24 Ekim 2018 04:16

Diyarbakır'da şu an yapılan betonarme yapılar tarih mi?

Diyarbakır'da tarih savunucuları, Erdoğan’ın “Tarihi bile burada görmek mümkün değildi” sözünü değerlendirdi.

Fotoğraf: Kayhan Özer/AA

Paylaş

Fırat TOPAL
Diyarbakır

Erdoğan’ın Diyarbakır’a dair “Tarihi bile burada görmek mümkün değildi” sözünü değerlendiren tarih savunucuları, “Peki şu an yapılan betonarme yapılar tarih mi ” diye sordular.

Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır Stadyum’unun açılışı için Diyarbakır’a gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldığı AKP İl Başkanlığı teşkilat yemeğinde “Şöyle bir 20-30 yıl öncesine gidiyorum Diyarbakır’ın, buraların hali neydi? Adeta buralar birer gecekondu şehri gibiydi. Tarihi bile burada görmek mümkün değildi” dedi. Erdoğan, “Üç yıl önce yaşanan olaylarda biliyorsunuz Suriçi büyük hasar gördü. Orayı gezdim, gördüm. Şimdi çok farklı bir Suriçi meydana geliyor” dedi. Erdoğan ayrıca, Diyarbakır’da bin 500 tarihi taş evi yeniden canlandırdıklarını da söyledi. Erdoğan’ın konuşmasını Sur’un Yıkımına Hayır Platformu Eş Sözcüsü Büşra Cizrelioğlu ve UNESCO Danışma Kurulu eski Başkanı Necati Pirinççioğlu Evrensel’e değerlendirdi.

‘SUR’A ÖZGÜ HİÇBİR DETAY BIRAKMADILAR’

Sur’un Yıkımına Hayır Platformu Eş Sözcüsü Büşra Cizrelioğlu, Sur’da yeni yapılan yapıların hiçbir şekilde Diyarbakır ve Mezopotamya kültürünü yansıtmadığını belirterek “ Peki şu an yaptıkları tarih mi? Şu an yaptıkları betonarme yapılar kime ait? Mezopotamya’nın kültürünü mü yansıtıyor? Şu an yapılan inşaların Mezopotamya ve Diyarbakır mimarisiyle alakası yok. Diyarbakır’ın Gazi Caddesi’nde hunharca bir restorasyon çalışması yürütülüyor. Ama Suriçi’ne girdiğinizde kendinizi Sur’a ait hissetmiyorsunuz? Şu an Suriçi’nde restorasyonu tamamlanmış tüm dükkanlar tipik bir Anadolu mimarisinin örneği. Sur’a özgü hiçbir detay bırakmadılar. Sadece fabrikasyon çıkışlı bazalt taşlarla kaplamak buranın tarihini korumak değil” dedi.

‘ARKEOLOJİK KAZI ALANINI, PARK YAPTILAR’

Cizrelioğlu, Erdoğan’ın konuşmasını samimi bulmadığını ifade ederek burada varolan tarihi silmenin amaçlandığını söyledi. Cizrelioğlu, “Buraya Türk-İslam sentezi yapıları öngördüklerini fark etmiştik. Daha doğrusu tarihi korumak değil de burada Türk-İslam, Osmanlı mimarisi üzerine bir yapı inşa etme çabası var. Suriçi’nde bulunan İçkale’de, Büyükşehir Belediyesi tarafından arkeolojik park yapılacaktı, arkeolojik kazı alanıydı. Fakat alelacele oraya park yaptılar. Bir arkeolojik kazı alanın üstüne beton döktüler. Bu tarihi ortaya çıkarmak değil, yok etmektir. Çünkü orada bir tarih yatıyor, arkeolojik bir kazı alanıdır orası. Antik tiyatro alanı bunu Büyükşehir Belediyesi’nin tespitlerinde görebilirsiniz. Şu an Suriçi’nin hem yasaklı 6 mahallesinde hem de Alipaşa ve Lalebey mahallesinde yaptıklarına bakılınca tarihin üstüne beton çektiler diyebiliriz. Tescilli yapılara ait taşlar çalındı, bu taşlar satıldı. Bu şekilde mi korunuyor? Bu konuşmaları samimi bulmuyoruz açıkçası” dedi.

‘TARİHİ SİLDİLER’

UNESCO Danışma Kurulu eski Başkanı Mimar Necati Pirinççioğlu ise Erdoğan’ın sözlerinin aksine Sur’da tarihi ve sosyolojik bir yıkımın yaşandığını belirterek, “Suriçi’nin kentsel sit olduğundan haberi yok. Suriçi bölgesi koruma amaçlı imar planı yapıldı. Orası gecekondu değil, plana uygun bir şekilde yapılaşması gerektiği ile ilgili bir durum. Sur’da taş kaplama bodrumlu yapılar tarihi ortaya çıkarmak değil, o tarihin kökünü kazıdılar. Tarihi ortaya çıkarmış değiller, tarihi sildiler” dedi.

‘TESCİLLİ YAPILAR KEPÇELERLE YIKILDI’

SUR’da tarihi yapıların çoğunlukla çatışmalı süreç sonrası yıkıma uğradığına dikkat çeken Pirinççioğlu, “Yasaklı 6 mahallede çatışmalarda 85’e yakın tescilli yapının yerinde durduğu ama çatışmalardan sonra kepçelerle oraları temizlerken yıkıldığıyla ilgili bilgi, belge ve fotoğraflar var. Kepçenin yıktığıyla ilgili fotoğraflar var. Yani gelip kamuoyuna hikaye anlatıp duruyorlar. Aslına uygun yaptıklarını söylüyorlar. Burada kültürel kıyım söz konusu sadece tescilli yapılardan bahsetmiyorum. Orada yaşayan insanların tamamını çıkarma hedefindeler onu yapıyorlar. Orada sosyal dokuyu da boşaltıyorlar sadece tescilli yapıları değil. Sur’a dönmek isteyen insanlara yer vermiyorlar. TOKİ’de bu insanlara ev veriliyor. Sur’da yaşayan insanların evlerine zorla el konuluyor. Betonarme yapılar yapıyorlar onu da 300-400 bin TL’ye başka birine satıyorlar. 7000 bin yıl kesintisiz bir yaşamın sürdüğü bir yerde orada yaşayan insanlarla birlikte yeni bir yaşamın inşa edilmesi gerekiyor” dedi.

ÖNCEKİ HABER

Hazırlık binası “hazır” değil

SONRAKİ HABER

Meclis Başkanlığı ‘Kürt kentleri’ ifadesini ‘kaba ve yaralayıcı’ buldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa