24 Ekim 2018 02:28

'Şiirim bireysel izlek üzerinden toplumsal bir anlatı'

Şair Bekir Dadır'la ilk şiir kitabı 'Çöl Bahçıvanı' üzerine konuştuk.

Fotoğraf: Hakan Unutmaz 

Paylaş

Hakan UNUTMAZ  

“Neden tırnaklarımızdan / soğuk kentlerdeki çocukların kanı damlar?” diye soran Bekir Dadır’ın ilk şiir kitabı “Çöl Bahçıvanı” geçtiğimiz günlerde Hayal Yayıncılık tarafından yayımlandı. Adına daha önce çeşitli dergilerde ve ödül kazanım listelerinde rastladığımız Dadır’ın bu kitabı da dosya halindeyken 2018 Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü’ne layık görülmüştü.

İnsan ömrünü doğum, aşk, ölüm üçgeninde ele alarak üçgenin içine şiirlerini sığdıran Dadır; şiirlerinde mitolojiden, toplumdan, bireyden ve çekirdekten beslenmiş görünüyor. “sığındım zamana” diyerek ömür sıkışıklığımızı yüzümüze vuran şairle bir sohbet gerçekleştirdik. Söz şairde…

Gökten düşen elmalar, bizim masallarımızda çözüm/sonuç bölümünde düşer ve masalı mutlu bir şekilde sonlandırır. Ancak senin kitabındaki bölümlerde bu üç elmaya koca bir yaşam sığdırıyoruz: Doğum, aşk ve ölüm. Doğum ve ölüm arasında “yaşam” yerine “aşk”ı tercih etmenin sebebi nedir?

Çöl Bahçıvanı senin de dediğin gibi üç bölümden oluşuyor ve bu üç bölümü halk hikâyelerinde ve masallarında sık sık rastladığımız elma metaforu üzerine kurdum. Senin de bildiğin üzere masal bittikten sonra sonuç bölümünde gökten üç elma düştüğü söylenir. Bu elmalardan birisi anlatana, birisi anlatılan kişiye, birisi de dinleyenlere düşer. İlk elma anlatana düştüğü için ilk bölüme doğum demek istedim. Masalı anlatanı kişinin öznesi (personası) olarak düşündüm ve bunu şiir kişisinin varoluş sorgulamaları olarak tasarladım. İkinci elma ise anlatılana. Bunu da bir sevgili tasviriyle vermek istedim. Bu yüzden bu bölüme de aşk dedim. Üçüncü ve son elma ise dinleyenlere düşer. Dinleyenleri de ölenlerimiz, öldürülenlerimiz diye düşündüm. Doğum ile ölüm arasındaki ince ve kısa çizginin aşk olduğuna inanıyorum. İnsanoğlu doğar, âşık olur ve ölür. Âşık olmadan ölen kişi var mıdır?

Hem “Varoluş Bahçıvanı’na Zeyl”de hem de arka kapakta yer alan “babamın elleriyle yıkadım yüzümü dedemin aynasında” dizesiyle birlikte “baba” kelimesini/imgesini birçok dizede ve şiir başlığında (Babam Adıma Baba Dedi) görebilmekteyiz. Söylediklerimin çoğu “dede” için de geçerli. Hasan Ali Toptaş’ın alnına yazılmış yalnızlık tanımına istinaden bu kelimeyi derince kullanmanın bir amacı var mı?

Babalar, bizim toplumumuzda hep saklı kalan kutulardır. Babanın tüm işlevi baştan aşağı kendisi böyledir. Anadolu babası profili vardır bilindiği gibi. Herkesin babası gibi benim babam da bu profilin bir karşılığıdır. Sevgisini ve özlemini hep saklayan ama başkasının yanında böbürlenen ve çocuğundan gurur duyan bir baba profilinden söz ediyorum. Çöl Bahçıvanı’ndaki baba da bu Anadolu’daki baba profilinin bir yansıması niteliğinde. Bunun dışında baba, dede, anneanne gibi kavramlar bana hep yaşamın birer ödünçlemesi olarak gelmiştir. İşte bu yüzden “babamın elleriyle yıkadım yüzümü dedemin aynasında”. Çöl Bahçıvanı’nda bunun örneklerini az da olsa verdim. Ama yeni dosyamda bu yansıma, ödünçleme daha çok yer alacak, hatta bütün dosya bu iki şey üzerine kurulacak desem abartmış olmam sanırım. Baba’yı bir izlek oluşturmak için kullandım, diyebilirim. Kitabın ismi de bir yerden bu izleğe yaklaşıyor. Hayaldeki baba ve onun umudu, çölde bir bahçıvan olma umuduyla eşdeğer. Kişinin aynada yansıyan yüzünün geçmişin bir ödünçlemesi olduğunu düşünüyorum. Bir diğer mevzuda bunu da ilk kez burada söylüyorum: babamın babasının (dedem) da adı Bekir Dadır, “Babam Adıma Baba Dedi” ismi de buradan geliyor.

Kitaptaki şiirler bireysel düşün içinde yazılmış gözükse de sayfalar içinde sıklıkla toplumsal konulara değinilmiş dizeler de mevcut. Sence şair toplumsal konuların ne denli içinde/dışında, konulara uzak/yakın olmalıdır?

Böyle bir soruyla karşılaşmak beni mutlu etti. Sebebi de şu: Çöl Bahçıvanı’nda ne kadar yapabildim bilmiyorum ama şiirimin“bireysel izlek üzerinden toplumsal bir anlatı” olması için çalışıyorum. Şair, kişi, şiirin kişisi, her ne olursa olsun bireyseldir. Her daim bireysel acılardan, hüzünlerden, mutluluklardan bahsedecektir elbette ancak bunu yaparken de yaşadığı topluma sırtını dönemez, dönmemeli. Ben de şiirlerimde bunu yapmaya çalışıyorum.  Her ne kadar kitabın ilk iki bölümü bireysel gibi görünse de neredeyse her şiirde toplumsal bir anlatı oluşturma çabam var, sen bunu görebilmişsin, okuyanlar da eminin görecektir.

Daha önce bu tarz soruyla sıklıkla karşılaştığını tahmin ediyorum ama ben de geleneği bozmayayım. Biliyoruz ki elimizdeki kitabın dosya haliyle 2018 Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü’nü aldın. Önceki yıllarda da çeşitli ödüllerde senin ismine rastladık. Edebiyatımızda verilen şiir ödülleri hakkında ne düşünüyorsun? Bu ödüller genç/yaşlı şaire ne gibi katkılar/sınırlandırmalar sağlayabiliyor ya da koyabiliyor?

Ödüller genç şiir için bir yüreklendirmedir, diye düşünüyorum. Bu yüreklendirme dışında aslında genç şiir/şair için mecburi bir şey. Bunu daha önce birkaç yerde daha söyledim, tekrar etmekte fayda var. Şöyle ki: elinde iyi bir dosyası olan şair dosyasını bastırmak için yayınevi bulamıyor, bulsa bile çok yüksek fiyatlarla karşılaşıyor. Şair de mecbur kalarak ödüllere gönderiyor. Çünkü bu ödüllerde verilen ücretlerle dosyanın okur karşısına çıkmasına olanak sağlıyor. Genç ya da yaşlı ayrımı ne kadar doğru bilmiyorum ama yaşlı diye adlandırdığımız şairlerin hâlen neden bu ödüllere ihtiyacı olduğunu bir türlü anlamış değilim. Zaten ne yazarsa yazsın çok sattığı için yazdığı dosya bir şekilde basılıyor hatta havada kapılıyor. Neyse bu mevzuya fazla girmeyeceğim. Genç şairin ödül aldıktan sonra handikaplarından birisi de şudur: bir sonraki yazacağı şiirlerin çok daha iyi bir çizgide olması gerekiyor. Çünkü aldığı ödül bir şekilde okurun alım gücünü arttırıyor. Bu sebeple de bir sonraki dosyanın niteliğinin belki de bir önceki dosyadan daha iyi olması telaşı oluşuyor.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

'Askerde intihar etti' denilen Ömer Faruk Demirkol'un annesi: Cinayet

SONRAKİ HABER

Gebze'de Evrensel ile dayanışma etkinliği düzenlendi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa