan işçilerle aynı alanda çalışan ve benzer işleri yapan İzenerji işçileri, örgütlenip sendikalı olsalar da hâlâ kadrolu işçilerin çok gerisinde haklara sahipler. Üstelik daha çok çalışıyorlar. Kadrolu işçilerin daha iyi ücret ve sosyal haklarla geçim sıkıntısı çektiğini söyleyen işçiler, “Bir de bizim durumumuzu düşünün” diyorlar.

ARADAKİ MAKASIN KAPATILMASINI İSTİYORUZ

Genel-İş 2 No’lu Şube İzenerji Park Bahçeler İşyeri Baştemsilcisi Arif Yıldız komitelerin önemini 2008 yılında verdikleri mücadelede gördüklerini belirterek, o dönem sendikaların gelip kendilerini örgütlemediğini, oluşturdukları komitelerle çalışma yaptıklarını belirtiyor.  Yıldız sendikalaşma süreçlerini şöyle özetliyor; “Yılda 8-9 ay çalışıyorduk, ücretlerimiz düşüktü, bir sonraki yıl iş başlarken bizi işe çağıracaklarından emin olamıyorduk. Baktık böyle olmayacak bölge bölge toplantılar yapıp komiteler oluşturduk. 2008-2009’da 72 gün belediye önünde direniş, açlık grevi, yürüyüşler, sendikalar, siyasi partilerle görüşmeler yaptık. En son birinci ağızdan Aziz Kocaoğlu ile görüştük, yaptığımız işlerin ihalesinin belediye şirketlerince alınmasını ve belediye şirketlerinde çalışmak istediğimizi söyledik. Söz verdiler ve sonunda bu gerçekleşti.”

Bekar işçilerin 946 lira, evli olanların 1140 lira aldığını belirten Yıldız, “Birinci sözleşmemiz yüzde 8 ile imzalandı. Sözleşme bittikten sonra bizim haberimiz oldu. Bu dönem 2 No’lu şubeyle imzalayacağımız ilk sözleşme olacak. Bu sözleşmeye hazırlanırken 2008’de olduğu gibi işyeri komitelerini hayata geçirerek sözleşme taslaklarını işçi arkadaşlarla tartışarak hazırlıyoruz” dedi. Yıldız, “Belediye Başkanımız sosyal belediyecilik anlayışından söz ediyor. Bu nedenle benzer işleri yapan işçilerin aldığı ücretle bizim aldığımız ücret arasındaki farkın, diğer işçilerin aleyhine değil bizim lehimize değişmesini ve aradaki makasın kapatılmasını istiyoruz. Biz toplusözleşmelere genel merkezlerin müdahalesini istemiyoruz. Toplusözleşme görüşmeleri; İşverenle, şube yönetimimiz, temsilciler ve işçiler arasında geçen bir süreç olmalı” diye konuştu.

KOMİTEYİ İŞÇİLER SEÇTİ

Genel-İş 2 No’lu Şube İzenerji İZSU İşyeri Baştemsilcisi Eren Bilgen, her gün insanlarla yüz yüze gelip bir sürü sorun yaşadıklarını belirterek, “İnsanların suyunu kesmek canını almak gibi bir şey. İş riski yüksek. Yaşadığımız en önemli sorunlardan biri vasıf sorunuydu. Bizim vasfımız olmayan işleri bize yaptırmak istedikleri zaman bölümümüzdeki komite ile karar alıp araçlara binmeyerek 23 gün eylem yaptık. Sonuçta kazanımla bitirdik. Bir diğer sorunumuz esnek çalışmaydı. Toplusözleşmede 08.00-17.00 olan çalışma saatlerimiz 09.30-18.30 olarak değiştirilmek isteniyordu. Bunu da kabul etmedik. Bu sorunlarımızı işyeri komitelerimizde arkadaşlarımızla tartışarak, ortak kararlar alarak çözdük. Komite seçimlerimiz de demokratik bir şekilde oldu. Biz temsilciler aday göstermedik. İşçiler işyerlerinden güvendikleri arkadaşları komiteye seçtiler” diyerek yaşadıkları deneyimleri aktarıyor.
Daha önceki sözleşmelerin işçinin görüşü alınmayan sözleşmeler olduğu için kendileri açısından sorunlu olduğunu belirten Bilgen, “İşçinin kabul etmediği bir sözleşmenin imzalanmamasını istiyoruz” dedi.

ESHOT’TA DA KOMİTE KURULACAK

ESHOT İşyeri temsilcisi Ahmet Çakmak da, 2003’ten beri taşeronda çalışıyor. “Bayram paralarımızın bize bidonlar içerisinde deterjan olarak verildiği günleri yaşadık. Bizde sendikalaşma mücadelesi Park Bahçe işçileri gibi olmadı. Biz biraz onların verdiği mücadele ile hazıra konduk” diyor. 9 işyerinde ESHOT arabalarının yıkama işini yaptıklarını belirten Çakmak, “Park Bahçe işçilerinin mücadelesine tanık olduğumuz için işyeri komitelerinin önemini biliyoruz. Ancak biz henüz komitelerimizi kuramadık. Önümüzdeki günlerde toplu sözleşme de olacağı için kuracağız. Her işyerimizden vardiyaları göz önünde bulundurarak üçer işçinin seçilmesini istiyoruz” diyor. (İzmir/EVRENSEL)


SÖZLEŞMEYE İŞÇİLER DE KATILACAK

İskender Yurtsever (ESHOT İşyeri Baştemsilcisi):
9 garajda 250 işçi belediye otobüslerinin temizlik işini yapıyoruz. Sendikalı olmadan önce getir götür işleri gibi angarya işleri bize yaptırıyorlardı.
İşverenle karşı karşıya gelmemek için bunları yapıyorduk. Yalnız işveren ve temsilcileri değil kadrolu işçiler de taşeron işçilere amirlik yapıyordu. Sendikalı olduktan sonra işçilerin kendilerine güveni geldi.
Bankalar taşeronda iken kredi kartı vermiyordu, şimdi herkesin kredi kartı var. Bu sefer de aldığımız ücret düşük olduğu için kredi kartları bela oldu. Borçlarını ödeyemeyince intihara kalkışan arkadaşlarımız oldu. İZELMAN işçileri bizim iki katımız, maaş alıyorlar. Çocuklarımız aynı okula gitmesine rağmen aldığımız eğitim yardımları bile farklı. Bizden sonra İZELMAN işçilerinin de sözleşmesi var. Onlarla ortak hareket etmek istiyoruz.

Murat Seven  (İZSU İşyeri Temsilcisi):  9 senedir sayaç okumada çalışıyorum. 22 birim var.
Sendikalaşmadan önce hiç kimse kendi birimi dışında kimseyi tanımıyordu. Üç dört arkadaş hiçbir sendikal görev ve sıfatımız olmamasına rağmen bütün işyerlerini dolaşarak toplantılar yaptık. Her birimden bir iki arkadaş toplantılara katılmaya başladı. Sorunlarımız karşısında ortak hareket etmeye başladık. Temsilci seçimleri olunca işçi arkadaşlarımız bizi bu göreve getirdiler.
 Bu süreçte işçiler sendikanın kendileri olduğunun farkına vardılar. Daha önceki kötü bir sözleşmeydi. Daha iyisini imzalamak için de işçiler bunun içinde olacaklar.  Sözleşme bitene kadar bütün arkadaşlarımız şubeye gelecek toplantılara katılacak ve sözleşmenin takipçisi olacaklar.

Suat Kandemirci (Park Bahçeler İşyeri Temsilcisi): 2008 yılından bu güne gelen süreci işyeri komitelerini kurarak bu günlere getirdik. Birçok hakkımızı böyle kazandık. Önce yalnız park bahçe işçileriydik, 2010 yılında da sendikaya üye olduk. Şimdi 17 birimde 3 bin 500 işçiyiz. İlk toplusözleşme bizi hayal kırıklığına uğrattı.
İşçi arkadaşlarımıza söz vermiştik. Şimdi ikinci sözleşmede taleplerimiz doğrultusunda imzalanması için işyeri komitelerimizi oluşturduk. Elimizden geleni yapacağız. Sosyal belediyecilikten, sosyal devletten bahsediliyor ama işçinin hiçbir sosyal faaliyet için cebinde parası olmuyor. Dinlenme zamanı olmuyor. 

www.evrensel.net