21 Ekim 2018 03:05

Arzuhâlci: Meslek de kazanç da nostaljik

Bütün anayasa maddelerini biliyor gibi düşündüğümüz, filmlerden, şarkılardan, şiirlerden hatırladığımız arzuhâlcilerin sayısı her geçen yıl azalıyor.

Fotoğraf: Evrensel

Paylaş

Orhan KURUL
Diyarbakır

Şiirlerde, türkülerde, öykülerde, romanlarda kaldı arzuhâl. Anlamı malum, dilekçe. Yönetmenliğini Zeki Ökten’in başrolünde Kemal Sunal’ın oynadığı ‘Davacı’ filmini birçoğumuz hatırlar.

Dilekçeleri yazarken ‘arzuhâlci’ anayasanın bütün maddelerini biliyor gibidir. Filmlerden, şarkılardan şiirlerden hatırladığımız arzuhâlci sayısı her geçen yıl azalıyor.

Diyarbakır’da da valilik karşısında ‘sabah 8 akşam 5’ karşılaşacağınız iki arzuhâlci var; 73 yaşındaki Remzi Filizay ve 75 yaşındaki İhsan Demirseçen. 10 yıllık, iki iş ortağı! Her gün bavullarına koydukları daktilolarını sırtlayıp geldikleri mekanlarında farklı daktilolardan çıkan ‘arzuhâller’ üzerinden aldıkları parayı ikiye bölüyorlar. ‘Sabahtan akşama kadar yan yanayız ortak olmasak, gelen birini o çağıracak ben çağıracağım. Ayıptır, en iyisi böyle’ diyorlar.

DİLEKÇENİN KONUSU GÜNDEME GÖRE DEĞİŞİYOR

Ortaklardan Remzi Filizay’la konuşuyoruz önce. 8 çocuğu var Filizay’ın, “Çoğu şehir dışında, mühendis biri , tıp fakültesinde okuyor biri bir tanesi İngilizce öğretmeni” diye tek tek sıralıyor çocuklarını. Kendisine ‘niye çalışıyorsun, yeter artık’ diyormuş çocukları ama “kahve köşelerinde oturmaktansa burada dururum” diye cevap veriyormuş Filizay. İnfaz koruma memurluğundan emekli olduktan sonra ‘arzuhâlci’ sıfatını alalı 25 yıl olmuş. İnfaz koruma memuruyken dilekçe yaza  yaza daktilo kullanmayı öğrenmiş. Her dava konusu hakkında dilekçe yazdıklarını söylüyor Filizay. Konuyu şöyle açıyor “Ortamın havasına göre dilekçe konuları değişiyor. Mesala; KHK’yle ihraçlardan sonra o konuya dair, FETÖ tutuklamaları olduğunda ona dair, ya da eskiden arazi davaları hakkında, Sur’da çatışmalardan sonra yıkılan evler için dilekçeler yazdık. Bazı zamanlar siftah bile yapamadan kalkıyoruz.” diyen Filizay kağıda gelen son zamları hatırlatarak “iki katından fazla oldu kağıt fiyatları ama biz zam yapmadık dilekçeye” diyor. Kendilerinin tercih edilmelerinin sebebini ‘fiyat uygunluğuna’ bağlıyan Filizay durumu şöyle açıklıyor; “Daha çok yoksullar geliyor, ne yapsın paraları az ya da yok. Geliyor param yok dilekçe yazar mısın diyor, ne yapalım yazıyoruz mecburen.”  

‘ON PARMAK KULLANIYORUM BEN’

Filizay’dan sonra ortaklardan Demirseçen ile konuşuyoruz. İhsan Demirseçen emekli astsubay. “Arzuhâlcilik emekli işi. Diyarbakır’da 10-15 tane arzuhâlci var, çoğunluğu emekli” diyor. İhsan Demirseçen Sur’da doğduğunu söylüyor, burada kendisinin Lice’nin bir köyünde doğduğunu hatırlatan Remzi Filizay ‘o şeher çocuğu’ diyor. Filizay’ın iki parmak daktilo kullandığını gülerek söyleyen Demirseçen omuzları kaldırıp ‘on parmak kullanıyorum ben’ diyor. Askeri mahkemelerde katiplik yapmış Demirseçen, on parmak kullanma marifeti de oradan geliyor.

‘2 YIL SONRA BİZİ GÖREMEZSİNİZ’

Demirseçen’in 4 çocuğu var onun da çocukları bırak artık diyorlarmış. Ortağıyla aynı fikirde olduğunu belirten Demirseçen ‘buraya gelmesek sabahtan akşama kadar kahvede dururuz. Burada en azından çay sigara parası çıkıyor” diyor. Teknolojinin işleri azalttığını söyleyen Demirseçen “ Bırakacağız zaten iki yıla kadar biz göremezsiniz buralarda” diyor. “Diyarbakır önce tek şehirdi, dört ilçeye bölününce buradaki kurumlara gelenlerin sayısı azaldı” diyen Demirseçen işlerin düşmesinin sebebini de bu duruma bağlıyor.

ÖNCEKİ HABER

Ara Güler, son yolculuğuna uğurlandı

SONRAKİ HABER

İmamın dövdüğü iddia edilen çocuk yoğun bakımda

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa