23 Ekim 2018 04:57

Hamile çocuklar resmi nikahlı eşle gizlenebiliyor

Bir hastanede 1260 hamile çocuğun tespit edilmesi hakkında konuşan ATO Başkanı Vedat Bulut, 'Hamile çocuklar resmi nikahlı eşle gizlenebiliyor' dedi.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Burcu YILDIRIM
Ankara

İstanbul’da sadece bir hastanede 1260 hamile çocuğun tespit edilmesi, bu skandalın arkasında dönen kirli ilişkileri de gündeme getirdi. Ankara Tabip Odası Başkanı Vedat Bulut, cemaat ve tarikatların yoğun olduğu semtlerde çocuk istismarlarının daha çok görüldüğüne dikkat çekti. Kimi cemaatlerin kendi özel hastanelerinde çocukların doğum yapabildiğini belirten Bulut, evli olan erkeklerin ise istismar ettikleri çocukları gizlemek için bu çocuklardan doğan bebekleri resmi nikahlı eşlerinin üzerine kaydettirebildiğini söyledi.

Sağlık Bakanlığının İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Hastanesinde hamile çocuk skandalına ilişkin hazırladığı soruşturma raporu, sadece 5 ayda 158 değil 1 yılda 1260 hamile çocuğun olduğunu tespit etmişti. Raporun hâlâ yayımlanmayan bir kısmının da olduğu belirtilirken, Bakanlığın 15 yaş üstü çocukların hamile olduğunun bildirilmemesi konusunda talimat verdiği ifade ediliyor. Hastanedeki bu utanç tablosuna ilişkin Ankara Tabip Odası Başkanı (ATO) Vedat Bulut ve Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan ile konuştuk.

‘NEDEN BU SEMTTE YOĞUN OLDUĞU ARAŞTIRILMALI’

ATO Başkanı Vedat Bulut, Kanuni Sultan Süleyman Hastanesinde yaşanan olayın Türkiye genelinde olmadığına dikkat çekerek, “Mesela Ankara’da böyle bir talimat hiç verilmedi. Bu talimatlar sözlü olarak dahi verilmiş olsaydı biz bunu bilirdik. Zaten Ankara başkent olduğu, basın mensuplarının, meslek örgütlerinin, sendikaların da yoğun faaliyet gösterdiği bir şehir olduğu için gizleyemezler. Bu vakaların ortaya çıkmasını engelleyemezler, ne kadar gizli yapmaya çalışsalar da personelleri susturmaya çalışsalar da er ya da geç biri isyan edecektir” dedi. Kanunu Sultan Süleyman Hastanesinin bulunduğu Başakşehir’de bu vakaların neden yoğun olduğunun araştırılması gerektiğini söyleyen Bulut, “Bu genç yaşta çocuk gebelerin yüzde kaçının yabancı uyruklu olduğuna bakılması lazım, bu çok önemli. Bu rakamları aşağı gösterme gibi bir baskı da uygulanmış olabilir. Burada da Pursaklar’a bakmak lazım” diye konuştu.

‘CEMAATLERİN ÖZEL HASTANELERİ VAR’

Başakşehir’de yüksek güvenlikli sitelerin olduğunu ve buralarda ikinci veya üçüncü eşlere sahip gettoların kurulduğuna ilişkin duyumlar aldıklarını belirten Bulut, “Genel olarak İstanbul’da tarikatların cemaatlerin yaygın olduğu semtlerde çocuk yaşta gebelikler görülüyor. Özel olarak da kendi açtıkları hastaneler var, oralarda kayıt dışı tutulabilir. Cemaat ve tarikatların 10- 15 doktorlu hastanelerinde bu tip olaylara rastlanabiliyor. Mesela imam nikahlı bir çocuk doğum yapınca doğan çocuk resmi nikahlı eşin üstüne kaydedilebiliyor. Yani düşünün ki resmi nikahlı kadın 11 ay önce bir doğum yapmış, sonra bir çocuğu daha oluyor. Bu büyük olasılıkla ikinci eşinden olabilir. Bunun takibini yapmak oldukça zor. Kanuni Sultan Süleyman Hastanesinin de sebebi odur. Bağcılar’da da bu tip hastanelere rastlanabilir” dedi. Verilerin adli vaka olduğu için kayda girilmesi ve bildirilmesi gerektiğini belirten Bulut, TTB'nin Ankara, İzmir ve İstanbul Tabip Odalarının çocuk yaşta cinsel istismarlarla ilgili çalışmaları olduğunu, komisyon kurulma söylemlerinin öne çıktığını ve Meclise yönlendirdiklerini söyledi.

ÖNLEYİCİ YAPTIRIMLAR ORTADAN KALDIRILIYOR

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, okul sıralarında olması gereken kız çocuklarının hamile olduğunu ifade ederek, bunun AKP’nin yeni bir rejim yaratma çabasının sonucu olduğunu söyledi. Aydoğan, “Şimdi de  TCK’nin çocukların cinsel istismarı suçunu düzenleyen 103. maddesindeki değişiklik tartışılıyor. Anayasa Mahkemesinin (AYM) çocuk haklarıyla ilgili üç kararını birlikte görmek ve değerlendirmek gerekiyor. Öncelikle resmi nikâh şartı aranmadan dini nikâh yapılmasına izin verildi. Dini nikâhtan önce resmi nikâhın zorunlu olması hem çok eşliliği hem de çocuk evliliklerini engelliyordu. Bunun kaldırılması çocuk evliliklerinin kontrolünü de engelledi” diye konuştu. Ayrıca her iki tarafın da 15 yaşın altında olması durumunda çocuk istismarının suç olmaktan çıkarıldığını belirten Aydoğan, böylece ailelerin 15 yaşından küçük çocuklarını fiilen ‘evlendirmelerinin’ yolunun açıldığını söyledi.

‘ÇOCUK YAŞTA EVLENENLER OKULDAN ALINIYOR’

2012’de çıkarılan 4+4+4 yasası ile birlikte okul öncesinden itibaren aşama aşama eğitim-öğretim süreci içerisinde kız çocuklarının okullardan çekilmesinin hayata geçirildiğini anlatan Aydoğan, “Mescitler zorunlu hale getirilerek inançlar arasında yapılan ayrıştırma cinsiyetler arasında da toplumsal ayrıştırmanın temel zemini haline getirildi. Yasal olarak 9 yaşından itibaren kız çocuklarının başının ve bedeninin kapatılması düzenlemesi yapılarak başta imam hatip okulları olmak üzere bütün okullarda fiili uygulama haline getirildi. Müftü nikahı vb. düzenlemeler çocuk evliliklerinin oranını arttırmış, açık öğretime devam eden kız öğrencilerin oranı yüzde 62’ye yükselmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre, ülkemizde çocuk yaşta evlilik ve nişanlılık nedeniyle eğitime devam edemeyenlerin yüzde 97.4’ü kız öğrencilerdir” diyerek cinsiyet eşitliği mücadelesinde devam edeceklerini söyledi.

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Şişecam’da ipler patronun elinde

SONRAKİ HABER

Dünyanın en çok alkol tüketen ülkeleri açıklandı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa