23 Ekim 2018 12:07
Son Güncellenme Tarihi: 23 Ekim 2018 13:01

Erdoğan: Madem kendi yolumuza diyorlar, o zaman herkes kendi yoluna

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu.

Fotoğraf: Hakime Torun - Nursima Keskin/DHA

Paylaş

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, partisinin Meclis grup toplantısında, Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi, af tasarısı, 'Öğrenci Andı', Cumhur İttifakı'na ilişkin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 'Seçimde yolumuzu kendimiz belirleyeceğiz' sözleri ve yerel seçimler gündemleri üzerine konuştu.

Toplantı salonuna, Bahçeli'nin açıklaması sonrası konuşma metnini değiştirdiği için geç geldiği aktarılan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

■ Hepinizi hasret ve muhabbetle selamlıyorum.

■ Geçtiğimiz hafta Moldova'ya oldukça faydalı bir ziyaret gerçekleştirdik. Çok verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Hep söylediğimiz gibi fiziki sınırlarımız başkadır, gönül sınırlarımız başkadır. Bu ülkenin ayrılmaz bir parçası olarak gördüğümzü Gökoğuz'da çeşitli programlara katıldık. 15 bin kişinin katıldığı meydan mitingini yerine getirdik.

■ Geçtiğimiz hafta açılışını yaptığımız Star Rafinerisi'nin ülkemize ve Azerbaycan'a hayırlı olmasını diliyorum.

■ Cumartesi günü Diyarbakır'da 33 bin kişilik bir stadın açılışını yaptık. Akşamında da Dişyarbakır örgütümüzle toplantı düzenledik. Bundan sonra da açılışlara devam edeceğiz.Hep söylediğimiz gibi durmak yok, yola devam.

CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ

■ Öncelikle merhum Cemal Kaşıkçı'ya rahmet, merhumun ailesine, vatandaşı olduğu Suudi Arabistan halkına başsağlığı diliyorum. Şöyle bir kısa hafıza tazelemesi yapalım;

■ Kaşıkçı, ilk olarak 28 Eylül Cuma günü saat 11.50'de evlilik işlemleri için konsolosluğuna gidiyor. Bir planlama çalışmaya başlıyor. Konsolosluk görevlilerinden bazıları acele ile ülkelerine gitmeleri, hazırlık çalışmalarının orada yapıldığını gösteriyor.

■ 1 Ekim tarihinde saat 16.30'da operasyondan bir gün önce, yani pazartesi, 3 kişilik bir ekip tarifeli seferle İstanbul'a inip önce otele yerleşiyor, sonra başkonsolosluğa gidiyor. Bu arada bir başka ekip de Belgrad Oramanı ve Yalova'da keşif çalışmaları yapıyor. 3 kişilik bir ekip yine İstanbul'a gelip otele yerleşiyor. Aralarında generallerin de bulunduğu 9 kişilik ekip de havalimanına inip başka otele gidiyor.

■ 15 kişiden oluşan bu ekip sabah 09.50 ile 11.00 saatleri arasında ayrı ayrı gelip buluşuyor. Önce kamera sistemindeki hard disk sökülüyor.

■ Kaşıkçı, saat 13.08'de konsolosluk binasına yaya olarak giriyor. Tabii, nişanlısı kendisi ile beraber. Bu saatten sonra da kendisinden haber alınamıyor.

■ Akşam saat 17.50'de ülkemiz resmi makamlarına nişanlısı tarafından Kaşıkçı'nın konsolosluk binasında zorla alıkonulduğu şeklinde bir başvuru yapılıyor. İlgili birimler çalışmalar yapılıyor.

■ Viyana Sözleşmesi gereği diplomatik dokunulmazlığa sahip olduğu için - bu da tartışma konusu oldu artık, masaya yatırılacak- Başkonsolosluk binası ve görevlileri hakkında fiili bir işlem yapılımıyor.

■  Cinayetin olduğu günün arifesinde çeşitli uçaklarla 15 görevli ve adli tıpçının ülkemize geldiği görülüyor. Bu kişilerden ülkemizden ayrıldığı tespit ediliyor.

■ Dublör ve yanındaki şahsın da akşam Riyad'a hareket ettiği görülüyor.

■ Önce tabii bazı şeyleri sormak ve bunun da cevabını aramak zorundayız. Zira bu olay İstanbul'da gerçekleşiyor. Sorumluluk makamındayız. Öyleyse, bunu sorgulamak hakkımızdır.

■ Meselenin üzerindeki sis bulutu yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladıkça diğer ülkeler de harekete geçtiler. Biz de cinayet karşısında sessiz kalmayacağımızı, her türlü adımı atacağımızı ifade ettik. Hiç kimseyi haksız yere zan altında bırakmamak için araştırmaların sonucunu bekledik.

■ Suudi Arabistan Kralı ile 14 Ekim'de yaptığımız görüşmede kendisine meseleyi elimizdeki bulgular ışığında anlattım. Ortak çalışma grubu konusunda mutabık kaldık.

■ Suudi Başkonsolos'un kifayetsizliğini Kral hazretlerine söyledim, görevden alındı.

■ 18 Ekim'de bir kez daha binada inceleme yapıldı. 19 Ekim tarihinde Suudi Arabistan yönetimi Cemal Kaşıkçı'nın öldürüldüğünü resmen kabul etti. Yönetim, arbedede öldüğünü söyledi. Kral ile bir konuşma daha gerçekleştirdik. Olaya karıştığı belirtilen 18 kişinin şu an tutuklandığını ifade etti.

■ 21 Ekim'de de ABD Başkanı Trump ile kapsamlı bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek olayın tüm yönleriyle aydınlatılması konusunda mutabık kaldık.

■ Biz tüm bu süreci devlet ciddiyetine uygun şekilde yürüttük, yönettik. Buna rağmen ülkemizi karalamak, hedef saptırmak için çeşitli medya mecralarında yoğun bir kampanya yürütüldü. Kimler tarafından, ne amaçla yapıldığını gayet iyi biliyoruz.

■ Şu sorular herkesin kafasını kurcalamaya devam ediyor:

- Olayla ilişkili vasıflara sahip 15 kişi cinayet günü niçin İstanbul’da toplanmıştır? Biz bu soruya cevap arıyoruz.

- Bu kişiler kimden emir alarak olarak gelmişlerdir? Cevap arıyoruz.

- Başkonsolosluk binası niçin hemen değil de günler sonra incelemeye açılmıştır? Cevap arıyoruz.

- Cinayet açıkça ortadayken onca tutarsız açıklama niçin yapılmıştır?

- Cesedin yerli işbirlikçiye verildiği ifadesi doğruysa bu kimdir?

- Ceset hala neden ortada yok?

■ Hiç kimse bu sorular cevaplanmadan üzerinin kapatılacağını aklından bile geçirmesin. Böyle bir soruşturmanın adil bir heyet tarafından yapılması çok önemlidir. Diğer ülkelerdeki suç ortaklarının da soruşturmaya dahil edilmesi gerekiyor. Türkiye olarak takipçisi olacak kendi ve uluslararası hukukun yerine getirlmesini sağlayacağız.

■ Bir çağrı yapıyorum; Suudi Arabistan Kralı başta olmak üzere üst yönetiminedir. Olay İstanbul'da olmuştur. Bu 15 + 3 kişinin yargılanmasının İstanbul'da yapılması teklifimdir.

AF TASARISI, ÖĞRENCİ ANDI VE BAHÇELİ'NİN AÇIKLAMALARI

■ MHP ile önce Meclis'te ardından 16 Nisan'da son olarak da 24 Haziran'da gerçekten verimli bir ittifak örneği sergiledik. Milletimizin sesine kulak verdik, samimi bir dayanışma sergiledik…

■ AK Parti ve MHP iki ayrı partidir. Anlaştığımız hususlarda birlikte hareket ederken ayrıştığımız konularda kendi yolumuzu takip ederiz. Temel konularda ittifak içinde olmak, her şeyiyle aynı çizgiyi takip etmeyi gerektirmiyor.

■ MHP ile af, Danıştay, erken emeklilik gibi kimi hususlarda farklı düşündüğümüz görülüyor. Biz ittifaka verdiğimiz önem sebebiyle değerlendirlerimizi yapıcı bir dille ifade etmeye çalıştı.

■ Kimseyi kişisel olarak hedef almamız, kimseye saygısızlık etmemiz mümkün değildir. Bizim siyaset tarzımızda da böyle bir uslüp yoktur. Sosyal medyadaki açıklamaların yanlış anlamadan kaynaklandığını düşünüyor ve üzülüyorum.

■ Af meselesi gündeme geldiğinde arkadaşlarıma talimat verdim. Böyle bir düzenlemenin milletin vicdanını rahatsız edeceğini gösterdi. Teklife sıcak bakmadığımızı anlatmaya çalıştık. Af konusunda temel ilke şuydu; bir devlet kendisine karşı işlenen suçları af yetkisine sahip olabilir, halkına karşı işlenen suçları affetme yetkisi yoktur.

■ Bir defa şunu çok iyi anlamamız gerekiyor. Eğer adalet mülkün esasıysa o zaman biz bu mülkü ayakta tutmak için adil savranmaya mecburuz. Kalkıpta uyuşturuc baronlarıyla torbacılık yapanları bir araya getirmek ayrı ayrı değerlendirmek bunu anlamak mümkün değil. Biz baronlarla da torbacılarla da içenlerle de mücadele ediyoruz. Hiçbir dönemde uyuşturucuyla mücadelede bizim iktidarımız döneminde olduğu kadar yoğun bir mücadele verilmemiştir.

■ Şu anda 50 binin üzerinde uyuşturucu mahkumu var. Allah aşkına bunlara kader mahkumu diyebilir miyiz? Efendim neymiş aldatılmış. Ne demek aldatılmış? 6-7-8 yaşındaki çocuk mu? Bunlara mı kader mahkumu diyeceğiz? Katillere mi kader mahkumu diyeceğiz? Hırsızlık, bunları yapanlara mı diyeceğiz? Cezaevinden çıkarıyorsunuz daha fazla hırsızlık yapmaya devam ediyor.

■ Biz devlete karşı işlenmiş suçlarda ne yapılması gerekiyorsa yaparız. Biz devlet olarak bir katili affettiğimiz zaman maktulün ailesini bunu nasıl anlatacağız?

■ Aynı şekilde emeklilikte yaşa takılanlar diye ifade edilen meselede ülkemizin kaldıramayacağı bir yükün fotoğrafı çıktı. Bunun kararını Meclis verecektir.

■ Andımız konusunda Türkiye'yi haketmediği bir tartışmaya sürükleyen bu karar bazı hastalıkların hala yaşadığını gösteriyor. Andın ilk halini, Türk Ocaklarını kapatmasıyla, üniversiteleri perişan etmesiyle bilinen tıp doktoru Reşit Galip yazmıştır. İnsanları kafataslarına göre sınıflandıran çalışmaları destekleyen bu kişi aynı zamanda Türkçe ezan zulmünün de mimarıdır.

■ Bize göre milletimizin en büyük ve en etkili andı İstiklal Marşımızdır. İstiklal Marşımız dışında bir ant tanımıyoruz, tanımayacağız.

■ Türküm... Türküm ben. Ama şunu söyleyeyim ben Türkçü değilim. O başka bir şey bu başka bir şey. Irkçılık bizim dinimizde yasaklanmıştır, yok. Her etnik unsur, kendi etnik unsuruyla iftihar edebilir. Ama cılık cılık etmez, mesele bu. Sizin Türkçülük yapma hakkınız var o zaman benim Kürt vatandaşımızın Kürtçülük yapma hakkı doğar.

Erdoğan, Bahçeli ve Bekir Bozdağ arasındaki tartışmaya değindi. Erdoğan'ın Bozdağ'ı savunduğu kısımda Bozdağ, gözyaşlarını tutamadı. Erdoğan'ın Bozdağ'ı ağlatan sözleri şöyle:

■ Ben ayrımcı değilim diyeceksin, yıllarca bakanlık yapmış arkadaşımıza bir taraftan hakaret bir taraftan tehdit savuracaksın. Benim bakanımın arkasında bizler varız. Doğrusu bakanımıza yönelik bu tehdidi ve hakareti gerçekten bir genel başkana yakıştıramadım. Bu çok üzücüydü. Buna yol arkadaşımı feda edemem.

■ Benim arkadaşımın yakından uzaktan ırkçılıkla alakası yok. Kökeni Kürt olabilir, bu millete hizmet etme aşkını yaşamış bir arkadaşımızdır. Neden hedef saptırıyorsunuz? Bu bakanımızın şehrine ve ülkesine büyük hizmetler yaptığına şahidiz. Hiçbir arkadaşımızın tehdit edilmesine göz yumamayız. Bizim Türklükle bir sıkıntımız yok.

 

■ Gördük ki MHP çok farklı bir tercih yaptı. Saygı duyarız. Yerel seçimlerde madem ki "Biz yolumuza" diyorlar biz de "Herkes kendi yoluna" diyoruz. (HABER MERKEZİ)

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Twitter, komplo teorisyeni Alex Jones'un hesaplarını kapattı

SONRAKİ HABER

KARDEMİR'de iş cinayeti: Gaz basıncı nedeniyle yaşanan patlamada 1 işçi öldü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa