22 Ekim 2018 21:17
Son Güncellenme Tarihi: 22 Ekim 2018 18:47

İbrahim Kalın'dan af tartışmaları ve Cemal Kaşıkçı cinayeti açıklaması

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı ardından açıklamalarda bulundu, pek çok konuyla ilgili soruları yanıtladı.

Fotoğraf: İbrahim Maşe/DHA

Paylaş

İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Toplantıda, iç ve dış güvenlik konuları ile imar barışının son durumunun ele alındığını ve 100 günlük icraat programı çerçevesinde bakanlıkların yürüttüğü çalışmalarla ilgili sunumda bulunulduğunu belirten Kalın, Cemal Kaşıkçı cinayeti, İş Bankası hisseleri, af tartışmaları, dış politika ve 'Andımız' tartışması gibi birçok konuya değindi.

Kalın'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

SURİYE VE DIŞ POLİTİKA

♦  Son dönemde özellikle İdlib mutabakatıyla Türkiye'nin Suriye sahasındaki etkinliği daha da artmış oldu. Afrin operasyonundan sonra, onun öncesinde Cerablus bölgesinde yürütülen operasyonlar neticesinde sınır bölgemizin önemli bir kısmı güvence altına alınmış oldu.
♦ Türkiye, Fransa, Almanya ve Rusya'nın katılacağı dörtlü zirveyi cumartesi günü İstanbul'da Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında tertip edeceğiz.
♦ Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki telefon görüşmesi de toplantıda konuşulduğu ve Burada özellikle Rahip Brunson'ın bırakılmasından sonra Türk-Amerikan ilişkilerinin yeniden normalleştirilmesi yönünde ortak kararlılık ifade edildi. Bu çerçevede de Türk yargısının verdiği bağımsız kararla bu konu kapatılmış oldu.
♦ Suriye'de, Suriye'nin toprak bütünlüğü çerçevesinde hiçbir fiili duruma müsade etmeyeceğimizin altı da Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından tekrar çizildi. Yine bu çerçevede Münbiç yol haritasının uygulanmasının önemi vurgulandı. Buradaki gecikmeleri Sayın Cumhurbaşkanımız Sayın Trump'ın dikkatine getirdiler. O da bu konuda ilgili bakanlıklara hemen talimat vereceğini ifade etti. Bize gelen bilgilere göre de bu sürecin hızlanması için gerekli adımları Amerikalı yetkililer atmaya başladılar. Bu çerçevede de Gaziantep'te devam etmekte olan ortak eğitim önümüzdeki günlerde tamamlanacak ve yakın bir zaman içerisinde de müşterek devriye faaliyetleri Münbiç civarında başlayacak.
♦ Tabii İdlib mutabakatı önemini hala koruyor, bundan sonra atılacak adımlar dörtlü zirvede de ele alınacak ama özellikle oradaki mevcut durumun, çatışmasızlık halinin korunması ayrıca insani yardımların ulaştırılması sadece Türkiye'nin sorumluluğunda olması gereken konu değil, uluslararası toplumun da bu konuda atması gereken adımlar var. Biz bu konuyu gündeme getirmeye de devam edeceğiz.

CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ

♦ Görüşmede Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili de görüş alışverişinde bulunuldu ve bu menfur cinayet hadisesinin bütün yönleriyle araştırılması ve aydınlığa kavuşturulması konusunda da mutabık kalındı.
♦ Suudi Arabistan ile ilişkiler söz konusu olduğunda bildiğiniz gibi bu süreçte Sayın Cumhurbaşkanımızın Hadimul Haremeyn Şerifeyn'le Suudi Kralı ile iki defa telefon görüşmesi oldu. Burada bu konuyu iki ülke arasında bir mesele haline getirecek bir yaklaşımdan ziyade meselenin aydınlatılması yönünde bir ortak irade konuldu. Bu konduktan sonra sorumluların ortaya çıkması, cezalandırılması büyük önem arz ediyor, hiçbir şeyin karanlıkta kalmayacak bir şekilde.
♦ Suudi Arabistan, Türkiye için önemli, kardeş ve dost bir ülke.İki ülke arasında birçok ortaklık bulunuyor ve bunlara zarar gelmesini istemeyiz.
♦ Dolayısıyla burada olayın aydınlatılmasıyla ilgili Suudi makamlarının üzerinde de büyük bir sorumluluk bulunmaktadır. Fakat bütün fotoğrafa baktığımızda İstanbul Başsavcılığımızın yürüttüğü soruşturma büyük önem arz ediyor. Bununla ilgili süreç devam ettiği için şu aşamada daha ileri bir şey söylemeyi doğru bulmuyorum.
♦ İkili ilişkiler noktasında Suudi tarafının teklifiyle bir ortak çalışma grubu oluşturuldu, buna da o zaman olumlu cevap verildi ama İstanbul Başsavcılığının kendi müstakil soruşturması da sürüyor.
♦ Bu süreç çok büyük bir hassasiyetle yürütülüyor. Konu, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki bir konu değildir. Türkiye, burada uluslararası hukuk çerçevesinde, kendi milli hukuk kuralları çerçevesinde olayın aydınlatılması için gerekli adımları atmaktadır, iş birliğini yapmaktadır. Mesele menfur bir cinayetin aydınlatılması meselesidir.
♦ Cemal Kaşıkçı cinayeti işlendiği günden itibaren, 2 Ekim'den itibaren bu konuda ilgili bütün birimlerimiz çok hassas ve kapsamlı bir çalışma yürüttüler. Sayın Cumhurbaşkanımız birkaç vesileyle olayın bütün yönleriyle aydınlatılması için gerekli bütün adımların atılacağını da ifade etti.
♦ Sayın Cumhurbaşkanımız 'Hayır, girdi ama çıkmadı.' diye söyledi ve yaklaşık bir 15 gün sonra da Suudi makamları da bunu kabul ettiler. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor. Delillerin toplanması, bilgi ve belgelerin toplanması büyük önem arz ediyor. Sayın Cumhurbaşkanımız dün, yarın için bu konuda birtakım açıklamalar yapacağını ifade etti.
♦ Sayın Cumhurbaşkanımızın baştan beri koyduğu çizgi son derece nettir. Bu olayla ilgili hiçbir şey gizli kalmayacak ve hukuki olarak da sonuna kadar gidilecek. Olayın bütün yönleriyle aydınlatılması bizim nihayi hedefimizdir, vazifemizdir, sorumluluğumuzdur. Bundan kaçış asla söz konusu değil.

BAHÇELİ'NİN AÇIKLAMALARI VE AF TARTIŞMASI

♦ Konunun başka yerlere çekilmesi elbette doğru olmaz. Yani ortada ya bir yanlış anlama var ya bir çarpıtma var çok açıkça. Sayın Cumhurbaşkanımızın Milliyetçi Hareket Partisi'ni, onun tabanını hedef alan bir değerlendirmesi zaten söz konusu bile değil. Kastettiği özensiz hazırlanması halinde bir Af Yasası'nın doğuracağı toplumsal sonuçlardır, bunlara bir atıf yapıyordu. Tabii bu konuda nihai söz, karar Meclisindir ama Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuyu gündeme getirirken toplumun hassasiyetlerini dikkate alarak bazı değerlendirmelerde bulunmuştur. Diğer detay için ben Sayın Ömer Çelik'in açıklamalarına atıfta bulunmakla iktifa edeyim.

İŞ BANKASI HİSSELERİNE EL KONMASI

♦ İş Bankası hissesiyle ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan önemli bir tartışma başlattığı. İşin tarihi, hukuki, siyasi ve kurumlarla ilgili boyutu var. Atatürk'ün vasiyetinin gerçek manada nasıl korunacağı ya da nasıl yerine getirileceği konusu işin tarihi boyutu. İş Bankası ve Şişecam hisseleri konusunun hukuki açıdan da incelenmesi gerek.
♦ Ortada açık olan bir şey varsa o da bir siyasi partinin bu şekilde bir şirket ortağı olması ya da böyle bir yönetim yapısı içinde bulunmasının aslında Siyasi Partiler Kanunu açısından da pratiği açısından da uygun olmadığı şeklinde. Genelde aslında toplumda da bu çıkışın, tartışmanın kabul gördüğünü de müşahade etmekteyiz. Önümüzdeki günlerde, haftalarda bu konunun detayları biraz daha ortaya çıktıkça onunla ilgili konuları da yine birlikte değerlendirme imkanımız olacaktır.

29 EKİM RESEPSİYONU 3. HAVALİMANINDA YAPILACAK

♦ 29 Ekim resepsiyonu İstanbul'da yapılacak. Üçüncü havalimanının yapılması münasebetiyle. 3. havalimanı Cumhuriyet tarihinin en büyük projelerinden biridir ve 29 Ekim'de hayata geçirilecek. Bu Cumhuriyet'in kazanımları açısından da takdir edilmesi ve herkesi mutlu etmesi gereken çok önemli bir gelişme
♦ Bunun İstanbul'da yapılacak çok geniş kapsamlı büyük bir resepsiyonla gene bir Cumhuriyet resepsiyonu olarak, İstanbul'da üçüncü havalimanında yapılması normal karşılanması gereken bir şey. Bunu Cumhuriyet değerlerine bir mesafe koymak ya da 'Ankara'dan İstanbul'a niye gidiliyor' gibi biraz siyasi spekülatif sorulara boğmak açıkçası çok iyi niyetle bağdaşmıyor. Resepsiyon gene yapılacak, gene Cumhuriyet resepsiyonu olacak, orada çok coşkulu şekilde, çok geniş katılımcı listesiyle, toplumun her kesimini kucaklayacak bir resepsiyon gene yapılacak. Ama bu vesileyle İstanbul'daki 3. havalimanının açılışı da gerçekleştirilmiş olacak. Buradan bir siyasi polemik, Cumhuriyet değerleriyle ilgili farklı birtakım değerlendirmelere yönelilmesi hakikaten iyi niyetle pek bağdaştırılacak yaklaşımlar değil. İnşallah orada hepimiz birlikte hem Cumhuriyet'imizin kuruluşunu kutlayacağız hem de 3. havalimanının açılışını Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle gerçekleştireceğiz. Aslında Cumhuriyet'in bu tür büyük projelerle taçlandırılmasından herkesin memnuniyet duyması gerekir. Bunu farklı bir yere çekmeye çalışmak çok anlamlı değil.

'ANDIMIZ' TARTIŞMASI

♦ Burada bir yerindelik denetimi yapıldı, Danıştayın kendini yürütmenin yerine koyduğu yönünde bir tespit var. Dolayısıyla hukuki değerlendirmenin bu çerçevede takip edilmesinde fayda var.
♦ Buradan bir yeni siyasi polemik, milli kimlik nedir, neyi kapsar, neyi kapsamaz gibi bir tartışmaya girmeyi de çok doğru bulmuyoruz. Fakat bir cümleyle ifade etmek gerekirse, milli kimliğin en geniş kuşatıcı bir şekilde ifade edilmesi gayet doğaldır. Yani Türk ifadesinden kimsenin herhangi bir rahatsızlığı asla söz konusu değildir. Bu ifade okullarda okunmayınca bizim ne Türklüğümüzden bir kaybımız olur ne Türklük kimliği ortadan kalkar. Ama bununla ilgili uygulamanın yıllar içerisinde oluşturduğu birtakım sorunlar, mahsurlar hep tartışılageldi. Pedagojik açıdan, eğitim açısından, toplumsal açıdan vesaire...
♦ O değerlendirmeler çerçevesinde böyle bir düzenlemeye gidilmişti. O gerekçeler ortadan kalkmış değil. Dolayısıyla bunun bir milli kimliğin çerçevesiyle, sınırlarıyla ilgili bir tartışma gibi takdim edilmesi doğru bir şey değil. Burada milli kimlikle ilgili bir tartışma yok. Okullardaki bir uygulamayla ilgili bir konudan bahsediyoruz. Hukuki açıdan baktığınızda da burada Danıştayın kendini yürütmenin yerine koyması ve böyle bir karar vermesi söz konusu. Bununla ilgili tabii hukuki süreç devam edecek. Onun da hep birlikte takipçisi olacağız.

DOĞU AKDENİZ'DEKİ GERGİNLİK

♦ Burada, egemenlik hakları noktasında, karasuları noktasında münhasır ekonomik alanlarla ilgili uluslararası hukukun gerektirdiği birtakım şartlar var. Bunlar, tam olarak üzerinde mutabık kalınmadan, özellikle Rum tarafının zaman zaman da Yunan tarafının 'Burası bizim bölgemiz' diye kendilerine göre çizdikleri birtakım haritaları esas alarak yaptıkları değerlendirmeler var.
♦ Bizim bir araştırma gemimiz, Barbaros gemimiz, Fatih gemimiz, mesela diyelim ki bizim sınırımıza 10 mil, 20 mil, 30 mil mesafede bir yerde Akdeniz'de sondaj çalışması yaptığında, bunu hemen ihlal olarak değerlendiriyorlar ve kendilerince birtakım adımlar atmaya çalışıyorlar. Biz bir kere o baştaki mutasavver ya da muhayyel sınırları kabul etmediğimiz için bizim açımızdan zaten bir ihlal söz konusu değil. Bizim baştan beri söylediğimiz Doğu Akdeniz'de yani Kıbrıs'ın etrafındaki ekonomik bölgelerde iki tarafın da hem Türk tarafının hem Rum tarafının ortak menfaatlerini esas alacak bir paylaşım modelinin geliştirilmesi. Bundan sarfınazar eden Rum tarafı, kendisi bizatihi ya da fiili durum yaratmak suretiyle sondaj çalışmaları yapabilirken Türk tarafının, Kıbrıs tarafının, Türkiye'nin bundan kaçınması zaten düşünülemez.
♦ İkinci olarak Kıbrıs çözüm sürecinden bağımsız olarak söylüyorum, burada çıkacak netice ne olursa olsun Türkiye Doğu Akdeniz'deki doğal haklarından, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarından hiçbir zaman vazgeçmeyecek. Burada Rum tarafının şunu bilmesi lazım. Oradaki herhangi bir tasarruf, sondaj olur, başka konularla ilgili olur, Türkiye ve Kıbrıs tarafı, Kıbrıs Türkleri dikkate alınmadan, hesaba katılmadan hiçbir adımın atılması ne uluslararası hukuk açısından kabul edilebilir olacaktır ne de bizim böyle bir şeye müsaade etmemiz söz konusu olacaktır. Dolayısıyla bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bizim bilimsel araştırma gemilerimiz Fatih, Barbaros ve diğerleri bu bölgede sondaj çalışmalarına devam edecekler. Bununla ilgili gerekli tedbirler de her zaman alınmıştır, alınmaya devam devam edecektir.
♦ KKTC'de yeni bir üs söz konusu değil ama bildiğiniz gibi bizim orada bulunan askerlerimizin lojistik şartlarının iyileştirilmesi gibi dönem dönem yapılan birtakım güncellemeler söz konusudur. Bunların fiziki şartlarının iyileştirilmesi, takviye edilmesi, bu zaten rutin olarak her zaman yaptığımız bir şey. O çerçevede birtakım düzenlemeler elbette yapılabilir, zaten orada bizim askerlerimiz biliyorsunuz bir barış misyonu çerçevesinde bulunmakta. Onların şartları, fiziki şartların iyileştirilmesi bizim önceliğimizdir. Orada bizim askerimiz Kıbrıs'ta barışı sağlamak için, Kıbrıs Türklerini korumak için, olası bir ihtilafı, gerilimi çözmek için bulunmaktadır. Bu vazifeyi yerine getiren askerlerimizin fiziki, lojistik şartlarını iyileştirilmesi de bizim bir vazifemizdir.

(AA)

ÖNCEKİ HABER

İşçinin krize karşı tek çözümü birlik ve mücadele

SONRAKİ HABER

Altanlar davasında yeniden yargılama 8 Ekim’de

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa